PunchSinger Ed Sheeran returns to stage after boycott calls, Palestine rowESPNOregon wins in 84-0 rout despite missing 2 key players on offenseוואלהרוכב אופניים בן 54 נפצע באורח קשה בתאונה עצמית בכביש 44The Jerusalem PostGemini hacked three companies in first known breakout by Google's AICNN TürkHava Durumu (19-09-2026)Bollywood HungamaCONFIRMED: Ajay Devgn-starrer Ranger pushed to 2027; WON’T clash with Akshay Kumar-Vidya Balan’s comic caper, EethaSözcüTarlasında hazine buldu, servet sahibi olduХабр[Перевод] Протез для силы воли или харнесс для думскроллингаDaily MailPolice jail Freya The Ice Queen: Brothel boss trafficked Thai women thousands of miles to the UK and forced them into sex trade across the south-east to pay off five-figure debtsEuronewsMacron heading to Saint Pierre and Miquelon to meet with Canadian PM CarneyGuardian SportPolice on high alert before Millwall v West Ham, Spurs and Villa face crunch clash – matchday liveEgypt IndependentIran war has cost $45.1 billion, Pentagon tells Congress
The Daily Newsstand · Free, Always
Saturday, September 19, 2026

‘Aşk gelip geçici bir şey, önemli olan sevgi’

Translate

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Haberin Devamı

Bu Emre Dinler’le ilk röportajım. Tam ekrandaki gibi, çok düzgün bir fiziği var. Boyu 1,92 metre, bayağı uzun. Ben fotoğraf çekiminde mecburen takoz desteği almak zorunda kalıyorum. Röportaj boyunca çok heyecanlıydı ama yavaş yavaş ısındı ve samimiyetle anlattı.

Hataylıymışsın, “Sokak kültüründe büyüdüm” demişsin. Nasıl bir evdi sizin ki?

Hatay, Kırıkhan ilçesinde; güzel, mutlu bir aile içerisinde büyüdüm. O anlamda kendimi şanslı hissediyorum. Üç kardeşiz, ben ortancayım. Mutlu, güzel ve sıcak bir şehirde, güzel insanlarla, güzel akrabalarla yetiştirildim. Annem ev hanımı, babamın bir organizasyon işletmesi var; düğünler, özel günler için... Ama depremden sonra maalesef onlar gitti.

Geçmiş olsun. Yaşanan deprem felaketinde çok kaybın oldu mu?

Haberin Devamı

Bayağı oldu. Beraber büyüdüğüm birçok arkadaşımı, akrabalarımı, mahalledeki komşularımızı kaybettik. Onun dışında evimiz, babamın işyeri gitti. Çok şükür bizimkiler sağ. Ama çok büyük acılar yaşadık. Orada hızlı bir toparlanma süreci var ama yine de etkileri devam ediyor.

Çok zor, başınız sağ olsun. Peki, şimdi baktığında bütün bu kayıplar sana hayat adına ne gösterdi?

Bu, büyük bir yıkım. Bence Türkiye’de böyle büyük bir olaydan etkilenmeyen hiç kimse yoktur. İşin psikolojik tarafı tabii başka. İnsan acıları yarıştırmıyor. Biz dönüp baktığımızda en azından şükrettiğimiz bir süreci yaşıyoruz çünkü annem, babam, yakın arkadaşlarımın birçoğu iyi durumda. Toparlıyoruz. Bu acılardan sonra çok fazla güçleniyorsun, insanı daha sağlam bir hale getirebiliyor. Olgunlaşma süreci yaşıyorsun.

Gözlerin doldu... Konuyu biraz değiştirelim. Senin ailende sanatla ilgilenen kimse yok. İstanbul’a taşınma fikri nasıl ortaya çıktı?

Küçükken oyuncu olmayı çok istiyordum. Televizyonda bir sahne görüp, evde tek başıma saatlerce oynamaya çalışıyordum. Etrafımda bu işi yapan kimse yoktu. Konservatuvara yönlendirenim
olmadı ve üniversitede de Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sosyoloji bölümüne gittim. Okuldayken de aklımda hep “Acaba oyunculuk yapar mıyım” sorusu vardı. Etrafımı gözlemledim. O yıllarda önce modellik, modellikten sonra oyunculuğa geçildiğini gördüm. Bir modellik yarışmasına başvurdum. Orada derece aldım. Defileler, çekimler başladı. Ama okulu da bırakmadım, bitirdim, üstüne formasyon da
aldım. Ve sonra İstanbul’a tam olarak taşındım.

Haberin Devamı

İstanbul korkutucu muydu?

