Suç ekonomisi!

Devletin resmi kurumları önünde resmi geçit yapar gibi göstere göstere yapılan fon soygunu “suç ekonomisi” kavramını yeniden gündeme getirdi.
Her aşaması özel izne bağlı borsa sisteminde böylesine büyük boyutlarda soygun yapmak pek çok şey ister!
Her şeyden önce özgüven ister. Yakalanmama ya da başına bir şey gelmeyeceğinden emin olma psikolojisi ister.
Bu da yetmez, güç ister! Zaten suç ekonomisi kavramının içine “güç ekonomisi”ni de eklemeden olmaz. Bu kadar büyük götürebilmek için o kadar büyük bir güç sahibi de olmak gerekir!
Bu da yetmez, yetenek ister! Kendi içinde organize olacaksın, hisse senetlerine yüzde binlerle ifade edilen düzeyde değer kazandıracaksın. Zirvede halka açılacaksın. Bunların her biri, özgüven, güç ve yetenek işi!
En uzun süre Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığı yapan (2000-2006), Atılım Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğan Cansızlar’la son yaşananları konuşurken doğal olarak temkinliydi. Aylar öncesinden Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in “Manipülasyonu görüyoruz, önlem alacağız” demesine karşın gereğinin yapılmamasının açıklanmaya muhtaç olduğunu vurguluyor. SPK’nin uzman altyapısına son derece güvendiğini, iyi yetişmiş bir kadro olduğunu belirtiyor. Uyarısı şu:
“Artık bu aşamasından sonrasını çok dikkatli yönetmek gerek. Bu işler paldır küldür atılacak adımlarla yapılacak işler değil. Bütünü korumaya ama kamuoyuna güven verecek bir duruş ortaya koymaya ihtiyaç var!”
Başkentte böylesi durumların genel havası şudur:
İktidar hariç bütün kesimler suçlu olabilir!
Fon soygununda da benzer bir tabloyu görüyoruz. Şimşek’in on ay önceden uyarmış olmasından başlayarak kafaları meşgul eden onlarca soru var. Birkaçını sıralayalım:
- Şimşek bildiği halde önlem almadıysa vahim, alınmasını isteyip gereği yapılmadıysa daha da vahim, önlem için gerekli taslağı hazırladığı halde arkası gelmediyse hayli vahim! Hangi vahim doğru?
- Paraların yurtdışına çıkarılması Türkiye’deki suç ekonomisinin doğal bir sonucu. Geçmişteki böylesi soygunlarda yurtdışına çıkarılan paranın birden fazla “vekaleti” olurdu. Çıktığı andan hemen sonra o vekaletle para çekilir, ortadan kaybolurdu. Böyle bir durum söz konusu mu?
- Savcılığın harekete geçmesiyle, operasyon düğmesine basıldığı an arasındaki zaman diliminde aslan payının sistem dışına çıktığı konuşuluyor. Kamuoyu da doğal olarak soruyor; bu payı alan 12 kişi kim?
- Bu 12 kişi tartışmasına şöyle katılan da var; 12 kişi sadece 12 kişi değildir. Pek çok çıkış onlar üzerinden gerçekleşmiş olabilir. Bütün bunlar açığa çıkarılacak mı?
İşin suç-güç ekonomisi boyutuna gelirsek...
Binlerce kişi soygunun kurbanı... Geçmişteki böylesi krizlerde ne yazık ki intiharlara kadar varan yıkımlar olurdu. Büyük soygunun mali boyutu küçük kurbanlarının olduğu anlaşılıyor. Onlara ne söylenecek henüz belli değil!
Türkiye’de denetim mekanizmasının büyük ölçüde erozyona uğramasının sonuçlarını yaşıyoruz.
Trafik kazalarından bile soygun çıkarabilen, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını da suç ekonomisinin parçası haline getirebilen bir yapıdan söz ediyoruz!
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.