CNN TürkGalatasaray’da Osimhen planı netleşti: Dönüş maçı belli olduPunchNiDCOM defends response as Nigerians demand release of India detaineesThe Jerusalem PostTurkey unearths rare statues of Roman Emperor Hadrian, Empress Sabina in ancient Mediterranean cityDaily MaverickThe man with ‘no filter’: The second coming of Pitso Mosimane to Bafana BafanaInquirerFinal day of 2026 bar exams kicks offUOLFachin tira Mendonça e vira relator do caso Moraes e VorcaroColliderPokémon Officially Gives One of Its Most Iconic Monsters a Bizarre New LookSouth China Morning PostChina Porsche owner covers car with 90 missing-child flyers, successfully reuniting a familySCMP ChinaChinese scientists develop new oil refining method that may cut energy use by 90%Rappler[Inside the Newsroom] I knew you were waiting for Martin Romualdez’s mug shotBusiness AMVerkiezingssucces AfD bedreigt geplande economische hervormingen in DuitslandkickerGroße Vision, schmaler Grat: Wie weit sind die Skyliners wirklich?
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, September 13, 2026

Kadınlara yönelik gerçekçi bir bakış

Translate

Cadılar Bayramı, yerde kıvranan bir adam. Elinde dizinin ilerleyen bölümlerinde hiç bırakmayacağı payetli çantasıyla, maskeli genç bir kadın. Hiçbir şey olmamış gibi çocuklara şeker dağıtıyor ve annelerinin onlara ne kadar iyi baktığını anladığı kısa bir sohbetin ardından kurbanının yanına gidiyor. Daha sonra sakin bir tavırla ona uyuşturucu enjekte ediyor ve yanında uzanarak ölmesini bekliyor.

TARTIŞMALI KARAKTERLER

Bu sahne, “Furious”ın ismine uygun bir biçimde öfkenin, derinden gelen sessiz ve karanlık bir öfkenin ne demek olduğunu daha en başından seyircisine gösteriyor. Çünkü ekranda bir suç geriliminin "kahraman”ı olarak bir kadın seri katil var ve ürkütücü "çocuksuluğu" ilk andan neyle karşı karşıya olduğumuz konusunda sizi düşünmeye zorluyor. Dahası, seri katilin karşısına konumlandırılan, normal şartlarda ondan farklı olması beklenen bir dedektif arketipi yerine onunla aynı kaderi paylaşan bir kadın dedektif var. “Furious”, ilk bölümden itibaren ilgi çekici hikâyesiyle sizi içine çekmeyi başaran bir suç gerilim dizisi ancak yarattığı karakterler ve onların kader ortaklığı, bu yıl ekranda gördüğümüz hiçbir şeye benzemiyor.

Yaratıcı Elizabeth Meriwether, “Furious”la, 1987 tarihli Black Widow'un ana fikrini çağdaşlaştırırken yalnızca modern çağın en kusurlu ve zorlayıcı meselelerini hikâyesine eklemlemekle kalmıyor karakterlerine de o kusurları yüklüyor. Dizinin bana göre en büyüleyici yanı burada saklı: Hiçbir kadın karakteri "ideal" değil. Çünkü başlarına gelenler onları, toplumun kadınlara yüklediği veya onlardan beklediği "ideal" sınırlardan çıkarmış ve tek yapmaya çalıştıkları şey, "kendi yöntemleriyle" iyileşmek, adaleti sağlamak, travmalarını geride bırakmak. O kadar ki dedektif Alice (Emmy Rossum), kendisi gibi polis olan sevgilisi tarafından hastanelik edildikten sonra "nedense" ona inanmadıkları için ekibi tarafından dışlanıyor (bu bence hikâyenin can damarı ve kadınların yaşadıkları istismar karşısında nasıl yalnızlıklaştırıldıklarına ilişkin küçük ama güçlü bir ayrıntı) ve FBI'da ihbar hattında çalışmaya başlıyor. Yine şaşırtıcı olmayan bir biçimde, Alice'e inanan tek kişinin Danny (Scoot McNairy) olması ve onun da ekip arkadaşları tarafından dışlanması, istismar vakalarında kurbanlar ve yakınları için hayatta kalmanın zorluklarını bir kez daha hatırlatıyor. Çünkü kadınlardan beklenen ideal olmaları veya dizide de söylendiği gibi "sessizce, tecavüze uğrayıp, dövülüp öldürülmeleri". Hatta Alice'le birlikte çalışan Nora'nın (Quincy Tyler Bernstine), "gördükleri" karşısındaki umutsuzluğu, çaresizliği ve hüznü, onu da idealist olmaktan çıkarıyor, diğerleri gibi kusurlu kılıyor.

Image

TRAVMA VE İSTİSMAR

Bu yüzden Alice, sevgilisi tarafından sürekli duştan çıkarılıp dövüldüğü için duşa giremeyen ve travmasıyla başa çıkmaya çalışırken de daha fazla fiziksel şiddete "bağımlı" hale gelen bir karakter olarak karşımıza çıkıyor. Catherine (Lola Petticrew) ise küçükken çocuk tacirlerinin eline düşmüş ve yıllarca istismara maruz kaldığı için benzer bir biçimde o da şiddete bağımlı ama kendi "yoluyla"… Ve bu iki kadının, sırf suçlu ve onu yakalayan dedektif basmakalıbından kurtularak, "şiddete uğrayan kurban" bağıyla birbirine bağlanması, suç gerilimlerinin klasik temalarından çok öteye taşıyor “Furious”u ve basitçe bir dedektifin, "zekâsıyla yakaladığı suçlu" olma halinden çıkarıyor. Alice ve Catherine, benzerlikleriyle birbirlerini buluyorlar ve birbirlerini buldukları ilk yerin, şiddete maruz kalan kadınların sığındığı yer olması da yine bu yüzden rastlantı değil.

Furious, bir insanın, istismara maruz kaldıktan sonra iyileşmeyi nasıl başardığı, hangi araçları kullandığı, onunla nasıl başa çıktığıyla alabildiğine gerçekçi ve empatik bir bakış açısıyla ilgileniyor ve bunu bazen bir banyo zemininde oturan Danny'nin Alice'in duş almasına yardımcı olmasıyla veya "tılsımlı" çantasını hiç bırakmayan Catherine'in ona sıkı sıkı sarılmasıyla gösteriyor. Dahası, “Furious” klasik suç hikâyelerinde olduğu gibi cinayetleri uzun uzadıya da göstermiyor çünkü cinayete kurban giden erkekleri merkeze almaktan bilinçli bir şekilde kaçınıyor. Eğer kadınların maruz kaldıklarıyla nasıl başa çıktıklarını veya çıkamadıklarını gerçekçi bir yaklaşımla görmek istiyorsanız bu yılın en dikkat çekici dizisini kaçırmayın derim. Furious'u, Disney+'ta izleyebilirsiniz.

View the original on Cumhuriyet

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.