PunchEight-year-old dies, others injured in Anambra auto crashThe Jerusalem PostJewish settler extremists torch Palestinian homes, livestock shelters in West Bank attack - reportBollywood HungamaSunny Leone-Rahul Dev’s Chudail lands in rights ROW; Ganesh Jain issues public notice claiming exclusive digital, TV and allied rightsInquirerSara Duterte to NBI: Make public Gracioso’s lie detector test videoDaily MaverickSHARE WITH US: Online schools in South Africa: what should parents know?UOLSe a IA responde tão rápido, o que a escola ainda precisa ensinar?ХабрОкно в свет: почему Windows названа Windows, а иконки — иконкамиZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioThe Straits TimesResale flat transactions with ‘greater complexity’ should be handled by private lawyers: HDBعالم التقنيةسلسلة تلفزيونات Redmi TV X RGB Mini LED تغير قواعد الألعاب والترفيهCapital FMKICD begins distributing Grade 11 textbooks ahead of 2027 Senior School transitionVilaWebFrancis Halzen, Nobel de física per convertir el gel del Pol Sud en una finestra a l’univers
The Daily Newsstand · Free, Always
Tuesday, October 6, 2026

Husilerle çatışma büyüyor! Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan kritik hamle... Şimdi ne olacak?

Translate

Yemen’de Husilere karşı başlatılan ‘Yemen Şafağı’ operasyonuyla gözler stratejik öneme sahip Babülmendep Boğazı’na çevrilirken, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar da bölgedeki gerilimi artırdı. Çatışmaların şiddetlendiği süreçte Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan dikkat çeken bir ortak açıklama geldi. Üç ülkenin güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendiren açıklamanın ardından, üzerinde mutabık kalınan askerî kuvvet ve yeteneklerin Suudi Arabistan’a hızla ‘konuşlandırılması’ için hangi adımlar atılacak? Bu ortak açıklamayı nasıl okumak gerekiyor? Türkiye bu süreçte nasıl bir rol üstlenecek?

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Haberin Devamı

Yemen ordusu, İran destekli Husilere karşı ‘Fecr el-Yemen’ (Yemen Şafağı) operasyonunu başlattığını duyururken, stratejik öneme sahip Babülmendep Boğazı ile Taiz’deki Zubab Havalimanı’nın kontrolünü ele geçirdiğini açıkladı. 

Suudi liderliğindeki askerî koalisyonun sözcüsü Tümgeneral Turki el-Maliki de şafak vakti düzenlenen operasyonda Yemen kara birliklerinin kıyı boyunca kuzeye doğru ilerleyerek Mokha'ya (Muha) yönelik kuşatma harekâtına başladığını ve yaklaşık 100 savaş uçağının kara birliklerine hava desteği sağladığını söyledi.Wall Street Journal’da yer alan haberde El-Maliki, koalisyon deniz kuvvetlerinin de Husi milislerinin Babülmendep Boğazı ve Kızıldeniz’de gemileri hedef almasını önlemek amacıyla Yemen’in El Hudeyde vilayetinde patlayıcı yüklü botlar ve deniz mayınları içeren silah depoları ve ambarlarını imha ettiğini belirtti.

Husilerle çatışma büyüyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan kritik hamle... Şimdi ne olacak

Yemen’de Husilerin medya kanadı Ensarullah Medya Ofisi tarafından yayımlanan ve tarihi belirtilmeyen bir videodan alınan bu görüntü, grubun açıklamasına göre Suudi Arabistan destekli güçlerle çatışmaların yaşandığı bölgede saf tutan Husi savaşçılarını gösteriyor. (Fotoğraf: AP)

HUSİ MİLİSLERİNİN SÖZCÜSÜ: SUUDİ HAVA SAHASI ARTIK OPERASYONLARIMIZIN ALANI HALİNE GELDİ

Husi milislerinin sözcüsü Yahya Sare’e ise Suudi Arabistan’daki çok sayıda hedefin füze ve insansız hava araçlarıyla vurulduğunu açıkladı. Sare’e, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı, Rebiğ’deki bir Aramco rafinerisi ve çeşitli Suudi askeri tesislerinin hedef alındığını söyledi.

Sare’e ayrıca ticari havayolu şirketlerini, “Suudi hava sahası artık operasyonlarımızın alanı haline geldi” sözleriyle uyardı. Ayrıca Husi sözcüsü, Suudi liderliğindeki güçlerin operasyonun başlamasından bu yana Yemen’in başkenti ve Husi kontrolündeki Sana’nın yanı sıra diğer hedeflere 60 hava ve füze saldırısı düzenlediğini açıkladı.

