Merkel’e göre dünya liderleri... Bir devrin perde arkası

Olayların görünen yüzünün ötesinde, kulislerdeki bilgilerin aktarılması anlamına gelir.
Bu başlığı bir gazetecilik refleksi olarak atmıyorum.
Çünkü;
Doğu Almanya’dan gelip ilk kadın Şansölye seçilen;
Ve tam 16 yıl Almanya ve Avrupa’ya yön veren ve dünya siyasetinde söz sahibi olmuş Angela Merkel’in kitabını okurken gerçek anlamda bir perde arkası gördüm.
Dünyanın en büyük krizlerinden birisinin çözümü için dünya liderlerinin bulunduğu salondaki ağır perdenin arkasına geçen iki önemli ismin konuşmasına şahit oluyoruz.
Anlatacağım elbette.
Dedim ya; 16 yıl boyunca ne olaylar yaşanmış...
Sovyet güdümündeki Doğu Almanya’dan bir fizik akademisyeni olarak çıkıp, Federal Almanya’nın Şansölyesi olan Merkel, kitabının 650 sayfasında öyle olaylar anlatıyor, öyle analizler yapıyor ki.
Haberin Devamı
Bugün geriye doğru bakınca müthiş doğrular ve gerçekler buluyorum.
Elbette hepsini anlatamayacağım. Dünyanın en kritik günlerinde perde arkasında dünya liderlerinin neler yaptığını merak ederseniz, alın okuyun...
Kitabı okurken 2010 yılında Merkel’le yaptığımız sohbeti hatırlıyorum. Dönemin Almanya Temsilcisi Celal Özcan’dan rica ettim o röportajımızı buldu. Sevgili Ahmet Külahçı ve Celal’le Şansölye Merkel’e her soruyu sormuştuk.
Bugün verdiği cevaplara bakıyorum. Şaşırtıcı şekilde her sorunun devam ettiğini görüyorum. Yazının sonunda kısa bir paragrafla özetleyeceğim.

MERKEL’E GÖRE DÜNYA LİDERLERİ
Kitapta anlatılan olaylar: Irak savaşından Rusya’nın Kırım’ı ve Ukrayna’yı işgaline,
İsrail-Filistin sorunundan AB’nin kriz günlerine; zorlu NATO toplantılarından Afganistan ve terör olaylarına kadar nice olaylar ve sorunlar, toplantılar, gizli buluşmalar, ikili zirveler...
Kitapta en büyük bölüm sanıyorum liderler arasında Putin’e ayrılmış. Çünkü her sorunda Putin var.
Lider analizlerine gelince;
PUTİN: Merkel’in uzun anlatımlarından çıkarttığım özet sonuç şu:
Haberin Devamı
-Putin bölgesel güç değil, küresel güç olmak için ne gerekiyorsa yapıyor.
Hatta muhatabının ABD Başkanı olduğunu göstermek için Başkan Obama’ya Merkel aracılığıyla çok özel bir hediye de gönderiyor. Toplantılarda sürekli zamana oynuyor. Ve çaldığı o zaman diliminde sahadaki planını uyguluyor.

