Sosyal hizmetlerde sorun bitmiyor: İktidar ‘hak temelli politika’ yürütmüyor

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Başkanı Nazan Karacabey, sosyal hizmetler alanında yaşanan eksikliklere ve sorunlara dikkat çekti.
Sosyal hizmet alanının; kadın, çocuk, yaşlı ve engellilerden toplum ruh sağlığı ve sosyal yardımlara kadar çok geniş bir çalışma ağına sahip olduğunu ancak uzun süredir iktidarın hak temelli değil, yardım ve destek temelli sosyal politikalarına tanıklık ettiklerini söyleyen Karacabey, toplumun vicdanını, adalet duygusunu ve dayanışma kapasitesini anlamak için sosyal hizmetlere bakılmasının yeterli olacağını ifade etti.
‘ÖFKE KAMU EMEKÇİSİNE YÖNELİYOR’
Türkiye’nin çok yönlü krizlerin iç içe geçtiği zor bir dönemden geçtiğini belirten Karacabey, bu tablonun en ağır şekilde çocukları, kadınları, yaşlıları, engellileri, yoksulları ve mültecileri etkilediğini kaydetti. Tam da bu nedenle sosyal hizmetlere duyulan ihtiyacın her geçen gün arttığına dikkat çeken Karacabey, ihtiyaçlar büyürken sosyal hizmet alanının aynı ölçüde güçlendirilmediğini savundu.
Hak temelli sosyal politika anlayışının yerini geçici, parçalı ve yardım temelli uygulamalara bıraktığını kaydeden Karacabey, “Yurttaşların sosyal hakları genişletilmek yerine sosyal destekler daraltıldı, sosyal hizmetler personel, bütçe ve altyapı yetersizlikleriyle baş başa bırakıldı” diye konuştu.
Sosyal hizmetler emekçilerinin büyük fedakârlıklarla çalıştığını ancak bu özverinin sistemin eksikliklerini örtmeye yetmediğini dile getiren Karacabey, “Meslek grupları, etik ve bilimsel standartların çok üzerinde dosya yükü ile karşı karşıya. Bu durum çalışanların tükenmesine ve hizmet kalitesinin düşmesine yol açıyor.
Yoksullaşan ve haklarına erişemeyen yurttaşların öfkesi çoğu zaman kamu emekçilerine yöneliyor. Sosyal hizmet emekçileri, sistemin yarattığı eksikliklerin muhatabı haline geliyor. Şiddetin normalleştiği çalışma ortamlarında ne çalışanların sağlığı korunabiliyor ne de nitelikli hizmet sunulabiliyor. Bu yüzden sosyal hizmetlerde yaşanan şiddet, yalnızca güvenlik sorunu değil, sosyal politikaların yetersizliğinin ve kamusal hizmetlerdeki aşınmanın sonucudur” dedi
‘YÜZDE 80’İ AYRIMCILIĞA MARUZ KALIYOR’
Emekçilerin yoğun tükenmişlik, ikincil travma ve mesleki yıpranma yaşadığını vurgulayan Karacabey, “Çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet, yoksulluk ve afetlerin yarattığı travmalarla mücadele edenlerin ruhsal ve fiziksel sağlığı yeterince korunmamaktadır. Haziran ayında düzenlenen ‘Sosyal Hizmetlerde Klientalizm, Hak Temelli Yaklaşım ve Mesleki Bağımsızlık Çalıştayı’ sosyal hizmet emekçilerinin sorun ve taleplerini, halkın sosyal hizmet hakkını ortaya koydu.
Yapılan anket, emekçilerin insan odaklı mesleklerinden uzaklaştırıldığını, yoğun iş yükü, baskı ve mobbingle yüz yüze kaldığını gösterdi. Ankete katılanların yüzde 55’i kurumsal kaynak ve hizmet yetersizliği, yüzde 54’ü personel eksikliği, yüzde 44’ü kurumlar arası koordinasyon eksikliğini en kritik sorunlar olarak belirtti. Ücretlerin yetersizliği, yüksek iş yükü, yoğun zaman baskısı, iş sağlığı ve güvenliğinde olumsuzluklar, şiddet, tehdit ve mobbing çalışma koşullarının dramatik halini gözler önüne serdi. Kadın çalışanların yüzde 88’i şiddet altında olduğunu ifade etti.
Şiddetin büyük bölümü kuruma bildirilmezken, destek yetersiz kaldı. Anket ayrıca; yüzde 80’in mobbing ve ayrımcılığa maruz kaldığını, yüzde 78’in işyerindeki adalet eksikliğini dile getirdiğini, yüzde 32’nin de siyasi sebeplerle baskı gördüğünü ortaya koydu. Mesleki değersizleştirme, düşük ücret ve aşırı iş yükü emekçilerin en zorlandığı sorunlar olarak öne çıktı” ifadelerini kullandı.
‘TOPLUMSAL BİR MEYDAN OKUMA’
Karacabey son olarak şunları söyledi:
“Bu veriler, sosyal hizmetlerde yaşanan krizlerin çözümü için toplumsal dayanışmanın, yapısal dönüşümün ve çalışan haklarının korunmasının ne kadar yaşamsal olduğunu bir kez daha gösterdi. Sosyal hizmet emekçilerinin mücadelesi, sosyal adalet, eşitlik ve insan hakları mücadelesiyle entegre edilmeli ve güçlendirilmelidir. Çalıştay sonuç bildirgesi, sosyal hizmetlerin hak temelli, kamusal ve demokratik bir hizmet anlayışı temelinde yeniden inşa edilmesi gerekliliğine dikkat çekmektedir. Mesleki özerklik, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, şiddetsiz ve destekleyici iş ortamı sağlanması, emekçilerin örgütlenme kapasitesinin güçlendirilmesi temel önceliklerdir. Bu adımlar, hem çalışanların haklarını korumak hem de sosyal hizmetlerin toplumsal işlevini etkin biçimde yerine getirebilmesi için zorunludur. Sosyal hizmet alanındaki çok katmanlı kriz ve dönüşüm, sadece mesleki değil toplumsal bir meydan okumadır. Sosyal hizmet emekçilerinin mücadelesi, genel sosyal adalet, eşitlik ve insan hakları mücadeleleriyle birleşerek mesleği ve toplumu daha sağlıklı, daha adil yarınlara taşıyacaktır.”
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.