Husilerle çatışma büyüyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan kritik hamle... Şimdi ne olacak

Yemen’deki Husiler, Suudi Arabistan’a düzenledikleri saldırılarda Riyad’daki havalimanını vurduklarını açıkladı. Husilerin askeri sözcüsü, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırılarına karşılık çok sayıda balistik ve seyir füzesi ile insansız hava aracı (İHA) kullanılarak üç saldırı düzenlendiğini belirtti. (Fotoğraf: AA)

‘BABÜLMENDEP’TE İSTİKRARIN YENİDEN SAĞLANMASI, ANKARA’NIN DA ÖNCELİKLERİ ARASINDA’

Peki, bu gelişmeler ışığında Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki çatışmaların yeniden şiddetlenmesini nasıl değerlendirmek gerekiyor. Husilerin Mokha ve Babülmendep çevresindeki ilerleyişi, Riyad açısından nasıl bir güvenlik ve bölgesel güç dengesi sorunu oluşturuyor?

Bu soruma İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa, “Mevcut çatışmayı yalnızca bir Yemen meselesi olarak okumak eksik olacaktır. Asıl mesele, Suudi Arabistan’ın enerji güvenliği. Hürmüz Boğazı fiilen kapalıyken Riyad’ın en önemli alternatifi Doğu-Batı Boru Hattı ve Kızıldeniz kıyısındaki Yanbu Limanı oldu. Husilerin temmuz ayında Suudi limanlarına ve gemilerine yönelik abluka ilan etmesi, eylülde de Muha’yı ve Babülmendep’teki Perim Adası’nı ele geçirmesi tam olarak bu alternatifi hedef aldı” dedi ve şöyle devam etti:

Haberin Devamı

-- Yani Suudi Arabistan, hem Körfez’de hem de Kızıldeniz’de aynı anda sıkışma riskiyle karşı karşıya kaldı. Suudi Arabistan’ın Mekke yakınlarında düşürdüğünü açıkladığı İHA ve Medine’deki elektrik altyapısına yönelik saldırı ise meseleye ayrı bir boyut kattı. Bu saldırıların askerî etkisi sınırlı. Ancak siyasi ve sembolik etkisi çok büyük. Bölgesel denge açısından en önemli kayıp ise 2022’den beri süren fiilî sükûnet. O dönemde Riyad ile Sana arasında doğrudan temaslar kurulmuş, Yemen’de kalıcı bir çözüm için ciddi bir umut doğmuştu. Bugün bu kazanım büyük ölçüde aşınmış durumda.

-- Yine de tabloyu tek yönlü okumamak lazım. Sahadaki durum hızla değişiyor. Dün Yemen hükümet güçleri, Suudi hava desteğiyle Muha’yı ve Babülmendep çevresindeki mevzileri geri aldıklarını açıkladı. Ancak eylüldeki hızlı ilerleyişin kalıcı bir oldubittiye dönüşmediğini gösteriyor. Konunun Türkiye açısından da doğrudan bir boyutu var. Kızıldeniz, Türkiye’nin Asya ile deniz ticaretinin ana güzergâhlarından biri. Dolayısıyla Babülmendep’te istikrarın yeniden sağlanması, Ankara’nın da öncelikleri arasında.

Husilerle çatışma büyüyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan kritik hamle... Şimdi ne olacak

Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan Babülmendep Boğazı’nın enerji ve deniz ticareti açısından stratejik önemi, bölgedeki gelişmelerin etkisini daha da artırıyor. (Fotoğraf: iStock)

Haberin Devamı

TÜRKİYE, SUUDİ ARABİSTAN VE PAKİSTAN’DAN ORTAK SAVUNMA KARARI

Yemen’de çatışmaların şiddetlenmesi ve Suudi Arabistan’ın şehirleri ile sivil ve ekonomik tesislerine yönelik saldırıların sürmesi üzerine Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, Suudi Arabistan’ın güvenliğine yönelik tehditlere karşı ortak savunma kapasitesini güçlendirme kararı aldı.

Anadolu Ajansı’nda yer alan habere göre Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan, üzerinde mutabık kalınan askerî kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan’a sağlanmasına ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı, bu suretle tehditlerle mücadeleye yönelik hazırlık durumunu, askerî entegrasyonu ve kolektif kapasiteyi güçlendirmeyi kararlaştırdı.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Dışişleri Bakanlıkları, Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi Olağanüstü Toplantısı'na ilişkin ortak açıklama yayımladı.

