Palamutun Bol Olduğu Hafta

Biraz denize bakalım, biraz tezgâha, biraz mutfağa. Mevsimin bize sunduğu küçük sevinçlerden söz edelim.
Çünkü bu hafta palamut bol.
Tezgâhlara bakınca insanın içi açılıyor. Kasaların içinde yan yana dizilmiş palamutlar, gümüş sırtlarıyla “mevsim geldi” diyor. Balığın en güzel tarafı da bu zaten; takvime bakmadan zamanı hatırlatır insana.
Palamut bizim sofraların biraz halk çocuğudur. Lüfer gibi nazlı değildir, kalkan gibi mesafeli durmaz. Hamsi gibi şenliklidir ama sofrada daha tok, daha ağırbaşlı durur. İri durur, doyurur, mutfağa güven verir. Bir palamutla iki kişilik güzel bir sofra kurarsınız. Yanına biraz soğan, biraz roka, birkaç dilim limon koydunuz mu gerisi fazla süse girer.
Ama palamut pişirmenin de bir terbiyesi var. Balığı öldürmeden pişirmek gerek. Önce güzelce temizlenmiş palamutu soğuk suyla yıkayın. İsterseniz buzlu suda kısa bir süre bekletebilirsiniz; eti toparlanır, kendine gelir. Ama uzun uzun suda bırakmayın. Balık denizde güzeldir, leğende değil. Fazla yıkarsanız tadını da alıp götürürsünüz.
En bildik tarifle başlayalım: Palamut tava. Balığı halka halka dilimleyin. Biraz tuzlayın, isterseniz çok az karabiber serpin. Mısır ununa bulayıp kızgın ama yakıcı olmayan yağda iki tarafını da güzelce pişirin. Burada mesele balığı kurutmamak. Dışı hafif çıtır, içi yumuşak kalmalı. Yanına ince doğranmış soğan, sumak, maydanoz. İşte bu kadar. Bazen iyi yemek dediğin şey, fazlalıklardan kurtulma sanatıdır.
Biraz daha hafif olsun derseniz fırında palamut yapın. Tepsiye halka doğranmış soğanları serin. Üzerine palamut dilimlerini dizin. Aralara birkaç dilim domates, birkaç yeşil biber, defne yaprağı koyun. Az zeytinyağı, az tuz, az karabiber. Limonu baştan boca etmeyin; balığı sertleştirir. Piştikten sonra sıkarsınız. Fırından o koku çıkınca evin havası değişir. İnsan çocukluğundan bir akşamı hatırlar.
Bir de palamut buğulama vardır. Bana kalırsa palamutun en zarif hallerinden biri. Tencerenin dibine soğanı, üstüne patatesi, onun üstüne palamutu yerleştirin. Domates, biber, defne yaprağı, birkaç dal maydanoz. Çok az su, biraz zeytinyağı. Kapağını kapatıp kısık ateşte kendi suyuyla pişirin. Bu yemek aceleye gelmez. Kısık ateş ister. Sabır ister. Zaten mutfağın bize öğrettiği en eski şeylerden biri de budur: Her şey harlı ateşte güzel olmaz.
Bir tarifi de sevgili dostum Mustafa’nın annesinden alalım. Böyle tarifleri severim; ölçü kaşığından çok ev hali taşır.
Palamutun filetosu çıkarılır. Kızgın ve az yağlı tavaya önce balığın iç yüzü gelecek şekilde konur. Bir yanda küp küp doğranmış domatesler hafifçe ateşten geçirilir; isterseniz aynı tavada da olur. Balıkların sırt tarafını tavaya çevirdiğinizde, o hafif pişmiş domatesleri iç yüzlerine paylaştırırsınız. Sırtları da güzelce pişince tabaklara alırsınız. Yanına ne koyarsanız koyun artık; roka mı olur, soğan mı olur, kızarmış ekmek mi olur... İçeceği de size bırakıyorum.
Bir başka güzel yol da palamut pilaki. Soğanı zeytinyağında öldürmeden çevirin. Patates, sarımsak ekleyin. Üzerine palamut dilimlerini yerleştirin. Domates ya da az salça, biraz su, defne yaprağı. Kısık ateşte pişsin. Ilık yenirse tadı daha bir oturur. Ertesi güne kalırsa daha da güzelleşir. Bazı yemekler de bazı insanlar gibidir; bekledikçe kendini bulur.
Palamut bolken insanın aklına sadece yemek gelmiyor. Eski sofralar geliyor. Eve balık girince komşuya da bir tabak giderdi. “Bizde palamut var, sizde salata varsa tamamdır” denirdi. Şimdi herkes kendi mutfağında, kendi ekranında, kendi telaşında. Oysa bir balığın bereketi yalnızca doyurmasında değildir; sofraya birini daha çağırmasındadır.
Bu hafta tezgâhta palamut çoksa, bu sadece balık bol demek değildir. Deniz bize kısa bir mevsim armağan ediyor demektir. Alalım, pişirelim, kokusunu eve yayalım. Yanına soğan kıralım, roka yıkayalım, ekmeği hafifçe kızartalım.
Haftanın yorgunluğu yine yerli yerinde durur. Ama bazen insanın kendini toparlaması için küçük bir sofra da yeter.
Palamutun bol olduğu hafta, evde ocak biraz daha anlamlı yanar.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.