Sayıştay, kamu idarelerine yönelik denetimlerinde dikkat çeken bulgular tespit etti: Komedi gibi işler!

Özelleştirme Yüksek Kurulu’nca özelleştirme kapsam ve programına alınan kuruluşlara ait kimi taşınmazlar, kamu yararı dikkate alınarak, belirli bir amaçla kullanılmaları ya da belirli bir kuruma tahsis edilmeleri amacıyla kamu kurum ve kuruluşlarına ya da mahalli idarelere bedelli veya bedelsiz olarak devredilebiliyor. Ancak toplamda 30 taşınmazın tahsis amacına aykırı olarak kullanıldığı, 26 taşınmazın Özelleştirme Yüksek Kurulu kararında kamu yararına kullanım şartı getirildiği halde satıldığı tespit edildi.
Sayıştay’ın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Özelleştirme Fonu Denetim Raporu’nda, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararı ile kamu yararına kullanılması kaydıyla bedelli veya bedelsiz olarak kamu kurum ve kuruluşları ile mahalli idarelere devredilen 26 adet taşınmazın devralan kuruluşlar tarafından satıldığı, 4 taşınmazın da kurul kararlarında belirlenen amacın dışında kullanıldığı tespit edildi.
4 taşınmazdan ikisinin ilgili belediye tarafından meslek edindirme kursları ve çok amaçlı gençlik merkezi olarak kullanılması gerekirken idari bina olarak kullanıldığı, kalan iki tanesinin ise fen işleri hizmetlerinde ve sosyal tesis alanı olarak kullanılması gerekirken bir kooperatife kiralandığı belirlendi.
Sayıştay, “Geçmiş yıllar Sayıştay denetim raporlarında da konu edildiği üzere, devir amacına aykırı kullanıldıkları tespit edilen taşınmazlara ilişkin olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına aykırılığın giderilmesi ya da devir amacının yeni bir karar ile değiştirilmesi gerekmektedir” dedi.
KAMUOYUNA DUYURULMUYOR!
Raporda, ayrıca özelleştirme kapsam ve programına alınmış olan taşınmazların Özelleştirme Fonu mali tablo ve mali tablo dipnotlarında tam ve doğru şekilde raporlanmadığına da işaret edildi. Bunun dışında özelleştirme programına alınan kuruluşların özelleştirilmesinde komisyonlarca belirlenen değer tespit sonuçlarının kamuoyuna duyurulmadığı da tespit edildi. Raporda, “Özelleştirme uygulamalarının, değer tespit sonuçları da dahil aleniyet içerisinde yürütülmesi 4046 sayılı Kanun’un temel ilkelerinden biri olarak belirlenmiş olup özelleştirme süreçlerinde belirlenen değer tespitlerinin kamuoyu ile paylaşılması kanun ile hüküm altına alınmıştır” denildi.
KENDİ ALIMINDA HATA
Sayıştay’ın Kamu İhale Kurumu Denetim Raporu’nda ise ilginç bir bulguya yer verildi. Kamu ihalelerinin denetiminden de sorumlu olan kurumun kendi alım işinde hata yaptığı tespit edildi. Sayıştay, kurumun, ihtiyaç duyduğu “kamu alımlarının dijital dönüşümü araştırma, geliştirme, bakım ve destek hizmetini” danışmanlık hizmeti kapsamında temin ettiğini ancak bu alımın “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı” niteliğinde olduğuna dikkat çekti.
Rapora göre, yapılan incelemede; kurum ile Havelsan arasında geçen yıl imzalanan 356 gün süreli “Kamu Alımlarının Dijital Dönüşümü, Araştırma, Geliştirme, Bakım ve Destek Hizmet Alımı” işine ait sözleşme kapsamında temin edilen personelin, kurum personeli gibi çalıştığı, çalışma saatlerinin tamamını kurum için kullandığı, sözleşme maliyetinin tamamının işçilik giderlerinden oluştuğu ve işin süreklilik arz ettiği tespit edildi. Sayıştay, alınan hizmetin “danışmanlık hizmeti” değil “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı” olduğuna dikkat çekti.
Kamu İhale Kurumu ise, Havelsan ile yapılan sözleşmenin “danışmanlık hizmeti” niteliğinde olduğunu, tam zamanlı çalışan personelin yanında kısmi zamanlı çalışan personelin de bulunduğunu ve hizmetin 2029 yılında sona erdirilmesinin planlandığı belirtilerek alımın “personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı” olmadığı ileri sürdü.
Ancak Sayıştay sözleşme ve teknik şartname hükümlerinde asgari personel sayısının belirlenmiş olması ve personelin “kurumda tam zamanlı olarak çalışacak kişiler” şeklinde tanımlanmasının, kısmi zamanlı çalışma iddiasıyla bağdaşmadığına işaret etti.
Yaklaşık maliyeti 183 milyon TL olan bu işin, hizmet alımları için öngörülen limitin üzerinde olduğuna işaret eden Sayıştay, işin “danışmanlık hizmeti” olarak değerlendirilmesi halinde doğrudan temin yöntemiyle değil, danışmanlık hizmet alımlarına ilişkin usule uygun olarak “belli istekliler arasında ihale usulüyle” gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtti. Buna karşın alımın “doğrudan temin” yoluyla gerçekleştirilmiş olmasının, idarenin işlem tarihinde söz konusu işi “danışmanlık hizmeti” olarak değerlendirmediğini gösterdiğine dikkat çekildi.
BU ŞEKİLDE ALIM YAPAMAZ
Alımın süreklilik arz eden bir hizmet ihtiyacının karşılanmasına yönelik olduğuna işaret eden Sayıştay, “Sonuç olarak, denetleyici ve düzenleyici bir kamu idaresi olan Kamu İhale Kurumu’nun, 4734 sayılı Kanun’un 62. maddesinin (e) bendi gereğince kendi bütçesinden personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı yapması veya niteliği itibarıyla bu sonucu doğuracak şekilde alım yapması mümkün bulunmamaktadır” değerlendirmesini yaptı.
KURUMLAR NE HALE GELDİ
TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi, YENİ Parti Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, “Burada dikkat çekici olan yalnızca 183 milyon liralık bir kamu harcaması değildir. Daha önemli olan, kamu ihalelerini düzenleyen ve denetleyen Kamu İhale Kurumu’nun kendi yaptığı bir hizmet alımının Sayıştay tarafından mevzuata aykırı nitelikte değerlendirilmesidir. AKP iktidarı kurumları öyle bir hale getirdi ki, denetleyici bir kurum bile mevzuata aykırılık yapabiliyor” dedi.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.