Ortak açıklamada, üç ülkenin, Suudi Arabistan'ın karşı karşıya olduğu güvenlik gelişmeleri ve tehditlerini ele almak üzere Mekke Savunma İttifakı Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesinin olağanüstü toplantısını Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da gerçekleştirdiği belirtildi.

Her bir tarafın güvenliğinin, üç ülkenin kolektif güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olduğu yinelenen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Komite, kolektif savunma taahhütlerinin uygulanmasına ivedilikle geçmeyi, bu çerçevede, tarafların ulusal mevzuatlarına uygun olmak kaydıyla, üzerinde mutabık kalınan askeri kuvvetler ile yeteneklerin uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde Suudi Arabistan'a sağlanmasına ve bunların hızla konuşlandırılmasına yönelik tedbirleri almayı, bu suretle tehditlerle mücadeleye yönelik hazırlık durumunu, askeri entegrasyonu ve kolektif kapasiteyi güçlendirmeyi kararlaştırmıştır."

Husilerle çatışma büyüyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan kritik hamle... Şimdi ne olacak

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile Milli Savunma Bakanı Güler, Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde, Mekke Ortak Savunma Anlaşması kapsamında tesis edilen ‘Stratejik Siyasi ve Savunma Komitesi’nin toplantısına katıldı. (Fotoğraf: AA)

Haberin Devamı

‘KONUŞLANDIRMA YEMEN’E DEĞİL, SUUDİ ARABİSTAN’A YAPILACAK’

Bu adımı nasıl değerlendirmek gerekiyor? Ankara’nın bu tutumu, Türkiye’nin bölgedeki güvenlik politikası açısından nasıl okunmalı?Bu adımı nasıl değerlendirmek gerekiyor?

“Bu kararı Türkiye’nin bir savaşa girmesi olarak değil, bir müttefikin topraklarının savunulmasına katkı vermesi olarak okumak gerekiyor” diyen Oral Toğa, “Ortak açıklamanın dili de bunu gösteriyor. Konuşlandırma Yemen’e değil, Suudi Arabistan’a yapılacak. Kuvvet ve kabiliyetler, uzlaşılan düzenlemeler çerçevesinde ve tarafların ulusal mevzuatına uygun olarak sağlanacak. Türkiye açısından bu, yurt dışına kuvvet gönderilmesinde TBMM’nin anayasal yetkisi anlamına geliyor. Yani Ankara, çerçeveyi kabul ederken takdir yetkisini de elinde tutuyor” dedi.

‘DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN’IN AÇIKLAMASI TÜRKİYE’NİN YAKLAŞIMINI İYİ ÖZETLİYOR’

“Pakistan Savunma Bakanı Havace Asif de şu an fiilen çatışmaya giren tek gücün Suudi kuvvetleri olduğunu belirtti” diyen Toğa, şu bilgilerin altını çizdi:

-- Riyad’daki heyetin yapısı da önemli. Türkiye’yi Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Selçuk Bayraktaroğlu birlikte temsil etti. Fidan’ın toplantı sonrası açıklaması, Türkiye’nin yaklaşımını iyi özetliyor. Masada iki konu vardı: Suudi Arabistan'ın savunmasına ne tür destek verilebileceği ve sorunun diyalog yoluyla nasıl çözülebileceği. Bence Ankara'nın tutumunu bu iki hat üzerinden birlikte okumak gerekiyor.

-- Bu adım aslında Türkiye’nin son 10 yılda Katar’dan Somali’ye uzanan güvenlik ortaklıklarının doğal bir devamı. Yeni olan, bunun çok taraflı ve kurumsal bir çerçevede yapılması. Nitekim aynı toplantıda ittifakın ilk Genel Sekreteri de atandı. Türkiye’nin buradaki temel yaklaşımı bölgesel sahiplenme. Yani bölgenin güvenlik sorunlarının dış güçlere bırakılmadan bölge ülkelerince yönetilmesi. Fidan, geçen ay Suudi ordusuna teknik destek verilebileceğini söylemişti. Bu yüzden Türkiye’nin katkısının hava savunma, İHA’lara karşı koruma ve teknik destek gibi alanlarda yoğunlaşmasını bekliyorum. Bu da savunma sanayisinde son yıllarda biriken kabiliyetlerle örtüşen bir tercih olur.

Husilerle çatışma büyüyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan kritik hamle... Şimdi ne olacak

Fotoğraf: AA

MEKKE VE MEDİNE'YE YÖNELİK TEHDİTLERE KARŞI ORTAK TUTUM

Açıklamada, Mekke ve Medine'nin hedef alınması teşebbüsü ve Suudi Arabistan’daki şehirler ile sivil ve ekonomik tesislere yönelik devam eden saldırılar en sert şekilde kınanarak, tarafların Suudi Arabistan’ın güvenliğine ve toprak bütünlüğüne yönelik her türlü saldırı veya tehdidi kesinlikle reddettikleri belirtildi.

