‘Geçiş döneminin önemli olduğunu artık çok daha iyi biliyoruz’

Son yıllarda menopozu hiç olmadığı kadar çok konuşuyoruz. Bu biyolojik geçiş sürecinin artık sadece ‘âdetlerin sona ermesi’nden ibaret olmadığını anlamaya başladık. Bilim dünyasında da kadının yaşına, şikâyetlerine, sağlık durumuna ve risk faktörlerine göre kişiselleştirilmiş bir menopoz yönetiminden söz ediliyor. Bu dönemde yaşam kalitemizi nasıl koruyacağımızı uzmanlarla değerlendirdik.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
Kadın yaşamının doğal bir evresi olan menopoz konusunda “Hormonlar düştü, artık yapacak bir şey yok” yaklaşımından neyse ki her geçen gün uzaklaşıyoruz. Medicana Ataköy Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Prof. Dr. Bülent Duran’la menopoz sürecini nasıl yöneteceğimizi konuştuk. Kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Doç. Dr. Telce Ayşen Küçükceran da menopozda az bilinen belirtileri anlattı. Mikrobiyolog Ali Rıza Akın’sa bu sürecin bağırsaklarımızdaki etkilerinden bahsetti.
HORMON TEDAVİSİNDEKİ GELİŞMELER
‘Günümüzde seçenekler var’
◊ Menopoza bakış açımızın en önemli değişimi menopozu yalnızca ‘âdetlerin sona ermesi’ olarak görmeyi bırakıp kadın yaşamının uzun bir dönemini etkileyen biyolojik bir geçiş süreci olarak değerlendirmemiz oldu. Özellikle perimenopoz, yani menopoz öncesi geçiş döneminin önemli olduğunu artık çok daha iyi biliyoruz. Östrojen düzeylerindeki dalgalanmalar yalnızca sıcak basması ve âdet düzensizliğine değil; aynı zamanda uyku bozukluklarına, duygu durum değişikliklerine, konsantrasyon güçlüğüne, cinsel işlev sorunlarına ve bazı kadınlarda çarpıntı hissine kadar pek çok belirtiye yol açabiliyor. Dolayısıyla günümüzde yaklaşımımız “Menopoz başladı, hormonlar düştü, artık yapacak bir şey yok” şeklinde değil. Tam tersine bugün kadının yaşına, şikâyetlerine ve sağlık durumuna göre kişiselleştirilmiş bir risk ve fayda değerlendirmesi yapıyoruz.
Haberin Devamı
◊ Hormon tedavisinde zamanlama çok önemli. 50 yaşında sağlıklı, menopozunun üzerinden henüz birkaç yıl geçmiş bir kadınla 70 yaşında, kalp-damar hastalığı riski olan bir kadının hormon tedavisinden elde edeceği fayda ve karşılaşacağı risk aynı değil. Hormon tedavisi için âdetlerin kesilmesini beklemek de gerekmiyor. Perimenopoz döneminde de kadın sıcak basması, gece terlemesi veya uyku problemi yaşayabiliyor. Özellikle 40 yaşından önce, yani erken menopoz söz konusuysa da hormon eksikliğinin kemik, kalp-damar ve genel sağlık üzerindeki etkileri açısından tedavinin değerlendirilmesi gerekir.
◊ Hormon tedavisi istemeyen veya tıbben hormon kullanması uygun olmayan kadınlar için de günümüzde seçenekler var. Sıcak basmalarında bazı antidepresanlar veya hormon dışı tedaviler kullanılabilir. Ancak bunların her biri her kadın için uygun değil. (Prof. Dr. Bülent Duran)
Haberin Devamı

BEDENDEKİ FARKLILIKLARI NASIL YÖNETİRİZ?
Hangi vitamin ve takviyeler işe yarar?
Menopoz sürecinde alınan vitaminler ve takviyelerdeki ‘doğal’ kelimesi bu ürünlerin ‘etkisiz’ veya ‘risksiz’ olduğu anlamına gelmez. Takviyelerin önemli bir bölümünün menopoz semptomları üzerindeki etkinliği hormon tedavileri veya kanıt düzeyi yüksek hormon dışı ilaçlar kadar güçlü değil. Bu nedenle eksiklik varsa yerine koymak temel prensip olmalı.