GEORGE BUSH’UN İKİ KÜRESEL HATASI
Şansölye; Bush, Obama ve Trump gibi üç ABD Başkanı’nı analiz ediyor.
Bu analizlerden anlıyorum ki;
Başkan Bush Ukrayna’nın NATO’ya aday üye olması için ciddi baskı yapıyor. Merkel ise buna karşı çıkıyor. Tabii gerekçeleri var. Bush hırslı ve aceleci davranıyor.
23 Şubat 2014’teki gelişmeleri Merkel şöyle anlatıyor:
“Putin’in bu gelişmelere tepki vereceğinden hiç kuşkum yoktu. Ukrayna’nın kendi kararlarını vermesi onun için belirleyici olmayacaktı. Bundan emindim ancak Putin’in nasıl bir karşılık vereceğini henüz bilmiyordum.”
Haberin Devamı
Sonuç; Putin Kırım’ı işgal ediyor. ABD ve AB kınamaktan başka hiçbir güç gösteremiyor. Merkel, 1 Mart günü Putin’le görüşmesini şöyle anlatıyor:
“Cumartesi günü Putin’le telefon görüşmesinde resmi bir işaret taşımayan yeşil üniformalı, silahlı kişilerin Kırım’daki Rus askerleri olduğu yönündeki değerlendirmemi açıkça ilettim. Putin bunu kesin bir dille reddetti, ancak çok geçmeden bunun açıkça gerçeğe aykırı bir beyan olduğu ortaya çıktı. Artık ilişkilerimiz o andan itibaren bambaşka bir evreye girmişti. Putin’le katıldığımız Petersburg diyaloğu sona ermişti”.
Belli ki Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinde Bush’un aceleciliği, öngörüsüzlüğü, plansızlığı ve kimseyi dinlemeyen hali ve kibri önemli rol oynamış.
Haberin Devamı
Tıpkı daha önceki hatası Irak gibi...
BUSH VE OBAMA: Merkel’in anlattıklarından görüyorum ki;
Başkan George Bush’u öngörüsüz buluyor. Obama’yı ise öngörü sahibi ve isabetli kararlar alabilen bir lider olarak görüyor. İşte bu durumu anlatan tespitler:
“2 Mayıs 2014’te Ukrayna’daki durumu görüşmek üzere Washington’a gittim. Barack Obama’nın olayları ne kadar isabetli analiz ettiğini bir kez daha gördüm. Ukrayna’ya destek verilmesi gerektiği konusunda aynı görüşü paylaştık ve Rusya’ya yaptırımlar uygulanması konusunda mutabık kaldık. Yaptırımların uygulanması konusunda Obama yönetimi ile Avrupa Birliği eşgüdüm içinde hareket etti.”
TRUMP: “Trump’la birlikte birbirine bağlı bir dünya için ortak çalışma yürütmek mümkün olmayacaktı. O her şeye siyasete girmeden önceki kimliğiyle, yani bir emlak girişimcisinin gözünden bakıyordu. Bir arsa yalnızca bir kez satılabilirdi. Onu da o almazsa bir başkası alırdı. Dünyaya da aynı mantıkla yaklaşıyordu. Ona göre ülkeler arasında süregelen bir rekabet vardı ve birinin kazancı mutlaka diğerinin kaybı anlamına geliyordu. İşbirliğinin herkesin refahını artırabileceğine inanmıyordu.”
Haberin Devamı
ÇİN DEVLET BAŞKANI Şİ JİNPİNG: Bir önceki devlet başkanı ‘zamanını bekle, sessiz ol ve zamanı gelince kendini göster’ diyordu. Şi ise ‘işte o zaman geldi’ diyen bir lider.

MERKEL UKRAYNA’NIN ADAY ÜYELİĞİNE NEDEN KARŞI
Ukrayna’nın NATO üyelik adaylığı için Bush ne kadar çok bastırsa, Merkel o kadar direniyor.
Sayfalarca anlatılan toplantılar, görüşmeler, diplomatik hamleler bunu açıkça gösteriyor. İşte o sözleri:
“Ben MAP (Üyelik Eylem Planı) statüsünün Ukrayna ve Gürcistan‘ı Putin’in saldırganlığından koruyacağına inanmayı bir yanılsama olarak görüyordum. Bu statünün Putin üzerinde öylesine caydırıcı bir etki yaratacağını ve onun gelişmeleri sessizce izleyeceğini varsaymak bana gerçekçi gelmiyordu. O dönemde gerçekten bir kriz çıksaydı NATO üyesi ülkelerin askeri malzeme ve birlik göndererek müdahale etmeleri düşünülebilir miydi? Böyle bir durum yalnızca Ukrayna ve Gürcistan açısından değil NATO açısından da ne gibi sonuçlar doğururdu? Adaylık ve üyelik arasındaki süreyi Putin’in hiçbir şey yapmadan geçireceğini varsaymak bana gerçekçi değil, yalnızca bir temenni olarak görünüyordu. Bu nedenlerle Ukrayna ve Gürcistan’a bu statünün verilmesini onaylamıyordum.”

