The Jerusalem PostPalestinian history children's book withdrawn from publisher due to editorial disagreementsInquirerIlocos Sur town rolls out cashless payments in markets, transportBollywood HungamaAmit Trivedi makes a SHOCKING confession about Anurag Kashyap’s No Smoking: “Mujhe film dekh ke kuch samaj nahin aaya!”; reveals Shilpa Rao STRUGGLED to get him his Bollywood breakRTP DesportoIúri Leitão e Ivo Oliveira conquistam prata em madisonDaily MaverickOUR CITY NEWS: Joburg mayoral candidate Tlaleng Mofokeng on balancing grief and her political visionХабрCilium в качестве Load Balancer для локального Kind-кластера через Gateway APIZDF heuteAktuelle Pressemitteilungen des ZDFKhaosod EnglishMysterious footprints in Udon Thani spark dinosaur speculationSky TG24Da Milano a Torino, i video degli scontri di sabato nelle città italianeInteriaSprzeczne głosy ws. dostępu Ukrainy do Starlinka. Rubio odpiera zarzutyScreen Rant7 Kids Movies From The 21st Century That Feel Like They Belong In The 1980sHet Laatste NieuwsMike Penders is aan zet bij Chelsea: Emiliano Martinez “enkele weken” buiten strijd na kaakbreuk
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, October 18, 2026

Manifest'in dünya sahnesindeki büyük hayali! Londra'da ilk kez anlattılar

Translate

Türkiye'de kısa sürede geniş bir hayran kitlesine ulaşan Manifest, Londra'daki ilk yurt dışı arena konseri öncesinde dikkat çeken açıklamalarda bulundu. OVO Arena Wembley'de sahneye çıkmaya hazırlanan grup üyeleri, dünya çapındaki hedeflerini, başarılarının sırrını ve Türk pop müziğine kazandırdıklarını anlattı. "Manifest, Türkiye'ye neşe getirdi" diyen Zeynep Sude Oktay, küresel müzik sahnesine Türk kültürünü taşıma hedeflerini de paylaştı. Hürriyet'ten Meltem FIRATLI'nın röportajı...

Manifest grubuyla Londra’daki konserlerinden bir gün önce bir araya geldik. Grup üyeleri tüm heyecanları ve enerjileriyle karşımızdaydı. Türkiye’deki hayranlarına mesaj vermeyi de unutmadılar: “Onların sevgisine ve desteğine layık olmaya çalışıyoruz.”

Londra’nın ikonik stadyumlarından Wembley Arena’nın hemen yanındaki 12 bin 500 kişilik OVO Arena Wembley’ye giriyorum. Ama bu kez arka kapısından. Bir gün sonra gerçekleşecek Manifest konseri için sahne arkasında hazırlıklar sürüyor. Grup üyeleri sahnede provada. Sessizce kulise geçiyorum. Upuzun bir koridor. Sağlı sollu odaların tepesinde küçük levhalar asılı. Kiminin üzerinde İngilizce ‘saç ve makyaj’, kiminde de ‘orkestra’ ya da ‘dansçılar’ yazılı. Hepsinin ortak noktası Manifest başlığı...

Prova bittikten sonra grubun söyleşi için hazır olduğu haberi geliyor. Dinlendikleri odaya girdiğimde hepsi yüzlerinde kocaman bir gülümsemeyle ayağa kalkıyor. Saniyeler içinde gazeteci olduğumu unutup “Ama şimdi ben çok heyecanlandım” sözleri ağzımdan çıkıveriyor. Onlara hayran olmamak imkânsız. Azimlerine, çalışkanlıklarına, enerjilerine...

Esin (Bahat), Hilal (Yelekçi), Lidya (Pınar), Mina (Solak), Sueda (Uluca) ve Zeynep Sude (Oktay)... Bir süredir Londra’daydı Manifest üyeleri. OVO Arena’daki konserleri öncesi yabancı basınla bir araya geldiler, kendilerini anlattılar. Bir yandan da ilk İngilizce şarkıları ‘Tralala’yı tanıttılar. Müzik dergisi Rolling Stone’da da onlar vardı, BBC Radio 1’da da. Londra’nın ünlü meydanı Leicester Square’de gezerken kafamı kaldırdığımda afişlerini gördüm. 2025 yılında kurulan grubun yaklaşık iki yılın sonunda geldiği bu nokta yaptığımız kısa sohbetin de ana konusuydu.

◊ Beni çok güzel bir enerjiyle karşıladınız. Nedir bu enerjinin kaynağı?

Esin Bahat: Bu sorunun cevabı birbirimizle olmak bence. Her düştüğümüzde, yorulduğumuzda birbirimizden güç alabilecek kadar hem gerçekten profesyonel iş arkadaşlarıyız hem de gerçekten arkadaşız. Birlikte güzel şeyler başarıyoruz.

Lidya Pınar: Sahnede olmayı da çok seviyoruz. Şarkı söylemek, dans etmek hepimizin hayaliydi.

Sueda Uluca: Bir arada olmak enerjimizi de yükseltiyor.

‘TÜRKİYE’YE NEŞE GETİRDİK’

◊ Kısa sürede çok yol aldınız. Bazen şüpheye düşüp tekrar kontrol ediyorum gerçekten 2025 yılında mı kurulmuştunuz diye... Geçen süreye bakınca neler hissediyorsunuz?

Hilal Yelekçi: 10 yıl gibi geçti bence! Çok güzel başarılar elde ettik. Hiç beklemediğimiz bir noktaya taşıdık Manifest’i. Çok yorulduk, çok çalıştık ama değdi bence. İki senede bunları yapabildiysek, sonraki senelerde neler neler yapabiliriz diyorum.

