CNN TürkBitcoin ETF'lerinde 5 günlük bilanço! 510 milyon dolarlık çıkışUN NewsFormer UN rights chief awarded Nobel Peace PrizeDaily MaverickANTI-FOREIGNER UNREST: Home Affairs scraps asylum seeker directive after violence in Durban and SowetoThe Jerusalem PostParashat Bereishit: The world of waterRTP DesportoVillas-Boas diz que a venda de Rodrigo Mora evitaria prejuízo da FC Porto SADEl ComercioEcuador y los sofisticados drones Reaper: el objetivo es consolidar el control del mar, el aire y el territorioInquirerPiston protests World Bank-led transport conference in BaguioInquirer EntertainmentMiss Universe factions clash over 2027 host country claims한겨레프로농구 삼성 달라졌네~ 10년 만에 개막 2연승…이규태 18득점 활약ZDF heuteAktuelle Pressemitteilungen des ZDFColliderApple TV’s Biggest Series Officially Ends With One of Its Highest-Rated EpisodesGIGAZINEjevやGPT-6 Luna Decisionsなどの素早い判断に特化した確率モデルがパックマンをプレイするベンチマーク「jevman」
The Daily Newsstand · Free, Always
Friday, October 9, 2026

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Adalet devletin üzerine bina edildiği temeldir

Translate

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul'da düzenlenen "Uluslararası Adalet Zirvesi" kapsamında konuştu. Farklı ülkelerden gelen temsilcileri ve büyükelçileri İstanbul'da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erdoğan, zirvenin ülkeler, halklar ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını diledi.

Zirvede ele alınan uluslararası insancıl hukuk, enerji dönüşümü hukuku, dijital dünyada adalet ve göç yönetimi gibi başlıkların günümüz dünyası için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti;

Uluslararası insancıl hukuk, enerji dönüşümü hukuku, dijital dünyada uluslararası adalet, göç ve sorumluluk paylaşımı gibi hem güncel hem de kapsamlı meseleleri ihtiva eden bu oturumları çok kıymetli bulduğumu özellikle ifade ediyorum. Bu anlamda iki gün boyunca fikir ve görüşlerini ifade eden, değerlendirmeleriyle zirveye katkı veren tüm katılımcılara şükranlarımı sunuyorum.

Adaletin geleceği, insanlık için ortak sorumluluk temasıyla tertiplenen bu zirvenin adalet, hukuk devleti ve uluslararası iş birliği alanlarında ortak bir zemin oluşturmasını; farklı hukuk sistemleri arasındaki diyalog ve etkileşimi güçlendirmesini, hukuk diplomasisi faaliyetlerine yeni bir ivme kazandırmasını canıgönülden temenni ediyorum. Zirvenin başarıyla ev sahipliğini yapan Adalet Bakanlığımızı, Sayın Bakan ve ekibini gönülden tebrik ediyor, organizasyona emeği geçen tüm kardeşlerime ayrıca tebriklerimi, takdirlerimi iletiyorum.

Sözlerimin hemen başında şu hususun altını çizmek isterim: Bakınız, şu anda farklı ülkelerden, farklı bölgelerden gelen konuklarımızla bu tarihi salonda bir aradayız. Vatandaşı olduğumuz devletlerin, mensubu olduğumuz milletlerin birbirinden farklı anayasaları, hukuk sistemleri, yasal ve idari mevzuatları var. Aynı şekilde burada temsil edilen her devletin, her milletin kendine has bir hukuk geleneği, kuralları, manzumesi, birbirinden farklı teamülleri var.

"Adalet, güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir"

Fakat yasama süreçlerimiz, yargılama usullerimiz, hukuku tatbik etme biçimlerimiz ne kadar farklı olursa olsun, adalet dediğimizde hepimizin zihninde beliren düşünce, zannediyorum aynıdır. Adalet; haklıya hakkının teslim edilmesidir. Adalet; güçsüzün güçlüye ezdirilmemesidir. Adalet; mazlumu zalimden koruma kudretidir. Adalet; devletin üzerine bina edildiği temeldir. Bu yönüyle adalet, insanlığın ortak hedefi, ortak ideali, ortak mefkuresidir. Şu gerçeklerin hepimiz çok net farkındayız: Vicdan ve hakkaniyetin terk edildiği yerde adalet olmaz. Kanun önünde eşitliğin göz ardı edildiği bir hukuk sisteminde adalet olmaz. Aynı şekilde, mükafat ve mücazat dengesinin iyi kurulmadığı, hak ve özgürlüklerin giderek aşındığı bir ortamda adalet kendisine yer bulamaz.