PERDENİN ARKASI
İttifakın 60’ıncı yılı nedeniyle, Almanya’nın Kehl kenti ile Fransa’nın Strazburg kentinde bir zirve düzenleniyor.
Yemekte Bush, Merkel’e gelip şöyle diyor:
“Günaydın Angela. Hâlâ çözmemiz gereken bir sorunumuz var. Bu konuda Condi’yle (ABD Dışişleri Bakanı Rice) görüşmeyi düşünür müsün?”
Merkel bu bölümü şöyle yazıyor:
“Aslında bir başbakanın bir başka ülkenin dışişleri bakanı ile müzakere yürütmesi normal değildi. Ama karşımdaki de ABD Başkanı’ydı ve kabul ettim.
Yemekten önce Rice, danışmanımı salondaki ağır bir perdenin arkasına davet etti. Salonun bir bölümünü ayıran bu perde sayesinde birkaç dakika baş başa konuşabileceklerdi. Bir süre sonra danışmanım geldi. Rice, Ukrayna ve Gürcistan için MAP statüsünde ısrar etmişti, canım sıkılmıştı.”

BUSH MASADA MERKEL’E ÖZEL NOT GÖNDERİYOR
Yemek sonunda Merkel bir konuşma yapıyor. Neden karşı olduğunu anlattıktan sonra şöyle bir cümle kuruyor:
“Bir gün Ukrayna ve Gürcistan NATO üyesi olacaklardır.”
Sonrası Şansölye’nin kaleminden:
“Bush bu cümleyi duyunca önündeki kâğıda bir not düştü. Konuşmam bittikten sonra da yardımcılarından biri arkamda oturan danışmanıma bu notu iletti. Kâğıtta İngilizce olarak az önce kurduğum şu cümle yazılıydı; ‘One day they will become members of NATO.’ Bush ‘Bu cümleyi kapanış bildirgesine koyabilir miyiz’ diye soruyordu. Ukrayna ve Gürcistan’a MAP statüsü verilmesinden vazgeçilmesi şartıyla kabul ettim.”
16 YIL SONRA YİNE 7 MADDE
Şimdi yazımın başındaki Merkel röportajına gelebilirim. 1 saatlik sohbetimizden 7 madde çıkartmışız.
1- Kıbrıs’ta adım atılmalı. Mesela limanlar açılabilir.
2- Merkel, İsrail ile Türkiye arasında bozulan ilişkiden rahatsız. İlişkiler artık karşılıklı küçük adımlarla düzelmeli. Almanya bu konuda arabulucu olmaya hazır.
3- Türkiye’nin ekonomik başarısı ciddi bir şekilde önemseniyor. Bu konuda bazı ortak projeler ve yatırımlar için düğmeye basılmış.
4- Türkiye ile Ermenistan arasında gerginlik Berlin’de sıkıntı yaratıyor. Yakın geçmişte Türkiye ile Ermenistan Cumhurbaşkanları ve dışişleri bakanları arasında başlayan yumuşamanın devamı için Merkel, Erdoğan’dan ricada bulunacak.
5- Bilim akademilerine üçte bir oranında hükümetin atama yapması AB standartlarına göre sıkıntı yaratıyor. Merkel bilim özgürlüğünün altını çizecek.
6- Merkel, Esad’ın bu şekilde iktidarda kalmasından rahatsız. Türkiye’nin bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yaptığını düşünüyor. Hem NATO ortaklığı, hem de iki ülke dostluğu çerçevesinde hem Patriotlar hem de gerekli destek verilecek.
7- Almanya Türkiye’nin AB sürecini tıkamayacak. Ancak AB müktesebatı için müzakereler en ince detayına kadar sürecek.
Değişen ne olmuş siz söyleyin. Kitapla ilgili son sözüm de şu:
Angela Merkel hayatı boyunca demokrasiyi, hukuku, özgürlüğü ve insan onurunun korunmasını ilke edinmiş. Anlıyorum ki, dünyanın ve insanlığın başına bela olacak çok büyük sorunları bu şekilde çözmüş. Ders alınacak bir hayattır bu...
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.