Süper kahraman da oluyor, kötü adam da! Her kılığa giriyor

Gençlik idolü olarak başladığı kariyerinde başarılı bir karakter oyuncusuna evrilen Robert Pattinson’ın yeni filmi ‘Primetime’ cuma günü vizyona girdi. ‘Harry Potter’daki yeniyetmeden ya da ‘Alacakaranlık’taki (Twilight) yakışıklı vampirden çok farklı donanımlara sahip bir aktör var artık karşımızda. Bu yıl dört büyük yapımda rol alan Pattinson’ı bugünlere getiren adımlarına bakalım...


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
Peş peşe vizyona giren filmleriyle şu sıralar sık sık sinema salonlarında randevulaştığımız Robert Pattinson, yılı Zendaya’yla başrolü paylaştığı ‘Drama’ filmiyle açtı. Ünlü aktör burada hafif paranoyak Charlie Thompson karakterini canlandırıyordu. Ardından yılın iddialı yapımlarından ‘Odyssey’ geldi. Pattinson filmin ana kötülerinden Antinous’a hayat veriyordu ki izleyip de ona sinir olmamak elde değildi. Şimdi yeni filmi ‘Primetime’la karşımıza çıkan aktör bambaşka bir role bürünüyor. 2000’li yıllarda ABD’de yayımlanan tartışmalı televizyon programı ‘To Catch a Predator’ın (Bir Avcıyı Yakalamak) ünlü sunucusu Chris Hansen’ı perdeye taşıyor.
‘Primetime’ın Venedik Film Festivali’ndeki ilk gösteriminden itibaren eleştirmenler bunun Pattinson’ın kariyerindeki en çarpıcı performanslardan biri olduğunu söylüyor. Vanity Fair dergisine göre aktör bu filmde tüm yeteneklerini sergiliyor: “Yoğunluk, komiklik ve sanatına olan sınır tanımayan adanmışlık.”
Haberin Devamı
Bu üç tanım onu gerçekten çok iyi özetliyor. Yeri geldiğinde efsanevi oyuncu James Dean kadar karizmatik olabiliyor. Ama YouTube’daki bir söyleşi videosunda da içindeki haylaz erkek çocuğu ortaya çıkabiliyor. Bir taraftan da
mesleki hırsı var; sürekli iddialı işlerde rol alıyor. Bu arada aktörün sıradaki adımının ‘Dune: Çöl Gezegeni Bölüm Üç’ olduğunu söyleyelim. 4 Aralık’ta vizyona girecek filmde Pattinson, Scytale adlı gizemli bir karakteri canlandırıyor. Bu kez sarışın oluyor ve yine ‘acayip’ bir tipe dönüşüyor.

Güzel kızlar için
Bugün Hollywood’un zirvesine yerleşen Pattinson’ı biraz daha yakından tanımak istersek yönümüzü Londra’ya çevirmeliyiz. Bu İngiliz beyefendisi 1986’da doğdu. 4 yaşındayken gitar ve piyano çalmaya başladı. Annesi Clare bir modellik ajansında çalışıyor, babası Richard, Amerika’dan nostaljik araçlar ithal ediyordu. Lizzy ve Victoria adında iki de ablası var ki Robert’ın söylediğine göre bu ablalar çok da eğlenceliler. Küçükken onu bir kız gibi giydirip ‘Claudia’ adıyla çağırıyorlardı. Kim bilir belki de ünlü aktörün oyunculuk kariyeri ablaları sayesinde şekillenmişti.
Haberin Devamı
Okul yıllarında utangaç ve içine kapanık bir çocuk olan Pattinson 13 yaşına geldiğinde babasının teşvikiyle Barnes Tiyatro Topluluğu’na katılıyor. Yıllar sonra Your Local Guardian gazetesine verdiği söyleşide aktör o küçük tiyatro kulübüne ilk başta sadece güzel kızlar için gittiğini ama bu sayede oyunculuğa başladığını itiraf ediyor.
Pattinson şöhret yolundaki ilk adımını ‘Harry Potter ve Ateş Kadehi’ (Harry Potter and the Goblet of Fire/2005) filmiyle attı. Canlandırdığı Cedric Diggory karakteri Hogwarts’ın Üç Büyücü Turnuvası şampiyonlarından biriydi ve hayranlar tarafından çok sevildi. Ardından gelen ‘Alacakaranlık’ (Twilight) serisiyse onu adeta bir gençlik idolüne dönüştürdü. Aynı zamanda Kristen Stewart’la da yolları bu filmin başrollerinde kesişti. İkisi de fenomene dönüştü.
Haberin Devamı

