The Jerusalem PostTurkey is supporting Iraqi attempts to combat ISIS threats to Kirkuk, other regionsInquirer EntertainmentDennis Trillo slams use of Jennylyn Mercado’s childhood abuse story as party decorZDF heuteAktuelle Pressemitteilungen des ZDFSözcüSeçim yenilgisinin ardından Trump'tan kabinede değişiklik planıEl ComercioTemblor en Perú: lugar, hora y magnitud del último sismo reportado hoy, viernes 6 de noviembreDeadline‘The Remarried Empress’ Sets Disney+ Record As Most Viewed Local Original Launch EverRai NewsCisgiordania, sei italiani fermati dalle autorità israeliane매일경제“가정폭력·외도 의혹 다툰다”…롯데 정철원, 전처 폭로에 밝힌 입장The Indian ExpressLeft out in SIR draft roll? Here’s how to get back on listLa NaciónLo encontraron en una cueva, decía tener 188 años y ahora revelaron su identidad: “Hasta la muerte me abandonó”Observador DesportoAs notícias das 2hWirtualna PolskaŻołnierze USA wrócili do Estonii. Misja wznowiona
The Daily Newsstand · Free, Always
Saturday, November 7, 2026

İstanbul’un 1600 yıllık sanat ve kültür mirası Londra’da sergileniyor: Bir şehrin hikayesi

Translate

Londra’da, 5 bin yıllık yaratıcılık birikimini buluşturan koleksiyonlarıyla dünyanın önde gelen sanat, tasarım ve performans müzelerinden biri olan Victoria ve Albert Müzesi’ndeyiz. Londralı sanatseverler, Bergen’den Esengül’e, Şenay’dan Edip Akbayram’a uzanan Türkçe pop ve arabesk şarkılar eşliğinde ilginç bir gece yaşıyor. Davetin nedeni, “Konstantinopolis’ten İstanbul’a: Bir Şehir, İki İmparatorluk” sergisi. MS 330’dan 1922’ye uzanan ve Koç Holding’in desteğiyle hazırlanan yaklaşık 1600 yıllık birikim, 200’ü aşkın eserle ziyaretçilerin karşısına çıkıyor.

Bir şehrin hafızası bazen bir mozaiğin küçücük taşında, bazen ipek bir kaftanın kıvrımında saklı. Bir ressamın kadınların yürüyüşüne ayırdığı dikkat, bir hattatın harfe verdiği biçim, yüzyıllar sonra o şehirde hayatın nasıl aktığını anlatıyor.

Serginin amacı da bu. İstanbul’un hikâyesini sarayların ve savaşların tarihi kadar, bu ince işçiliklerde aramak...

İpekli dokumalar, çiniler, mozaikler, el yazmaları, heykeller ve tablolar, aynı coğrafyada farklı dönemlerde kurulmuş hayatları birbirine bağlıyor. Sultanahmet’teki Bizans imparatorlarının Büyük Sarayı’ndan günümüze ulaşan 6. yüzyıl mozaikleri, serginin en dikkat çekici duraklarından. 1935’teki kazılarda ortaya çıkarılmalarından bu yana ilk kez İstanbul dışında gösteriliyorlar.

BELLİNİ’NİN FATİH PORTRESİ 

Gentile Bellini’nin Fatih Sultan Mehmed portresi de bu kültürel karşılaşmaların güçlü örneklerinden. National Gallery’den getirilen portrede, bir Osmanlı hükümdarına Venedikli bir ressamın bakışıyla yaklaşıyoruz. Topkapı Sarayı Koleksiyonu’ndan II. Selim’e ait 16. yüzyıl zerbaft kaftan ise dokumanın saray hayatında nasıl bir ihtişam diline dönüştüğünü gösteriyor.

Serginin kadınların giyim dünyasına açılan bölümü de ayrı bir merak uyandırıyor. Sadberk Hanım Müzesi’nden üçetek entari, etek ve bluz, ferace, sokak çarşafı, şemsiye ve ayakkabılar, kumaşın ve biçimin gündelik hayattaki yerini görünür kılıyor. Bu parçaların yanında Yapı Kredi Koleksiyonu’ndan Osman Hamdi Bey’in “Gezintide Kadınlar” tablosu bulunuyor.

Resimle kıyafetler arasında kurulan bağ, izleyiciyi dönemin sokaklarını ve kadınların şehirdeki varlığını düşünmeye çağırıyor. Kuruluşunun 100. yılını kutlayan Koç Topluluğu’nun sergiye desteği, koleksiyonlarında koruduğu eserleri uluslararası izleyiciyle buluşturması açısından da anlamlı. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye’deki müzelerden ödünç verilen eserler, farklı koleksiyonlara dağılmış İstanbul hafızasını bir süreliğine aynı çatı altında topluyor. Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, ekonomik ve toplumsal kalkınmanın birlikte ilerlediğine inandıklarını belirtiyor. Sanatın toplumlar arası diyaloğa katkısını vurgulayan Koç, şunları söylüyor:

“Katkımız kültürel mirasımızın uluslararası alanda da görünürlüğünü kapsıyor. Metropolitan Sanat Müzesi’nden Smithsonian Enstitüsü’ne kadar farklı kurumlarla yaptığımız işbirlikleriyle Türkiye’nin kültürel mirasının zenginliğinin dünyaya tanıtılmasına katkı sağladık.” Müziklerin seçiminde de katkısı olduğunu öğrendiğim küratör Tim Stanley’nin Bizans ve Osmanlı sanatını birlikte ele alan yaklaşımı, şehrin tarihini dönemler arasındaki bağları izleyerek düşünmemize imkân veriyor.

İSTANBUL YARATICI KÖPRÜ

V&A Direktörü Tristram Hunt ise serginin açılışında yaptığı konuşmada İstanbul’un yüzyıllar boyunca farklı medeniyetleri, kültürleri ve sanat geleneklerini buluşturan eşsiz kimliğine dikkat çekiyor. Bizans ve Osmanlı mirasının dünya sanatına etkisini vurgulayan Hunt, İstanbul’un Doğu ile Batı arasında yaratıcı bir köprü olduğunu belirtiyor.

9 Mayıs 2027’ye kadar açık kalacak sergi, İstanbul’a uzaktan bakmak için bir fırsat. Her gün önünden geçtiğimiz, kimi zaman kalabalığından yorulduğumuz şehrin yüzyıllara yayılan emeğini yeniden fark etmek için...

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.