ESPN DeportesCruz Azul busca salir de su mala racha ante el sotanero FC JuárezThe Jerusalem PostTwo dead, including child, after vehicle plows through youth soccer game in Wichita, KansasPunchOyo mother sells one-month-old baby for N2mESPNFollow live: Bazzana's homer helps Guardians cut into Rays' leadZDF heuteManipulation durch GerrymanderingKhaosod EnglishThai police rescue student tricked into staging kidnapping for ransomEl Comercio“El niño”: el conmovedor tráiler de la adaptación que Netflix estrenará de la novela de Fernando Aramburu | VIDEO20 MinutenNutzt du «1234» als Passwort? Das meint der Experte dazuFree Malaysia TodayMessi brace lifts Inter Miami to 3-1 win in Atlantaسكاي نيوز عربيةفانس يربط عنف فرنسا بالهجرة ومشكلات "الاندماج"Collider13 Years Later, Prime Video’s Twisty Mystery Thriller Hits Harder Than EverNew Straits TimesZverev, Medvedev ousted with Spaniards to clash for Shanghai title
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, October 18, 2026

Türklük ve Türk kimliği

Translate

Değerli okur bugün okuyacağınız 24 Aralık 2006 günlü Hürriyet gazetesinde yayımlanmıştı. Aynı yazıyı 20 yıl sonra Cumhuriyet gazetesinde de yayımlamak zorunda kalmak bana acı vermekte.

Ahmet Yıldız’ın “Ne Mutlu Türküm Diyebilene” (İletişim Yayınları, s.66) adlı kitabından aldığım ilhamla Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun “Yaban” adlı romanından uzun bir alıntı yapacağım. Bir diyalog, Milli Mücadele sırasında Türk sözcüğünün halkta yarattığı imgeyi gözler önüne sermektedir. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra emir erinin köyüne yerleşen Türkçü bir subay, Ahmet Celal ile, köylülerden Bekir Çavuş arasında, düşman köye yaklaştığı sırada şöyle bir konuşma geçer (İletişim Yayınları, 1998, S.172-173):

[“Bir gün, Bekir Çavuş fena bakarak söyledi.

- Düşman tee İzmir’de idi, sağdan sataştılar, soldan sataştılar. Herife rahat vermediler. Buralara kadar gelmesine sebep oldular. Ne diyeyim bilmem ki, Allah sebep olanları...

Elimin tersiyle suratına bir tokat aşk etmek istedim. Fakat, kendimi tuttum. Ve ona son defa olarak, vatanın bütünlüğü hakkında bir fikir vermeye çalıştım:

- Bir Türk için İzmir ne ise Sivas odur. Diyarbakır ne ise Samsun da odur. İzmir zaptolundumu, bütün Anadolu’nun ilmiği düşmanın elinde demektir. Orası kurtulmayınca burası kurtulmaz. Bekir Çavuş sözümü kesti:

- Haydi be, sen de... Bu lafları başkasına anlat.

Kendimi tutamadım:

- Bekir Çavuş aklını başına al, yoksa başına bir şey indiririm, dedim.

Derhal, benim subaylığımı ve kendi çavuşluğunu hatırına getirmiş olacak, hemen toplandı.

- Kusura bakma, biz köylüyüz. Böyle şeylere aklımız ermez, dedi ve yanımdan kalkıp gitmek istedi. Kolundan tutup oturttum:

- Sen yalnız köylü değilsin. Sen askerlik etmiş adamsın. Sana bu sözler yakışmaz. Ayıptır, ayıptır!

Asker! Fakat, Bekir Çavuş, bir bozgun ordusunun askeridir. Kim bilir kaç dayakta kötürümleşmiş maneviyatını ayağa kaldırıp durdurmak ne mümkün! Hele, düşmanın şu karşı tepeleri tuttuğu bir sırada ona dasitani bir heyecan vermeye çalışmak kadar abes ve mevsimsiz bir şey tasavvur olunamaz. Bekir Çavuş:

- Biliyorum beyim sen de onlardansın emme.

- Onlar kim?

- Aha, Mustafa Kemal Paşa’dan yana olanlar...

- İnsan Türk olur da nasıl Mustafa Kemal Paşa’dan yana olmaz ?

- Biz Türk değiliz ki, beyim.

- Ya nesiniz ?

- Biz İslamız, elhamdülillah... O senin dediklerin Haymana’da başlar.”

“Eğer, bize zafer nasip olsa bile kuracağımız şey, yalnızca bu ıssız toprakla, bu yalçın tepelerdir. Millet nerede ? O henüz ortada yoktur...yeni baştan yapmak gerekecektir.”]

Günümüzün aydın ve yazar takımından “Bekir Çavuş”lar 1923-1945 arasını bu nedenle kurşuna diziyorlar. O dönem, bir Türk ulusu kimliği ve bilinci inşaa etmek istediği için... (Hürriyet, 24 Aralık 2006)

Osmanlı saltanatında Ermeni Ermeni olduğunu, Arap Arap olduğunu, Rum Rum olduğunu, Kürt Kürt olduğunu biliyor ama Türk Türk olduğunu bilmiyor; okullarında Türk-Osmanlı tarihini değil İslam tarihi okutuluyor; halk vatandaş değil ama uyruk (“tebaa”). Yani Türk Dil Kurumu’na (TDK) göre uyruk, “bir devlete vatandaşlık bağıyla bağlı olma durumu” veya bu bağa sahip olan kimse.

Günümüzde zibil gibi türlü-çeşitli “Bekir Çavuş”lar var. Bir de TC vatandaşı olup da devlet vatandaşlığının adı olan Türklükten nefret edenler var. Hem Cumhuriyetin tamamını kurşuna dizmeye kalkışıyorlar hemi de anayasada “kurucu unsur” olarak yer almak ve okullarda kendi dillerinde öğretim istemekteler. Ne anayasa ne baba yasa ne de uluslararası kuralları dinlemekteler. “Kardeş” diyorsun. “Kimliğinde yazan Türklük, anayasa vatandaşlığı”nın adıdır; senin etnik kökenine tecavüz değildir, onu senin elinden almıyor. Devlet vatandaşlığı senin etnik kökenini elinden almaz ama bu topraklar üzerinde yaşamakta olan bütün etnik kökenleri aynı kazanda buluşturur, buluşturmak zorundadır.”

İlkokula giderken tekerlemeler uydurmak gibi bir kötü tutkum vardı Caz şarkıcılarını takliden “Vasmandı vasmandı gut bin bay bıdıbıt!” ya da “Keskindoreke fındınfalava” gibi herzeler uydururdum. Rumcaya benzeterek “Anladın mı?” anlamında “Anladikos moroniskala?” derdim! Şimdilerde, “Gel min kirivo?”1

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.