◊ Sahnede 6 kişisiniz ama arkada dev bir ekip var değil mi sizinle bu yolu yürüyen?

Mina Solak: Her zaman gözetildiğini, her zaman önemsendiğini bilerek yaşamak bir sanatçının en büyük lüksü olabilir. Biz sahnede kendimizi bu kadar rahat ifade edebiliyorsak minimum 150 kişilik bir ekip sayesinde.

Esin Bahat: Her saniyemiz bizim için düşünülüyor ve biz de sahnede çok rahat bir şekilde, bir şey düşünmeden performansımızı sergileyebiliyoruz. Çok şanslıyız, iyi ki varlar.

◊ Sizinle birlikte Türkçe popta yeni bir dönem başladı. Nedir bu yeni dönemin kodları?

Zeynep Sude Oktay: Kız ve erkek müzik grupları başka ülkelerde yaygındı, bizde de 15-20 yıl önce tek tük gruplar vardı. Bu kültürü Türkiye’de tekrar başlatabilmiş olmak bizim için çok ayrı bir gurur gerçekten. Aynı zamanda artık müzik piyasası bir tık daha genç, daha dinamik ve daha yeni müziklerle biraz daha globale de yaklaşan bir yere vardığı için de mutluluk duyuyoruz. Elbette bizden önce Hepsi vardı ama o dönemin şartlarında globale açılabildiler mi?

◊ Açılamadılar.

Zeynep Sude Oktay: Bu yüzden bizi öncü görüyorum. Bu çok büyük gurur. Manifest, Türkiye’ye neşe getirdi bence.

Lidya Pınar: Genç sanatçıların tekrar bu sektöre bir şekilde motive olması, bu sektörde yer edinebiliyor olması da önemli.

Esin Bahat: Ben disiplini de eklerim. Bir atlet kadar kendimize, bedenimize, mentalimize dikkat etmemiz ve çok sağlıklı yaşamamız gereken bir düzenin içerisindeyiz. Çünkü başka türlü gerçekten mümkün değil. Biz aslında sanatçı ve aynı zamanda sporcu hayatı yaşıyoruz.

Lidya Pınar: Büyük sahne şovlarını da ekleyebilirim buna. Çünkü bence bizim konserlerimizden sonra başka sanatçılarda gördüğüm daha büyüyen sahne şovları oldu. Bu da güzel bir rekabet getiriyor aslında. Sürekli her yapılan sahnenin biraz daha, bir üstüne, bir üstüne derken daha iyi olmasını sağlıyor. Bence konser kültüründe çok güzel görsel şölenler yaşanmaya başladı.

Manifestin dünya sahnesindeki büyük hayali Londrada ilk kez anlattılar

◊ Spice Girls’ün memleketindesiniz. Yabancı basınla bir araya geldiniz. En çok neler merak ediliyor sizinle ilgili?

Zeynep Sude Oktay: Neden İngilizce şarkı yaptığımız soruluyor. Buna verdiğimiz tek bir cevap oluyor aslında. İngilizce şarkı yapmak, globale açılmak için kolay bir adım baktığımızda. Herkesin anlayabildiği, iletişim kurabildiği bir dil. Ama tabii ki biz globale açılmayı kimliğimizden uzaklaşmadan, o şarkının içine Türk ezgileri katarak, Türk kimliğimizi de yanımızda taşıyarak yapmak istiyoruz. Yani global olmak istiyoruz ama kültürümüzü de global yapmak istiyoruz.

Lidya Pınar: Evet, Spice Girls’ün memleketindeyiz. Spice Girls de ilk yurtdışı turnelerinin açılışını İstanbul’da yapmış. Biz de ilk yurtdışı arena konserimizi İngiltere’de veriyoruz. Aramızda böyle güzel bir kesişim noktası var. Bu da benim çok hoşuma gitti duyduğumda.

◊ Küresel arenada büyük rekabet var. Sizce Manifest’in şansı nedir?

Esin Bahat: Dış faktörlere bağlı olmadan her konserimizde, her işimizde “Bir adım sonrasını daha iyi nasıl yapabiliriz”in cevabını aradığımız için bence Manifest gerçekten çok organik bir şekilde ilerleyen bir yapıya dönüştü. Bundan sonrası için de hedefimiz kendimizin en iyi versiyonuna ulaşmak ve ülkemizi en iyi şekilde temsil etmek.

Manifestin dünya sahnesindeki büyük hayali Londrada ilk kez anlattılar

◊ ‘Tralala’yı da Londra’da tanıttınız... Tepkiler nasıl?

Esin Bahat: Nakaratının ‘catchy’ (akılda alıcı) olduğundan, Türk ezgilerini duymanın onlar için çok özel bir şey olduğundan bahsettiler.

◊ Çok seviliyorsunuz. Eminim Türkiye’deki hayranlarınız konserde yanınızda olmayı çok istemiştir. Bu sevginin sizdeki karşılığı nedir?

Zeynep Sude Oktay: Onları gerçekten çok seviyoruz. Bunu laf olsun diye söylemiyoruz. Çünkü bence hiçbirimiz hayatımızda bu kadar desteklenmemişizdir. Yarışmanın (Big5 Türkiye) en başından beri yanımızdalar. Çok sadıklar, çok destekleyiciler. Biz de onların sevgisine ve bu desteğine layık olmaya çalışıyoruz. Bizi desteklemeye devam etmeleri için onlara sürekli bir sebep vermeye çalışıyoruz.

Sueda Uluca: Bizimle beraber olduklarını biliyoruz. Sevgileri ve enerjilerini her zaman yanımızda hissediyoruz.

View the original on CNN Türk →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.