11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü öncesi İstanbul’da konferans düzenlenecek

AYDIN Doğan Vakfı 11 Ekim’de kutlanacak “Dünya Kız Çocukları Günü’’ öncesinde 8 Ekim’de, ‘’Dünya Kız Çocukları Günü Konferansı’’ düzenleyecek.
UN Women (BM Kadın Birimi), UNICEF ve UNFPA iş birliğiyle düzenlenecek bu konferans öncesinde vakıf yönetim kurulu başkanı Arzuhan Doğan Yalçındağ ile kız çocuklarının eğitimi üzerine konuştuk.
- Dünyada ve Türkiye’de yaşayan kız çocuklarının önündeki en büyük engel nedir sizce?
Kız çocuklarının potansiyellerini ortaya koyabilmelerinin önündeki en büyük engel, tek bir başlıkla açıklanamayacak kadar çok boyutlu. Artık sadece eğitime erişimi sağlamak değil, gençleri değişen dünyaya hazırlamak da çok önemli. Aslında dünyada ve Türkiye’de eğitim alanında önemli bir ilerleme var. Dünyada son 20 yılda okul dışında kalan kız çocuklarının sayısı 200 milyondan 122 milyona düştü yani yüzde 39 azaldı; Türkiye’de ise 25-34 yaş grubundaki kadınların yükseköğretim mezunu olma oranı 2008’de yüzde 12.5 iken 2025’te yüzde 50.3’e yükseldi. Ancak eğitimdeki bu kazanımların yaşamın diğer alanlarına aynı ölçüde yansımadığını görüyoruz. Örneğin, Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki genç kadınların yüzde 30.9’u ne eğitimde ne de istihdamda. Kadınların istihdama katılım oranı da yüzde 32.1 iken erkeklerde bu oran yüzde 66.4. Parlamentoda temsil oranı halen yüzde 20.
AB projemiz kapsamında “Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar için İhtiyaç Analizi” araştırmamız da bu tabloyu genç kadınların kendi deneyimleri üzerinden ortaya koyuyor. Araştırmaya katılanların yüzde 91.4’ü ekonomik zorlukları, yüzde 76.7’si ise toplumsal cinsiyet normları ve beklentilerini liderliğin önündeki engeller arasında ifade ediyor.
- Bu engeller nasıl aşılabilir? Devlete ve sivil toplum kuruluşlarına düşen görevler nedir?
Bu engelleri aşmanın yolu, tek bir kurumun çabasından değil, kamu, sivil toplum, özel sektör ve gençlerin kendilerinin içinde olduğu güçlü ve sürdürülebilir bir işbirliğinden geçiyor. Kamunun öncelikli sorumluluğunun, kız çocuklarının ve genç kadınların eğitimden istihdama, sosyal yaşamdan karar alma mekanizmalarına kadar eşit fırsatlara erişimini güvence altına almak olduğunu düşünüyorum. Sivil toplumun rolü ise sahayı dinlemek, ihtiyaçları doğrudan gençlerden öğrenmek ve bu ihtiyaçlara yönelik yenilikçi modeller geliştirmek. Biz de Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar projesi ile tam olarak bunu yapmaya çalışıyoruz.
İL BAZINDA DEZAVANTAJ
- Eğitime erişim konusunda kız ve erkek çocukları arasında hâlâ farklılık var mı? Varsa sizce neden?
Temel eğitimde okullaşma oranlarında geçmişe göre önemli kazanımlar sağlansa da mesele yalnızca okul kaydıyla sınırlı değil. Türkiye genelinde okullaşma oranında kızlar aleyhine bir durum söz konusu değil. Ortaöğretimde kayıtlı kız çocuklarının oranı yüzde 83.3, oğlan çocuklarının oranı ise yüzde 82.5 seviyesinde. Ancak bölge bazında farklar var; il bazında baktığımızda bazı yerlerde hâlâ kızların daha dezavantajlı olduğunu görüyoruz.
Ancak çözüm sadece eğitim sistemine dahil olmakla bitmiyor tabii. Önemli olan eğitimin niteliği ve eğitim sonrasında hayata aktif katılımları. Ayrıca bilim, teknoloji, mühendislik (STEM) ve dijital beceriler gibi geleceğin mesleklerini belirleyen nitelikli alanlara erişimde de kız çocukları derin bir eşitsizlikle karşı karşıya kalıyor.
- Hem dünyada hem Türkiye’de kız çocukları neden bir türlü erkeklerle aynı fırsatlara, haklara sahip olamıyor?
Mevzuatta kız ve erkek çocukları eşit haklara sahip görünse de haklara sahip olmak ile o hakları fiilen kullanabilecek fırsatlara erişmek aynı şey değil. Fırsat eşitsizliğinin kökeninde yerleşik kültürel önyargılar, görünmeyen engeller ve karar mekanizmalarından dışlanma yatıyor. Kız çocukları sosyal ağlara, mentörlük olanaklarına ve finansal kaynaklara eşit düzeyde ulaşamıyor. Nitekim araştırmamızda genç kadınlar güçlenmeyi; kişisel gelişim (yüzde 70.8), ekonomik bağımsızlık (yüzde 68.6) ve özgürce karar verebilmek (yüzde 45.2) olarak tanımlıyor. Asıl mesele, kız çocuklarımıza haklarını hayata geçirebilecekleri eşit ve güvenli fırsat alanları sunabilmek.
HEDEF: BÜTÜNCÜL GÜÇLENME
- Vakfınız kız çocuklarının iyi olma hali için neler yapıyor?
Aydın Doğan Vakfı olarak kız çocuklarımızın bütüncül güçlenmesini merkezimize alıyoruz. Yıllar önce başlattığımız “Baba Beni Okula Gönder” seferberliğiyle yurtlar, burslar ve eğitim destekleriyle binlerce kızımıza ulaştık. AB desteğiyle yürüttüğümüz “Güçlü Kızlar Güçlü Yarınlar” projemizle ise yaz kampları, mentörlük, akademi platformu ve mikrohibeler yoluyla 7 bini aşkın genç kadına ve 3 binin üzerinde STK temsilcisine ulaştık. Lise döneminden üniversite eğitimlerine ve hatta sonrasında iş hayatına hazırlanmalarına kadar pek çok aşamada kız çocukları ve genç kadınlara yol arkadaşlığı yapıyoruz. Eşitliği tam anlamıyla desteklemek için birlikte hareket etmek zorundayız. Bizim için önümüzdeki dönemin temel yaklaşımı da bu olacak. Daha fazla işbirliği, daha fazla erişim ve daha fazla kız çocuğunun ve genç kadının kendi potansiyelini gerçekleştirebilmesine katkı sağlamak önceliğimiz olacak.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.