Bu hususların her biri, tüm aktörleriyle ve kurumlarıyla uluslararası sistem içinde geçerlidir. Devletin en temel sorumluluğu; nasıl ki adaleti tevzi etmekse, kural ve ilke temelli olduğu iddia edilen uluslararası sistemin de asli misyonu küresel barış ve güvenliği tesis etmektir. Nitekim 81 yıl önce San Francisco’da imzalanan ve bugünkü sistemin hukuki zeminini oluşturan Birleşmiş Milletler Şartı’nın birinci maddesi, uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına ilişkindir. Uluslararası barış ve güvenlik ise, hepimiz biliyoruz ki, adalet olmadan sağlanamaz.

"Mevcut sistemin sürdürülebilir olmadığını herkes biliyor"

Bugün ne yazık ki hem temsil, hem işlev, hem de meşruiyet açısından ağır yara almış, güven ve itibar erozyonuna uğramış bir uluslararası sistemle karşı karşıyayız. Birleşmiş Milletler çatısı altındaki 190’dan fazla ülkenin iradesinin, veto imtiyazına sahip sadece beş üyenin kararlarına bağlı olduğu bir yapının adil ve sağlıklı olmadığının hepimiz bilincindeyiz. Birileri odadaki fili görmemekte ısrar etse de, mevcut sistemin hakkaniyetli ve sürdürülebilir olmadığını artık herkes biliyor.

Uluslararası hukuk neredeyse askıya alınmış durumda. Uluslararası anlaşmalar, deyim yerindeyse hükmünü yitirmiş durumda. Uluslararası mahkemelerin verdikleri kararlar aynı şekilde uygulanamaz durumda. İlkeler, normlar, sistemin merkezinde yer alan kurallar; bunların tamamı ayaklar altına alınmış durumda. Kıymetli dostlar, bunları hamaset olsun, polemik olsun veya ajitasyon için söylemiyorum. Tam tersine bunlar, yüzleşmemiz gereken acı gerçeklerdir.

"Ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor"

Kabul edelim ki neresinden tutsanız elinizde kalan bir sistem var ve bu sistemin küresel ölçekte yol açtığı sıkıntılara hepimiz tanıklık ediyoruz. Eğitim ve teknolojiye erişim, iklim kriziyle mücadele, gıda güvenliği ve gelir adaletsizliği başta olmak üzere, ülkeler arasındaki makas giderek açılıyor. Dünyanın bir bölümü son derece kısıtlı şartlar altında yokluk ve yoksulluk içinde hayata tutunmaya çalışırken, lüks ve şatafat içinde yaşayan diğer bir kesim sistemin tüm nimetlerinden faydalanıyor.

"Sistemde bir sorun yok diyebilir miyiz?"

Soruyorum, ddnya genelinde sayısı 60 bini ancak bulan bir avuç elitin, 4 milyar insandan üç kat daha fazla servete, gelire, imkana sahip olması adil midir? Hakkaniyetli midir? Aynı şekilde çevreyi hoyratça kirleterek zenginleşen gelişmiş ülkelerin, iklim değişikliğinde hemen hiçbir etkisi olmayan ülkeleri yalnız bırakması adil ve hakkaniyetli midir? Krizlerin çatışmaları tetiklediği, çatışmaların savaşları takip ettiği, savaşların ise istikrarsızlıkla neticelendiği bir tabloda, sistemde bir sorun yok diyebilir miyiz? Sistemdeki yapısal sorunları enerji güvenliğinden ticaret yollarına, lojistik ve ulaştırma koridorlarından teknolojik ve sivil altyapıya kadar her alanda hepimiz yaşamıyor muyuz?

View the original on TRT Haber →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.