Arkadaşlarım Muğla’dan beni otobüse bindirdiler ve İstanbul’a geldim. Hiçbir şeyim ve ne yapacağıma dair hiçbir fikrim yoktu, sadece içimde oyuncu olma isteği vardı. Kuzenimin yanına yerleştim, oyunculuk eğitimleri almaya başladım. Çekimler, defileler devam etti. Sonra yavaş yavaş deneme çekimleri geldi. Annemin duaları gerçekleşti, karşıma da hep iyi insanlar çıktı. İlk işim ‘Söz’ oldu. Sonra ‘Gülperi’, ‘Sol Yanım’, ‘Alsancak’, ‘Kuruluş Osman’, ‘Yasak Elma’, ‘Zembilli’ ve ‘Kızılcık Şerbeti’ geldi.

‘Aşk gelip geçici bir şey, önemli olan sevgi’

‘İnsanlar koltuk kapmak için birbirlerini itiyordu, ne yapıyorlar diye düşündüm’

Haberin Devamı

Yaptığın meslekten nasıl bir ders çıkardın?

Öncelikle İstanbul bana çok şey öğretti. Mesela burada ilk metrobüse bindiğimde insanlar bir koltuğu kapmak için birbirlerini itiyordu. Küçük bir yerde yetiştim, bu şahit olduğum bir şey değildi, ne yapıyorlar diye düşündüm. Burada herkes bir hayat mücadelesi içerisinde. Hatay’dan örnek vereceğim. Biz biriyle karşılaştığımızda ya da onunla ilgili bir problem yaşadığımızda ertesi gün tekrar karşılaşacağımız için birbirimize karşı en azından saygımız vardır. Ama İstanbul’da insanların ertesi gün karşılaşmama ihtimalleri var. O yüzden umursamıyorlar. Karşısındakilere daha acımasızlar. Ve şunu öğrendim: İnsanlar çok bireysel. Bu durum oyunculuk sektöründe de böyle.

Haberin Devamı

Nedir zorlukları bu işin?

Zor bir süreç. Oyunculuk sektörü bir ‘survivor’, herkesin bir ayakta kalma çabası var. Günümüz ekonomik koşullarında artık daha da zor. İstanbul’a geleceksiniz, bir çevre yapacaksınız. Bu çevre içerisinde hayatta kalmaya çalışacaksınız. Maddi olarak imkânınız olması gerekiyor. Sadece bu da yetmiyor, her gün bu işle ilgili bir mücadeleye girmeniz gerekiyor. Bazen arkadaşlarım “Abi nasıl oldu, nasıl yaptın? Biz de gidelim İstanbul’a, biz de yapalım” diyorlar. Bunu söyleyen çocuğun hayalleri, hayal kırıklıkları, verdiği mücadeleleri, yaşayacağı zorlukları düşününce diyorum ki “Bence hiç başlama”.

Neler yaşadın?

90’larda oyuncu olmak için İstanbul’a gelenlerin yaşadığı zorlukları anlatan filmler olurdu, benzer şeyler, pek değişen bir şey yok. Bu işi yapmak isteyen çok kişi var. Bu söylediklerimi oyuncular çok iyi anlayacaktır. Çok çalışmak, emek vermek, sabretmek gerekiyor. Sabrettin, başardın, bir noktaya geldin diyelim. Sonra o noktayı korumak için ekstra bir çaba gerekiyor ve tekrar mücadele başlıyor. Çünkü bu meslekte kimsenin, hiçbir şeyin garantisi yok.

Haberin Devamı

Yaşadığın en büyük hayal kırıklığı neydi?

Hayatıma çok güzel insanların girmesi benim şansımdı. Ama onun dışında o sürece kadar maddi olarak çok zorlandım, kiramı ödeyemez duruma gelmiştim. Ailem destekledi ama yetişkin biri olarak destek kabul etmiyorsunuz. İstediklerinizden fedakârlıklar yapıp zor bir sürecin içerisine giriyorsunuz.

‘Boyuma kadar eleştirildim’

Yeni projelerin neler?

Bir sinema filmi projesi var ama netleşmeden detaylarını veremiyorum. ‘Kızılcık Şerbeti’ devam ediyor. Dinamik, enerjik ve çok güzel bölümler geliyor.

Oyuncu değişimi sebebiyle üçüncü sezonun ortasında Fatih karakterini canlandırmaya başladın. İzleyicinin alıştığı bir karaktere girmek zor muydu?

Çok zordu. Normalde bizim bir işle anlaştığımızda en azından 1,5-2 aylık hazırlık sürecimiz olur. Ben o süreci yaşamadım, anlaştık ve ikinci günün sonunda sete çıktım. Çok zordu çünkü seyircinin üç yıldır alışmış olduğu başka bir oyuncu vardı. O işte Doğukan’ın (Güngör) çok büyük emeği vardı. Doğal olarak beni önce izleyici çok yadırgadı. İlk üç bölüm ben de alışamadım. Ekip ve oyuncu arkadaşlarım çok yardımcı oldu ama ekibin yıllardır süregelen bir ritmi vardı ve bu ritmi bozmamam, onlara ayak uydurmam gerekiyordu. Gerçekten çok zorlandım.

İzleyicinin sana alışma döneminde aldığın eleştiriler seni üzdü mü?