Masal kötü bitti
Stephenie Meyer’ın kitaplarından uyarlanan bu vampir-kurt adam serüveni dönemin en popüler işlerinden biriydi. Oyunculuklar muhteşem değildi, Robert’ın şu anki yeteneklerinden eser yoktu belki ama o elmas gibi parlayan bir vampir Edward Cullen’dı; kim karşı koyabilirdi! Üstelik Kristen Stewart’la gerçek hayatta da aşk yaşıyorlardı.
Ama masalın sonu kötü bitti. Stewart’ın ‘Pamuk Prenses ve Avcı’ (Snow White and the Huntsman/2012) filminin yönetmeni Rupert Sanders’la çekilen samimi fotoğrafları bu ilişkinin sonunu getirdi. Bu arada Pattinson’ın ablaları burada yine devreye girmişti ve onu Stewart’la barışmaması konusunda uyarmışlardı. Sonunda ikili yollarını tamamen ayırdı.
Haberin Devamı
Aslında Edward Cullen rolü Pattinson’ın önünü kesebilirdi; yani ‘üzerine yapıştı’ dedikleri o durum yaşanabilirdi. Harry Potter’ın Daniel Radcliffe’e veya Frodo’nun (Yüzüklerin Efendisi) Elijah Wood’a yaptığı gibi. Fakat Pattinson için durum faklı gelişti.
‘Alacakaranlık’ macerası bitince aktör bağımsız filmlere yöneldi. Magazin gündeminden, anaakım işlerden uzaklaştı. 2014’te müzisyen FKA Twigs’le aşk yaşadığını duyduk ama ardından ayrılık haberleri geldi. Kariyerindeki asıl durgunluksa pandemide ve ardından Hollywood senaristleriyle oyuncularının grev yaptığı dönemde yaşandı. Pattinson o günlerle ilgili basına yaptığı açıklamalarda iki yıl boyunca eline hiç iyi senaryo gelmediğini, hatta oyunculuktan ‘neredeyse soğuduğunu’ söyledi. Aslında doğru anı bekliyordu ve sonunda 2022’de ‘The Batman’le çıkageldi. Artık bir süper kahraman olmuştu.
Haberin Devamı

Ünlü aktör The New York Times gazetesine verdiği röportajda bu rolle ilgili komik bir anısını anlatıyor. Bir gümrük memuru kendisine “Hey, sen ‘Alacakaranlık’taki adamsın. Oyunculuğu neden bıraktın” diye soruyor. Pattinson da soruya nasıl cevap vereceğini bilemeyip şöyle diyor: “Ben Batman’im!” Ve kendisi hâlâ Batman. Devam filminin 2028’de vizyona girmesi planlanıyor.
Robert Pattinson’ın geçen yıl rol aldığı en ilginç işlerden biri ‘Mickey 17’di. Ünlü aktör bu bilimkurgu filminde uzaydaki bir keşif seferinde tekrar tekrar ‘feda edilen’ bir çalışanı canlandırıyordu. Jennifer Lawrence’la başrolü paylaştığı ‘Geber Aşkım’ (Die My Love/2025) da epeyce konuşuldu. Gerisi de çorap söküğü gibi geldi. Başa dönersek; bu yıl onu 3 filmde izledik, 4’üncüsü de yolda. Çöl gezegenine nasıl bir sihir katacağını heyecanla bekliyoruz.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.