Prof. Dr. Baltaş’la masaya yatırdık… Okulda şiddet nasıl önlenir

BU hafta Manisa’da yaşanan ve 11 öğrencinin yaralanmasına neden olayın ardından Prof. Dr. Acar Baltaş ile okul saldırılarını masaya yatırdık. Aile yapısı, toplumda yaşananların gençlere yansıması ve hoyratlık ile şiddet dilinin gündelik hale gelmesi ve bütün bunların normalleşip meşrulaştırılmasına tepki gösteren Baltaş, bu konuda yapılması gerekenleri sıralayarak yetkililere şu önerilerde bulundu:
DEDEKTÖR ENGELLEMEZ
“Okulda şiddet, metal dedektör ve güvenlik görevlileriyle önlenmez. Güvenlik görevlisi istihdam etmek, düşük eğitim düzeyindeki toplum kesimine iş sağlar. Ancak sorunu çözmez, bir süre sonra okul yöneticileri ve öğrenciler için yeni sorunlar yaratır. Bunun yerine rehber öğretmen istihdam etmek ve tüm rehber öğretmenlere gelişen yeni sorunlarla ilgili eğitim vermek gerekir. Bir süre sonra kullanılmaz olacağı için metal dedektörlere yapılacak yatırım tümüyle ölü bir yatırımdır. Okullarda şiddet bu tür bir ‘güvenlik’ anlayışı ile çözülmez. Atılması gereken öncelikli adım ‘okul iklimini’ düzenlemektir. Böylece okul içinde öğrenci ve öğretmenlerde aidiyet, güven ve değerli hissetmek, değer görmek duygularını yaşatmak mümkün olur. Öğrenciler için aidiyet, dikkat, güven ve yetişkin desteğine sahip olmak, alınacak önlemlerden daha kalıcı sonuçlar verir.
Haberin Devamı

NASIL BU HALE GELDİK
Son on yılda ne değişti de bu hale geldik? Son on yılda en büyük değişim öğretmenlerin okul yönetimi, öğrenciler ve veliler gözünde değer görme duygusundaki aşınmadır. Okul ikliminin temel belirleyicisi yöneticidir. Daha sonra öğretmen, öğrenci ve veli gelir. Her paydaşın okul iklimine etkisi vardır. İklimi herkes oluşturur, ancak sorumluluk eşit değildir, yetki ve güç arttıkça iklim üzerinde sorumluluk artar. Okul iklimini büyük projeler değil, yönetici ve öğretmenlerin neyi görmezden geldiği, neye müdahale ettiği, neyi takdir ettiği, nasıl örnek olduğu üzerine kuruludur.”
Haberin Devamı

ÖFKELİ ÖĞRENCİ TEK SEBEP DEĞİL
“Okulda şiddet bir öğrencinin öfkeli, sorunlu olmasıyla açıklanacak bir olay değildir. Bu, konuyu çok basite indirgemektir. Okulda şiddet birikmiş risklerin, üst üste binen olayların sonucudur. Okulda şiddet zayıf aidiyet ya da aidiyetin olmayışı, yeterince yetişkin desteği alamamak, şiddete fırsat veren bir ortam ve tetikleyen bir olay sonucunda ile bu olaylar ortaya çıkar. ‘Bir öğrenci neden şiddete başvuruyor?’ sorusu yanlış sorudur. Doğru soru şudur: ‘Bundan önce hangi işaretler görülmedi?’ Unutmayın, hiçbir önemli olay, ‘şu sebeple’ diyebileceğimiz sebeple olmaz. Bütün önemli olaylar ‘daha önce yapılmış ve yapılmamış olanların’ sonucunda ortaya çıkar. Uçaklar da bu sebeple düşer, madenler de bu nedenle patlar, hastalar da bu sebeple acilde ölür. Önemli bir olay bardağı taşıran son damla sebebiyle değil, bardağın dolması sonucu meydana gelir. Okuldaki şiddete de; hangi ilişkiler, hangi kurallar, hangi önleyici mekanizmalar ve süreçler işlemedi diye bakmak gerekir. Burada da nitelikli rehberlik hizmetinin önemi ortaya çıkar. Okul içinde şiddete başvuran öğrencinin ilişkilerindeki sağlıksız davranışları öğretmen ve yöneticilerin görmesi beklenir. Gencin şiddete yönelmesine neden olan zemin incelenmesi, duygu ve davranış yönetimindeki güçlük, öfke kontrolü, dürtüsel davranış, aile içinde şiddet ve ilişki sorunları sorgulanmalıdır.”
Haberin Devamı

ÇOCUKLAR NEDEN ŞİDDETE BAŞVURUR?
“Aidiyet ve güven eksikliği, öğrencinin kendini o topluluğa ait hissetmemesi, kendini güvende hissetmemesi, akademik başarısızlık ve değersizlik duygusu, dili, dini, ırkı, engeli ya da dış görünüşü nedeniyle hedef olmak şiddet sebebi olabilir. Dijital ortam da zorbalığı teşvik edebilir. Bu konuda bilinç arttı ancak zorbalık ve yeni model zorbalık daha da yaygınlaştı. Toplumsal koşullar da önemlidir. Şiddetin normalleşmesi, ekonomik eşitsizlik, mahallede suç ve şiddetin yaygın olması, madde kullanımı, kesici alet ve silaha ulaşım kolaylığı şiddeti kolaylaştırır.”

