Kalp gününde kardiyoloji uzmanından dikkat çeken açıklamalar: Kalp sağlığı için ‘haftada 5 gün, 30'ar dakikalık tempolu yürüyüş’ önerisi

Kalp ve damar hastalıkları konusunda toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla ilan edilen 29 Eylül Dünya Kalp Günü'nde kalp sağlığına ilişkin önemli açıklamalar geldi. Kardiyoloji Uzmanı Prof.Dr. Sadık Kadri Açıkgöz, yaptığı değerlendirmelerinde, kırık kalp sendorumundan, kalp krizi geçiren erkek ve kadın oranına, komedyen Cem Yılmaz'ın geçirdiği kalp krizinin ardından gündeme gelen Frank çizgisinden, kalbi güçlendirmenin yollarına kadar önemli açıklamalarda bulundu.
“Kırık kalp” ifadesinin sadece edebiyatın değil, tıbbın da konusu olduğunu söyleyen Açıkgöz, “Bizim tıpta Takotsubo Sendromu dediğimiz bu tabloda, yoğun stres nedeniyle kalp kasının kasılma gücü aniden zayıflar. Genellikle sevilen birinin kaybı, ayrılık, ani korku veya şiddetli bir üzüntü sonrasında tetiklenir; ancak geçirilmiş bir ameliyat veya ağır enfeksiyon gibi fiziksel stresler de bu durumu doğurabilir. Bazen de ortada görünür hiçbir neden yokken gelişebilir. Bedenimiz ağır stres altındayken adeta bir "adrenalin fırtınası" yaşar; kana aniden salgılanan bu stres hormonları kalp kasını geçici olarak felce uğratabilir. Bu sendrom; göğüs ağrısı, nefes darlığı ve EKG değişiklikleriyle birebir kalp krizini taklit eder. Ancak anjiyografi yaptığımızda, klasik kalp krizindeki gibi damarı tıkayan bir pıhtı görmeyiz. Hastaların yaklaşık yüzde 90’ı kadınlardır ve özellikle menopoz sonrası dönemde, 67–70 yaş civarında daha sık karşımıza çıkar” dedi.
‘FARKINDALIK UYARISI OLABİLİR’
Frank çizgisine ilişkin konuşan Açıkgöz, “Yapılan bilimsel araştırmalar, bu çizgiye sahip bireylerde damar sertliği ve kalp-damar hastalığı riskinin biraz daha yüksek olabileceğini gösteriyor. Yani ortada araştırılmış bilimsel bir bağ var.Peki bu mekanizma nasıl çalışıyor? Kulak memesi ve kalp damarlarımız benzer doku özelliklerine sahiptir.
Vücuttaki doku yaşlanması, elastik liflerin kaybı ve kılcal damarlardaki yıpranma hem kulak memesinde bu çizginin oluşmasına hem de kalp damarlarının sertleşmesine zemin hazırlayabilir. Yaş ilerledikçe her iki durumun da görülme sıklığı arttığı için aralarında böyle bir paralellik oluşur.
Ancak altını çizmek gerekir ki kulağınızda bu çizginin olması kesinlikle damarlarınızın tıkalı olduğu anlamına gelmez. Çizginin olmaması da kalbinizin yüzde yüz sağlıklı olduğunu garanti etmez. Biz klinikte sadece kulağa bakarak herhangi bir karar vermeyiz. Bu iz, sadece bir "farkındalık uyarısı" olabilir. Kalbinizin durumunu merak ediyorsanız aynaya değil; tansiyon, kolesterol ve kan şekeri değerlerinize bakmalısınız” ifadelerini kullandı.
‘3’TE 1’İNİ KALP NEDENİYLE KAYBEDİYORUZ’
TÜİK’in yayımladığı 2025 yılı verilerine göre Türkiye’deki ölümlerin yüzde 34,7’sinin dolaşım sistemi hastalıklarından kaynaklandığını belirten Açıkgöz, “Bir başka deyişle, kaybettiğimiz her 3 vatandaştan birini kalp ve damar rahatsızlıkları nedeniyle kaybediyoruz. Daha da önemlisi, dolaşım sistemine bağlı bu ölümlerin yüzde 42,3’lük devasa bir kısmı iskemik kalp hastalıklarına, yani doğrudan kalbi besleyen damarların tıkanmasına ve daralmasına bağlı.Bu rakamlar bize acı bir gerçeği gösteriyor: Kalp-damar hastalıkları ülkemizde hâlâ bir numaralı sağlık tehdidi” diye konuştu.
‘RAHATLIK TEKLİKELİ’
Kalp rahatsızlıkları için ‘Şu yaştan önce asla olmaz’ denilebilecek bir sınır olmadığını ifade eden Açıkgöz, “Doğuştan gelen kalp yapısal bozuklukları veya genetik ritim problemleri çocukluk çağında dahi görülebilir. Ancak toplumda en sık gördüğümüz damar tıkanıklığı ve kalp krizi riskinin ivme kazandığı yaşlar vardır. Erkeklerde 45 yaş, kadınlarda 55 yaş sonrası risk belirgin şekilde artar. Fakat unutulmamalıdır ki damar sertliği süreci bir gecede başlamaz; temelleri gençlik yıllarında atılan ve onlarca yıl süren sessiz bir birikimdir. Sigara kullanımı, yüksek kolesterol, kontrolsüz tansiyon, diyabet ve ailede erken yaşta kalp krizi öyküsü varsa, bu süreç çok daha erken yaşlara çekilir. Bu yüzden "Henüz 45 yaşında değilim, bana bir şey olmaz" rahatlığı son derece tehlikeli” dedi.
‘ERKEKLERDE KADINLARA KIYASLA DAHA SIK’
Açıkgöz şöyle devam etti: “İstatistiksel olarak kalp krizi erkeklerde kadınlara kıyasla daha sık görülür. Toplum tabanlı araştırmalara baktığımızda, erkeklerin kalp krizi geçirme riskinin kadınlara göre yaklaşık 2 ila 3 kat daha fazla olduğunu görürüz. Bunun en büyük nedeni, kadınlarda menopoz öncesi dönemde salgılanan östrojen hormonunun damar duvarını koruyucu bir kalkan görevi görmesi. Ancak bu durum kadını tamamen risk dışı bırakmaz. Erken yaşlarda erkek ve kadın arasındaki risk farkı çok belirgindir. Menopoz sonrasında ise kadınlarda koruyucu hormon kalkanı kalktığı için risk hızla yükselir ve ileri yaşlarda erkeklerle aradaki fark neredeyse kapanır."
‘HAFTADA 5 GÜN, 30'AR DAKİKALIK TEMPOLU YÜRÜYÜŞ’ ÖNERİSİ
Açıkgöz kalp sağlığını korumak için ise şu önerilerde bulundu: "Kalbi en güzel çalıştıran, damarları esneten sporlar, tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet ve hafif tempo koşu gibi aerobik olanlardır. Bizim tıbbi olarak önerdiğimiz hedef; haftada 150–300 dakika orta şiddette egzersiz yapmaktır. Pratikte bunun karşılığı: Haftada 5 gün, 30'ar dakikalık tempolu yürüyüşlerdir. Yürürken nefesiniz hızlanıyor ama yanınızdakiyle aksamadan cümle kurabiliyorsanız, tam olarak kalbinizi koruyan doğru tempodasınız demektir. Buna haftada 2 gün hafif kas güçlendirme egzersizleri eklemek de harika bir tamamlayıcı olur.”
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.