◊ Beyin ve ruh sağlığı: Orta yaş kadınların yaklaşık yüzde 40-60’ı unutkanlık, kelime bulmada zorlanma veya dikkat dağınıklığı yakınmalarını tarif ediyor. Beyin sisi de menopoz geçişinde yaygın. Ancak bunların çoğu hafif ve geçici bilişsel değişiklikler ve tek başına alzheimer anlamına gelmiyor. Uyku bozuklukları, sıcak basması, anksiyete ve depresif belirtiler de bilişsel performansı etkileyebilir. D vitamini, B12 veya demir eksikliğinin olup olmadığı değerlendirilmeli. Eksiklik varsa yerine konmalı.
Haberin Devamı
◊ Kalp-damar hastalıkları: Menopozdan sonraki yıllarda kolesterol düzeylerinde olumsuz değişiklikler görülebilir ve kalp-damar hastalığı riski artar. En güçlü koruyucu yaklaşım hâlâ sigarasız yaşam, fiziksel aktivite, sağlıklı beslenme; tansiyon, kolesterol ve diyabet kontrolüdür. Orta yaş kadınlarda haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta fiziksel aktivite önerilir. Balık tüketimi az olan kişiler omega-3 alabilir.
◊ Kemik kaybı: Östrojen azalması kemik kaybını hızlandırabilir. Düzenli direnç ve ağırlık egzersizleri, yeterli protein alma, kalsiyum ve D vitamini düzeyinin korunması temel unsurlardır. Hormon tedavisi de kemik kaybını azaltabilir.
Haberin Devamı
◊ Kilo alımı: Bu konuda menopozu tek başına suçlamamak lazım. Yaşla birlikte kas kütlesinde azalma ve fiziksel aktivitede düşme olabilir. Protein açısından yeterli beslenme ve direnç egzersizi temel yaklaşımı oluşturur. Menopozda mucize diyet yoktur. Sebze-meyve, tam tahıllar, kaliteli yağ ve lif ağırlıklı Akdeniz tipi beslenme iyi bir modeldir. Kalsiyum açısından süt ve süt ürünleri uygundur. D vitamini eksikse takviye edilebilir.
◊ Vajinal kuruluk ve idrar yolu enfeksiyonları: Östrojen azalması vajinal dokunun incelmesine, kuruluğa, elastikiyet kaybına ve cinsel ilişkide ağrıya neden olabilir. Aynı zamanda idrar yolu enfeksiyonları ortaya çıkabilir. Kadına “Artık menopozdasın, cinsel hayatın bitti” mesajını vermek yanlıştır. Doğru tedaviyle vajinal sağlık ve cinsel işlev uzun yıllar korunabilir. Burada vitamin ve takviyelerden önce lokal tedaviler düşünülmeli. Vajinal nemlendiriciler ve kayganlaştırıcıların yanı sıra düşük doz lokal vajinal östrojen bir seçenek. Turnayemişi (cranberry) ürünlerinin bazı kadınlarda idrar yolu enfeksiyonu riskini azaltabileceğine dair veriler var. (Prof. Dr. Bülent Duran)
Haberin Devamı

AZ BİLİNEN BELİRTİLER NELER?
Kulakta çınlama, cilt kuruluğu, kaşıntı...
◊ Menopozun sıcak basması, uyku bozuklukları, hafıza sorunları, karın çevresinde yağlanma, kas ve eklem ağrıları dışında daha az bilinen belirtileri şunlardır: Kaygılı, depresif hissetme; yaşamından memnuniyetsizlik; sürekli yorgunluk ve bitkinlik; bel, baş, ense, omuz ağrıları; karında şişkinlik, gaz ve gaz sancısı; cilt kuruluğu ve kaşıntı; cildin görünümünde, dokusunda veya tonunda değişiklikler; saçlarda incelme, tırnaklarda kırılganlık ve yüzde kıllanma artışı. Sık idrara çıkma, öksürürken veya gülerken istemsiz idrar kaçırma; cinsel istekte değişiklikler de kadınların günlük yaşamını etkileyebilir.