EBEVEYNLER HER HAREKETİNİ İZLEMELİ
“Veliler en zor kontrol edebileceğimiz grup. Aile içi şiddet bunu teşvik ediyor biliyoruz. Mahallede ve toplumda şiddetin normalleşmesi, insanların haklarını kendilerinin alabileceğine dair bir inancın yerleşmesi, ekonomik eşitsizlik, her biri şiddeti kolaylaştırır. Hiçbir önemli olay bir sebeple olmaz ve bir şekilde de önlenemez. Biz öncelikle bu şiddetin kaynağına inelim. Buna en kolay müdahale edebileceğimiz yer okuldur. Öğretmenleri, rehber öğretmenleri, yöneticileri eğitebiliriz. Çünkü onlar çocuklara okulda farklı iklim sunabilirler. Aileleri eğitmek, aileden şiddeti çıkarmak daha zor.
Haberin Devamı
Türkiye’de milyonlarca ruhsatsız silah olduğu biliniyor. Silahın bu kadar yaygınlaştığı ortamda olaylar güvenlik görevlisi ile metal dedektörlerle önlenemez. Aileler çocuklarını izlemeli. Aileler çocukları odasında olunca güvende olduğunu düşünüyor. Oysa çocukların odası her türlü melanete açılan kara delik olabilir. Bu nedenle ‘çocuğun mahremiyetine saygı’ gibi fantezi görüşleri bir yana bırakarak çocuğun izlenmesi, ilişkileri ve ne yaptığının bilinmesi gerekir. Çocukları kendi haline bırakarak iyi olacaklarını beklemenin mümkün olmadığı bir çağda yaşıyoruz. Evet anne babalar çocukların mahremine girmeli ancak zarar vermeyecek konularda, gereken yerde müdahale etmeli, gereken yerde de durup izlemeli.”
Haberin Devamı
ÖĞRETMENLER KENDİNİ GÖRÜNÜR HİSSETMELİ
“Başarı, bir noktada elde edeceğimiz bir şey değil. Her gün yaptığımız basit ve sıradan işleri düzenli ve özenli yapmaktan geçer. Okul müdürünün okula girdiği andan itibaren başta hizmetliler olmak üzere, öğrenci, öğretmen, müdür yardımcılarına selam vermesi, mümkün olduğu kadar çok kişiye adıyla hitap etmesi, kısa sohbet etmesi olumlu bir iklime katkıda bulunur. Okul iklimini geliştirmenin en önemli adımı, öğretmenlerin kendilerini değerli ve görünür hissetmeleri ile atılır. Türkiye’deki bütün öğretmenlerin, törenlerdeki klişe ifadelerin ötesinde, bu yaklaşıma ihtiyacı vardır. Öğretmenler sınıflarında okulun mikro iklimini yaratmalı, öğrencilerine ismi ile hitap etmeli, bireysel özelliklerini gördüklerini hissettirmelidir. Öğrenciler de akran normlarını belirleyerek, zorbalığa sesiz kalmayarak, olumlu iklime katkıda bulunabilir.

VELİLER SINIRI AŞMAMALI
Veliler de okullun sınırlarını desteklemeli, sınırları aşındırmayacak şekilde davranmalıdır. Özellikle özel okullarda birçok velinin bu sınırları çok zorladığı herkesin malumu. Anne ve babalar, çocuklarının tek yönlü beyanlarından kalkarak, öğretmenlerle ilgili olumsuz konuşmaktan kaçınmalıdır. Öğretmenler büyük baskı altında. ‘Bu düzen değişmez’ yaklaşımının da doğru olmadığını düşünüyorum. Öğretmenin de öğrencisini bir birey olarak görmesi, her öğrencindeki biricik özelliği fark etmesi ve sınıfın normlarına uymasını sağlamak için ısrarlı olması gerekir. Öğretmenin en önemli sorumluluğu duygusunu yönetmektir. Bu da kriz zamanlarında ortaya çıkar. Eğitmek doğru tepki vermektir. Bu nedenle öğretmenin duygusunu yönetmesi olumlu sınıf iklimi oluşturmanın en önemli adımıdır.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.