Açık konuşayım, evet çok üzdü. Şöyle bir yorum okudum “Bu çocuğun boyu neden bu kadar uzun” falan. Yani boyuma kadar eleştirildim. Ama atlattık o süreci, seyirci de zamanla alıştı, sevdiler. Şimdi insanlar sokakta iyi şeyler söylüyor. Bu beni mutlu ediyor.

Fatih, tezcanlı, kıskanç, maço... Sana ne kadar benziyor?

Hiç benzemiyor, benden çok farklı. Ben daha net ve sakinim “Bir duralım, bekleyelim sonra hareket edelim” derim.

İnsanların senin hakkında düşündüğü bir şeyi düzeltme şansın olsa ne olurdu?

Bazen insanlar beni daha soğuk, egolu bekleyebiliyor. Ama hiç oralarda değilim. Bu da onlarda bir şaşkınlık yaratıyor. Biraz egolu olmayı isterdim aslında.

Kariyerinde yükselip tanındıkça bundan sonra daha iyisini yapmam gerek korkusu yaşıyor musun?

Dönem dönem hissettiklerim değişiyor. Mesela depremi ve yarattığı etkiyi düşünüyorum. Babam yıllarca çalıştı, bir ev aldı, bir dükkân yaptı ve bütün birikimi 67 saniye içerisinde yıkıldı. O sebeple bazen de çok plan yapmamak gerekiyor gibi geliyor. Ama hayat bir serüven, istediklerin için mücadele etmen de gerekiyor. İki düşünce arasında git gel yaşıyorum. Ama oyunculuk uzun bir maraton, en iyisi için mücadele edeceğim.

‘Kadın zekâsını çok seviyorum’

2022’de “En uzun âşık olduğum süre beş ay” demişsin. Bu açıklamanın üzerinden dört sene geçmiş.
Bu sürede seni aşka inandıran biri çıktı mı?

Benim demek istediğim; aşk gelip geçici bir şey, önemli olan sevgi. Çünkü o heyecan, kalp çarpıntıları bir süre sonra yavaş yavaş azalmaya başlıyor, asıl olan şey iki insanın birbirini sevmesi oluyor.

O zaman beş aydan uzun süren ilişkilerin oldu...

Tabii ilişkilerimin çoğu uzun süreliydi.

Peki, aşkı nasıl anlatırsın?

Aşk karında bir ağrı, bir kalp çarpıntısı...

En son ne zaman hissettin o karın ağrısını?

Zaman zaman insanın hayatında böyle hisler oluyor.

O halde şu an kalbinde biri
var mı?

Boş, hayatımda kimse yok.

Seni ne baştan çıkarır?

Kadın zekâsını çok seviyorum. Elbette güzellik de bir ölçü. İlk başlarda çekicilik adım atmanı sağlayan bir şey ama ilişkinin uzun süreli olmasının sebebi zekâ, muhabbet edebiliyor olmak.

İlginç bir ses tonun var. Bunu seksi bulanlar da oluyor. Sen kendindeki bu enstrümanı ilk ne zaman keşfettin?

Bu aslında benim keşfettiğim bir şey değildi. İnsanların bana söylediği bir şey ama bunu profesyonel hale getirmek gerekiyor. Ben de bu yönde çalışmalar yapıyorum. İlk başlarda dizide ses tonumdan ötürü eleştiri aldım. Kabul ediyorum. Çünkü ben gerginken çok kasılıyorum ve bu da direkt diksiyonuma vuruyor. Başlarda o anlamda bir problem yaşadım ama sonra düzeldi.

Sesinle birilerini tavladığın oldu mu?

Hayatta karşıma “Sesine âşık olup geldim” diyen kimse çıkmadı.

Boyun çok uzun...

1,92.

Bu kadar uzun boylu olmak setlerde zorluk yaratmıyor mu?

Fazlasıyla. Görüntü yönetmenleri bana “Bu nasıl boy” diyerek isyan ediyor. Yukarıdan çekiyorlar. Partnerlerim de altlarına beşlik, onluk tahtalar koyabiliyorlar.

Sence şu an bulunduğun noktada olmanın ne kadarı yeteneğine ne kadarı fiziğine bağlı?

Özellikle televizyon görsel bir alan. Öyle bir beklenti var. Görüntü ilk başlarda önemli. Ama sadece görsellik kesinlikle yeterli değil. İyi oyunculuk ardından içinde bulunduğunuz işin iyi bir hikâyesi olması gerekiyor. Bunlar olmazsa sabaha kadar güzel görüntü ver yetmez. Benim de kendime dönüp baktığımdan yaptığım en iyi şeylerden biri eğitim anlamında kendime yatırım yapmaktı.

Sence sen jön müsün?

Kendimi bir yere sınıflandırmıyorum. Benim performans derdim var. Seçim yaparken de hikâyeye ve onun içinde performansımı ne kadar gösterebileceğime bakıyorum.

View the original on Hürriyet

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.