◊ Bazı çalışmalarda bildirilen, daha az tanınan yakınmalar da dikkat çekici: Deri altında böcek yürüyormuş gibi hissedilen karıncalanma, ağızda yanma, göz kuruluğu, kulak çınlaması, tat duyusunda değişiklik, baş dönmesi, çarpıntı, migren ataklarının sıklaşması veya karakter değiştirmesi, sıcak basması öncesinde hissedilen elektrik çarpması benzeri duyumlar... (Doç. Dr. Telce Ayşen Küçükceran)
‘BAKTERİLERİN YAŞADIĞI EV DEĞİŞİR’
◊ Menopoz yalnızca yumurtalıkların konusu değildir. Bağırsak da menopoza girer. Östrojen azaldığında bağırsakların hareketi, koruyucu mukus tabakası, geçirgenliği, bağışıklık sistemi ve safra asitleri değişebilir. Yani bakterilerin yaşadığı ev değişir. Farklılaşan bağırsak bakterileri hormonların geri dönüşümü, inflamasyon, kan şekeri ve bağırsak-beyin iletişimi üzerinden kadının bedenine yeniden sinyal gönderir.
◊ Büyük bir çalışmada postmenopozal (menopoz sonrası) kadınların bağırsak mikrobiyotası, premenopozal (menopoz öncesi) kadınlardan farklıydı; erkeklerde görülen profile yaklaşıyordu. Bu kadının erkekleşmesi anlamına gelmiyor. Düşük östrojen ve progesteronun bağırsaklarda bıraktığı izi anlatıyor. Menopoz hormonları değiştirir, hormonlar mikrobiyotayı, değişen mikrobiyota da menopozun nasıl yaşandığını etkileyebilir. (Mikrobiyolog Ali Rıza Akın)

ANDROPOZ DA BENZER ÖZELLİKLER GÖSTERİR Mİ?
Erkeklerde görülen andropoz sürecini ve bunun kadınlardaki menopozdan neden çok daha farklı olduğunu üroloji uzmanı Prof. Dr. M. Murad Başar anlattı.
◊ Yunanca bir kelime olan menopoz (menopause) menstrüasyonun (regl döngüsü) durması; andropozsa (andropause) erkekliğin durması anlamına gelir. Güncel bilimsel terminolojide andropoz yerine ‘yavaş başlangıçlı hipogonadizm’ veya ‘geç başlangıçlı hipogonadizm’ terimi yaygındır. Çünkü kadın menopozunun aksine erkekte durum belirli bir yaşta ve ani biçimde sona ermez; yavaş yavaş, yıllar içinde gerçekleşir. Andropoz olarak ifade edilen klinik durum erkeklerin sadece yüzde 2-10’unda gelişir. Erkeklerde üreme fonksiyonu sperm sayısında ve kalitesindeki azalmaya rağmen ömür boyu devam eder.
◊ Duygu-durum değişiklikleri, yorgunluk, kolay sinirlenme, depresyon, kas kitlesinde azalma veya abdominal (karın bölgesi) yağlanma nedeniyle cinsel isteksizlik veya ereksiyonu sağlamada zorluk olabilir. Şişmanlık bunda önemli bir nedendir. Karın ve organlar çevresindeki yağ dokusu arttıkça testosteron fizyolojik olarak kadınlık hormonu olan östrojene döner. Alkol ve sigara kullanımı da olumsuz etki yapar.
◊ Egzersiz testis kaynaklı testosteronu artıran en önemli etkenlerdendir. Beslenmenin düzenlenmesi önemlidir. Klinik bulgular mevcutsa ve testosteron düzeyi beklenen yaşa uygun değerin altındaysa hormonal tedavi uygulanabilir. Bu amaçla jel veya enjeksiyon formunda testosteron preparatları kullanılır.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.