ESPN DeportesCruz Azul busca salir de su mala racha ante el sotanero FC JuárezThe Jerusalem PostTwo dead, including child, after vehicle plows through youth soccer game in Wichita, KansasPunchOyo mother sells one-month-old baby for N2mESPNFollow live: Bazzana's homer helps Guardians cut into Rays' leadZDF heuteManipulation durch GerrymanderingKhaosod EnglishThai police rescue student tricked into staging kidnapping for ransomEl Comercio“El niño”: el conmovedor tráiler de la adaptación que Netflix estrenará de la novela de Fernando Aramburu | VIDEO20 MinutenNutzt du «1234» als Passwort? Das meint der Experte dazuFree Malaysia TodayMessi brace lifts Inter Miami to 3-1 win in Atlantaسكاي نيوز عربيةفانس يربط عنف فرنسا بالهجرة ومشكلات "الاندماج"Collider13 Years Later, Prime Video’s Twisty Mystery Thriller Hits Harder Than EverNew Straits TimesZverev, Medvedev ousted with Spaniards to clash for Shanghai title
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, October 18, 2026

Fon krizinden güç krizine

Translate

Fon ile yatıp fon ile kalkmaya başladık. Sabahtan akşama kadar fonları konuşuyoruz, yarattıkları sorunları tartışıyoruz.

Çünkü bu kriz herkese dokundu. Her mahalleye girdi, her mutfağa uzandı. Etkileri de uzun süre devam edecek.

“Benim fonlarla hiç ilgim olmadı, hayatımda borsada oynamadım” diyenler bile bu gelişmelerden payını aldı. Belki farkında değiller ama onlar da bu krizin ekonomik ve toplumsal sonuçlarıyla karşı karşıya.

Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi, zararın önemli bir bölümünü henüz görebilmiş değiliz ama geçmişte yaşanan benzer finansal krizlerin ekonomik ve toplumsal sonuçlarını incelediğimizde ise önümüzde nasıl bir tablo oluşabileceğini tahmin etmek zor değil.

Finansal piyasaların hafızası güçlüdür. Bir kurumda başlayan kayıp, başka kurumların bilançolarına, yatırımcıların davranışlarına ve nihayet ekonominin bütününe yayılabilir. Akademik literatürde buna contagion, yani finansal bulaşma diyoruz.

Türkiye’de bugün yaşananları değerlendirirken bu bulaşmanın hangi kanallardan ilerlediğine, piyasa gücünün kimlerin elinde toplandığına ve bu ekonomik gücün siyasal karar mekanizmalarıyla nasıl ilişkilendiğine bakmamız gerekiyor.

Finansal krizlerin en ürkütücü yanı, zararın nerede başlayıp nerede biteceğinin kolayca kestirilememesidir. Bir fonda yaşanan kayıp, aynı hisselere yatırım yapan başka fonlara, oradan bankalara, şirketlere ve nihayet hanehalkına kadar uzanabilir. Yatırımcıların güvenini kaybedip paralarını çekmesi satışları hızlandırır; düşen fiyatlar yeni kayıplar yaratır.

Şirketlerin finansmana erişimi zorlaşır, bankalar teminatlarını yeniden değerlendirir, kredi koşulları ağırlaşır. Üstelik birbirine ortaklıklarla, borç ilişkileriyle ve aynı varlıklara yapılan yatırımlarla bağlanan kurumlar, krizin etkisini farkında olmadan büyütür. Bir kurumda yaşanan sorun, henüz hiçbir kayıp yaşamamış başka bir kuruma duyulan güveni de sarsabilir. Böylece finansal piyasalarda başlayan sarsıntı, zamanla üretimi, istihdamı ve milyonlarca insanın günlük yaşamını etkileyebilecek bir ekonomik dalgaya dönüşür.

Peki, finansal piyasalarda böylesine büyük riskler birikirken ekonomik güç kimlerin elinde toplanıyor?

Bu gücün siyasal karar mekanizmalarıyla ilişkisi nasıl şekilleniyor?

Bu soruların yanıtını arayan akademik çalışmalar oldukça çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor.

Ekonomist Mara Faccio’nun 47 ülkeyi kapsayan araştırması, şirket sahipleri ve yöneticileriyle siyasetçiler arasındaki bağlantıların şirketlerin piyasa değerini etkileyebildiğini gösteriyor. Siyasal bağlantıların ekonomik değeri, ülkelerin kurumsal yapısına ve denetim mekanizmalarının işleyişine göre değişiyor.

Harvard Üniversitesi’nden Asim Ijaz Khwaja ile Atif Mian’ın Pakistan üzerine yaptığı araştırmada ise siyasal bağlantıları bulunan şirketlerin diğer şirketlere göre yüzde 45 daha fazla kredi kullandığı, temerrüt oranlarının da yüzde 50 daha yüksek olduğu görülüyor. Üstelik bu farklılıklar özellikle kamu bankalarında belirginleşiyor.

Daron Acemoğlu, Simon Johnson, Amir Kermani, James Kwak ve Todd Mitton’ın ABD’deki 2008 finansal krizi üzerine araştırması da benzer bir ilişkiye dikkat çekiyor. Timothy Geithner’ın Hazine Bakanlığı’na aday gösterilmesinin ardından, kendisiyle geçmişten bağlantıları bulunan finans kuruluşlarının hisselerinde ilk işlem günü yaklaşık yüzde 6, on işlem günü sonunda ise yaklaşık yüzde 12 oranında olağanüstü getiri hesaplanıyor.

Örneklerin sayısına yetişmek olanaksız.

Şimdi Türkiye’ye bakalım.

Ortada yanıtlanması gereken, ancak kapsamı herkesin de bildiği konuyu soru kümesi haline getirelim.

Dahası, önümüzde çok daha ağır bir soru duruyor: Uluslararası endeks kuruluşu MSCI, Türkiye sermaye piyasasındaki şeffaflık sorunlarını ve koordineli işlem şüphelerini gündeme taşıyıp ikaz etmeseydi ve sonrasında bazı endeks değişikliklerini durdurmasaydı ne olacaktı? Yıllardır bu piyasaları gözetmekle yükümlü kurumlar hangi aşamada, hangi gerekçelerle harekete geçecekti?

MSCI’ın uyarıları, finansal sistemimizin denetimine ilişkin ciddi bir hesap verme sorumluluğunu gündeme getiriyor. Fonların sahiplik yapılarından siyasal bağlantılarına, düzenleyici kurumların kararlarından olası çıkar çatışmalarına kadar uzanan ilişkilerin açıklığa kavuşturulması gerekiyor. Ekonomik güç ile siyasal nüfuz arasındaki bağları araştırmak, artık ertelenemeyecek bir kamusal görev olarak karşımızda duruyor.

Biraz da utanarak bakmamız gereken bir tablo var: Milyonlarca insanın tasarrufunu ilgilendiren Türkiye sermaye piyasasının güvenilirliği konusunda, yabancı bir endeks kuruluşunun uyarıları belirleyici bir gündem yaratıyor. Ülkenin kendi denetim kurumları, bağımsız kurulları ve siyasi sorumluları varken böylesine önemli soruların dışarıdan gelen uyarılarla yeniden gündeme taşınması başlı başına sorgulanmayı hak ediyor.

Ve asıl düşündürücü olan, MSCI’ın gördüklerinden çok, Türkiye’de yetkili kurumların ve siyasi karar vericilerin bugüne kadar neyi bildikleri, neyi görmezden geldikleri ve bildikleri karşısında ne yaptıklarıdır.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.