Türkiye ve Pakistan’ın, Suudi Arabistan Silahlı Kuvvetlerinin teyakkuz ve hazırlık durumu ile Krallık’a yönelik tehdit ve saldırılara karşı ülkenin güvenliğini ve toprak bütünlüğünü korurken sergiledikleri profesyonellik ve yüksek yetkinliği takdirle karşıladığı belirtilen açıklamada, “Komite, toplantı öncesinde yapılan siyasi ve askeri istişarelerin sonucunu değerlendirerek kendisine sunulan önerileri onaylamış ve Mekke Savunma İttifakı'nın kolektif savunmaya ve tehditlerle birlik içinde mücadeleye yönelik güçlü taahhüdü yansıttığını teyit etmiştir” ifadesi kullanıldı.

Husilerle çatışma büyüyor Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’dan kritik hamle... Şimdi ne olacak

Yemen’de Suudi Arabistan destekli güçlere araç üzerine monte edilmiş makineli tüfekle ateş açan bir Husi savaşçısı. (Fotoğraf: AP)

ANKARA’NIN YEMEN DOSYASINDA ÜÇ ÖNEMLİ NOKTA

Haberin Devamı

Peki, Türkiye'nin Mekke ve Medine'ye yönelik tehditlere karşı net bir tutum ortaya koyması ve Mekke Savunma İttifakı kapsamında kolektif savunma taahhüdünü desteklemesi, Ankara'nın Suudi Arabistan-Yemen çatışmasına yaklaşımı açısından ne ifade ediyor? Bu tutum Türkiye'nin bölgedeki diplomatik hareket alanını nasıl etkileyebilir?Türkiye’nin tutumunun dikkatle dengelenmiş bir tutum olduğunu söyleyen Oral Toğa, “Bu denge, diplomatik hareket alanını daraltmaktan çok koruyor. Önce kınamaların diline bakalım. Dışişleri Bakanlığı, hem 16 Eylül’deki Mekke açıklamasında hem de 1 Ekim’deki Medine açıklamasında saldırıları kınarken, gerilimi tırmandıracak adımlardan kaçınılması çağrısını da yaptı. Yani Ankara, dayanışmasını net biçimde ifade ediyor ama tırmanmanın tarafı olmak istemiyor” dedi.

Riyad’daki ortak açıklamada Husilerin adının hiç geçmemesinin de dikkat çekici olduğunu vurgulayan Toğa, “İttifak ilk kez işletilirken bile kuruluştaki temel tasarımını koruyor. Yani belirli bir düşmana karşı değil, saldırıya karşı tanımlanmış bir savunma çerçevesi. İkinci nokta, kutsal mekânlar. Mekke ve Medine’nin güvenliği, bütün İslam dünyasında geniş bir meşruiyet zemini taşıyor. Bu zemin, Türkiye’nin tutumunun bir kamplaşma olarak değil, ortak değerlerin savunulması olarak okunmasını kolaylaştırıyor” ifadesini kullandı.

Üçüncü noktaya da değinen uzman isim şöyle devam etti:

-- Üçüncü nokta, İran. Türkiye, savaş boyunca Tahran’la kanallarını açık tuttu. İran Dışişleri Bakanlığı da ağustosta Mekke Anlaşması'nın kendisine yönelik olduğunu düşünmek için bir neden görmediğini açıklamıştı. Türkiye’nin konumu zaten Yemen’deki iç çatışmanın tarafı olmak değil. Türkiye, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünün yanında duruyor. Hareket alanının daraldığı tek yer Husilerle doğrudan ilişki olabilir. Ancak gerektiği takdirde Türkiye’nin devlet kapasitesi, bunun da aşılmasını sağlayacak kanallara sahip.

-- Öte yandan Türkiye, Yemen’de zaten uluslararası alanda tanınan hükümeti muhatap alıyordu. Dolayısıyla bunun maliyeti sınırlı. Hatta Riyad’daki güvenilirliği ve Tahran’daki kanallarıyla Türkiye, ileride bir siyasi çözüm aşamasında katkı sunabilecek aktörlerden biri olabilir. Türkiye’nin asıl çıkarı da bu: Krizin kısa sürmesi, sınırlı kalması ve 2022’deki gibi bir diyalog sürecine dönülmesi.

View the original on Hürriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.