Mekke Paktı

Türkiye, kardeş Pakistan ve Suudi Arabistan’la birlikte Mekke Güvenlik Paktı’nı kurdu. Bu oluşumun en temel amacı İran’a Ortadoğu’da set çekmektir. Aslında Trump’ın ikinci dönemine başlarken temel çıkış noktası buydu: İsrail’i korumak. Paktın NATO’ya benzetilmesi, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın da “Amaç İsrail’i korumak mı” sorusunu sormasına yol açtı. Aslında Suriye’nin İran ve Rus etkisinden arındırılması, İran karşıtı Şara’nın göreve getirilmesi de bu kapsamda değerlendirilmeli.
Ancak şunu belirtelim, her türlü kontrolsüzlüğü ile kendi ülkesine bile zarar veren Netanyahu, ABD’nin politikasıyla da çelişik duruma düşüyor.
ABD’nin bir hedefi de İran’ın bölgesinde yalnızlaştırılması. Algı, “Ortadoğu’nun en büyüğü olan Suudi Arabistan’ın, dolayısıyla Sünni Ortadoğu’nun İran’a karşı korunması, İran’a karşı bir caydırıcı güç oluşturulması” şeklinde. Mekke Paktı’nda Pakistan askeri gücüyle, Türkiye askeri gücü ve savunma sanayisiyle, Suudi Arabistan ise ekonomik gücüyle anılıyor. Trump, bölgedeki işinin azalması umuduyla oluşumu destekliyor.
Türkiye pakta bölge ülkelerinin katılmasını istiyor. Burada sorunlar boyutlanıyor. Ön görüşmelere katılan Mısır, dışarıda kaldı. Çünkü katılsaydı, paktın coğrafi durumu İsrail’i çevreleme anlamına gelecekti. Mısır bunu istemiyor. Kaldı ki Kahire’den gelen son işaretler daha sinir bozucu. İsrail ile birliktelik oluşturan Kıbrıs Rumlarıyla yakınlaşıyor Sisi. Ayrıca Kahire, Türkiye’yi Kızıldeniz’de istemiyor. Sudan’da, Somali’de, Libya’da istemiyor. Ankara-Kahire arasındaki diplomasi sürüyor ancak geçmişten gelen rekabet de sürüyor.
Peki, Suriye niye bu pakta girmiyor? Orada da İsrail’in kaygıları engel oluyor.
Şimdi diğer boyutuna geçelim. “Biz pakt kurduk” demekle güvenlik paktı kurulur mu? Hayır. Çeşitli süreçler ve kurumlar gerekli. Örneğin, anlaşma metni ortada yok. TBMM’ye de sunulmadı ve kabul edilmedi. Bu yasal süreçlerin en azından Türkiye için geçerli olduğunu biliyoruz. Ayrıca bildiğimiz kadarıyla bu pakt için birlik tahsis edilmedi, ortak eğitim, tatbikat programı yapılmadı. Bu aşamalar geçirilmeden Mekke Paktı ne olur? İyi niyet duyurusu olarak kalır.
Suudi Arabistan, son savaşta İran’ın karşısında zor durumda kaldı. Güvenlik ortaklarına en çok ihtiyacı olan ülkelerden birisi. Gelecekte de çatışma olmasa bile İran’la ciddi bir rekabet içinde olacağı kesin. Petrolünü Hürmüz Boğazı’ndan geçirmek zorunda. Yemen’deki Husilerle zaman zaman çatışıyor.
Kardeş Pakistan’ın da güvenlik ortaklarına ihtiyacı var. Türkiye zaten tarihsel kardeşlik bağlarıyla Pakistan’la her alanda yan yana duruyor. Ancak askeri pakt içinde ortaklık durumu, olası PakistanHindistan gerginliklerinde Türkiye’yi de tam taraf yapabilir.
Türkiye’nin güvenlik ortakları NATO’da var zaten. Ancak bu yeni pakt çerçevesinde başka bir tehdit algısı mı gelişti? Bu tehdit üç ilke için de geçerli mi? Pakistan ve Suudi Arabistan ile mevcut ilişkiler nerede yetersiz kaldı da pakt kurulması gerekti?
Bildiğimiz kadarıyla uluslararası ilişkiler en yalın haliyle “al-ver” konusuna odaklıdır. Türkiye bir pakt kuruyorsa, bir anlaşma yapıyorsa ne alıp karşılığında ne veriyor?
Bu soruları şunun için soruyoruz: “Devlet aklı” tam da bu durumlarda devreye girmeli. O devlet aklı da ideolojilerden, saplantılardan uzak durmalı. Nesnel gerçeklerden güç almalı, ulus-ülke çıkarlarını korumayı hedeflemeli.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.