2 bin 190 gündür bitmeyen hüzün

Türk basınının yeri doldurulamayacak ismi SÖZCÜ Gazetesi yazarı Bekir Coşkun’un hayata veda edişinin üzerinden 6 yıl geçti. SÖZCÜ Gazetesi’ndeki köşesinin de adı olan ‘’10. Köy”de yas bitmedi. Hoşgörüsü, daima gülen yüzü, hayvan sevgisi, sanata olan düşkünlüğü ve kıvrak kalemi unutulmadı.
MEMLEKETE ÖZLEM
18 Ekim 2020’de kaybettiğimiz Coşkun, bugün doğum yeri olan Şanlıurfa Tülmen köyündeki mezarı başında anılacak.
10 Kasım 1945’de doğan Coşkun, Atatürk’ün hayata vedası nedeniyle doğum günlerini hiç kutlamadı.
Doğduğu toprakları ve özlemini, şöyle anlatırdı:
“Urfa öyle bir yerdir ki ne ulu çınarlar verdi, ben onların arasında bir filizim.’İstanbul’un en güzel yerinde otursam, boğaz manzaram olsa, ben köyümde annemin ekmek kokusunu, babamın dizinde oturmayı isterim.’’
Bir gün gazetede önündeki kağıda sürekli aynı rakamları karaladığını gördüm. “Ben en çok 414 rakamını severim. Urfa’nın telefon kodudur, 414’ü tuşlarken içimi bir sevgi kaplar’’ dedi. Üç rakamdan, kendisine mutluluk çıkarabilen bir kişilikti.
Ajansta çalışırken TRT’de görevli Fransız asıllı Türk vatandaşı Andree ile tanıştı iki misli ücretle ajansa transfer etti. Ajansın bu parayı ödeyecek maddi gücü yoktu ama Andree’ye yakın olmak için maaşın ikinci bölümünü kimseye söylemeden cebinden ödedi, sonra da evlilik geldi.
Yazarlık yeteneğini Günaydın Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni Rahmi Turan keşfetti. Bir köşe açarak, ‘’9. Köy” adını koydu. Günaydın’dan ayrılınca yazılarını ‘’10. Köy’ adıyla yazmaya başladı.
‘DALGALAR ALDI
İktidar değişince yazılarını yumuşatması, iktidara çok yüklenmemesi istendi. Gazetedeki kapı komşusu Emin Çölaşan’a da benzer baskılar geldi ve ‘’Hayır’’ dediği için işine son verildi. Coşkun da ‘’Biz bir kayıktaydık, kürek arkadaşımı dalgalar aldı’’ diye müthiş bir yazı yazdı ve istifa etti.
Kısa dönem Habertürk ve Cumhuriyet, ardından da SÖZCÜ Coşkun, 14 Mart 2013’den itibaren SÖZCÜ’de özgürce yazılar yazdı. Çok mutluydu, yazın Cunda’daydı. Urfa’dan çıkıp kaptan ehliyeti alan ilk kişi olarak deniz tutkusu ve Kuzey Ege hayranlığı vardı, ta ki o hastalığa yakalandığı ortaya çıkana kadar…
Acılarla dolu uykusuz geceler geçirdi. Yanında Andree, köpekleri Postal ve Suşi ile sokakta perişan halde bulup eve getirdikleri “Hırpani’’ adını koydukları kedileri vardı. Umudunu yitirmedi, iyileşip okuyucularına kavuşacağı günleri bekledi ama olmadı. Türk basını bir efsaneyi, Bekir Coşkun’u kaybetti…
İyi ki bu dünyadan geçti
ANDREE COŞKUN: Aradan altı yıl geçti..Takvimler değişti. Ama onun yokluğu içimde eksilmeyen bir sızı olarak kaldı. Bana ‘Her şeyin ilacı zamandır’ dediler ama bu ilaç bani etkilemedi, yas bitmedi. Bazı insanlar gider, fakat sesleri, sözleri, düşünceleri ve yüreklerde bıraktıkları izler hiç gitmez. Kalemini özleyenlerin yüreğinde boşluk onu arayan gözlerde hüzün var. Özlemek benim için hergün yeniden hissetmek. İyi ki bu dünyadan bir Bekir Coşkun geçti ..İyi ki yazdı, düşündürdü, yüreğimize dokundu..İyi ki sevgilim oldu..”

Bir kaptanlık anısı
‘’Bir yazımdan sonra dönemin Başbakanı benim için ‘Bu ülkeyi terk etsin’’ dedi. Resmi ağızdan Türkiye’den kovulmak istenen ilk gazeteci ünvanı aldım. Cunda adasındaydım, evin terasına çıktım, ufka baktım. Madem kovuyorlar, tekneme atlayıp gitsem mi diye düşündüm. Kaptan ehliyetim de var. Ama iyi bir rota çizmem gerekiyor. Daha önce Midilli’ye gitmek için yola çıkmıştım, bir baktım Altınoluk’a gelmişim, Erbakan Hoca’nın evinin önündeki iskeleye çıktım.’’
Demirel’in ayakları
Coşkun mesleğe ilk adımını Ankara Rüzgarlı sokakta Hür Anadolu Gazetesi’nde attı. Gazete, Adalet Partisi ve Süleyman Demirel’i destekliyordu. Coşkun’a ilk olarak Demirel’in şahit olacağı bir nikah törenini izleme görevi verdiler. Coşkun şöyle anlatıyordu:
“Tek foto muhabiri bendim. 3-4 kaset film çektim, büroda filmleri yıkadık, büyük bölümü çıkmamıştı, çıkanlar da yarımdı. Demirel’in sadece ayakları gözüküyordu. Beni hemen kovdular… Türk Haberler Ajansı’nda muhabir, ardından Karadeniz Haber Ajansı’nda Genel Müdür oldum. Ama yöneticilik yeteneğim olmadığı için, ajans batma noktasına geldi.’’
AYRILIK MEVSİMİ
Artık mevsim güz.
Bugünler ayrılık zamanıdır
Canım sıkılır kuşların gidişine...
Peşlerinden koşup tutasım gelir.
Canım sıkılır dalından kopup düşen yapraklara
Toplayıp dallarına koyasım gelir...
Bu mevsimde daha çabuk ağlıyor insan...
Bahaneye bakar gözpınarları
Bu ayrılıklar bana göre değil,
Elimde beyaz mendil
Tüm ıslak gözleri silesim gelir
(Bekir Coşkun-2021)
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.