ESPNYankees hammer Red Sox again to cruise into ALDSThe Jerusalem PostAt least 24 injured in Bnei Brak nursing home fire, two in serious, unstable conditionESPN DeportesEN VIVO: Cubs y Padres bajan el telón del segundo día de Series de ComodínPunchFG builds new control centre to strengthen power gridInquirerLuistro: Trillanes will no longer be presented as witnessSözcüSlovenya Başbakanı İsrail'i aklamaya çalıştı! Dünyaya rezil olduColliderBlade Officially Returns Following Marvel’s Failed Rebootالنهاركيف ردّت بعثة إيران لدى الأمم المتّحدة على معلومات عن "طردها" من واشنطن؟سكاي نيوز عربية"النهاية تقترب".. تفاصيل انسحاب رونالدو من معسكر البرتغالCapital FMRuto mourns ‘dear friend’ Chivayo after Zimbabwe helicopter crashSBS 뉴스이 대통령 "북한, 신뢰 회복·단절된 대화 복원에 함께하길"The Indian ExpressIndia vs Sri Lanka Live Cricket Score, Asian Games 2026: IND eye final berth against Pakistan
The Daily Newsstand · Free, Always
Thursday, October 1, 2026

Bir ileri, beş geri...

Translate

Türkçenin en devingen sözcüklerinden “geri”nin kimliğine baktığımızda... En eski sözlüğümüz Divânü Lügati’t-Türk’e dek gideriz. Sözlüklerde pek çok anlamı, yeni sözcükler, bileşikler doğuran güçlü, renkli bir gövdesi var. Dünden bugüne türkülere ağıtlara, atasözlerine deyimlere yerleşivermiştir. Ağlarsa anam ağlar, anamdan gerisi yalan ağlar... Sık kullanırız da kimi kez anlamı pek ışıltılı değildir. Türevlerini de hesaba katar, yaşananlara bakarsak, epeydir “geri”mizle ilgili epey sorunumuz var. Kimi olay, oluşum, durumların gizlenen, görünmeyen yanıyla... Daha doğrusu “gerisi”yle ilgili sorunlarımızı büyüten... Kafasızlara “Geri!” dediğimiz oluverir.

Yaşamsal alanlarda olumsuzluklar tepelemeyken... Siyasetçi, “Od yok ocak yok, çoluk çocuk sabrediyoruz....” diye öfkesini sokağa taşıyana... “Azıcık daha sabret” diyerek yıllar yılı “geri çekilmeyi” önerdikçe... Eğitimde ekonomide “geri”nin karşıtı “ileri”yi... “Geri adım atanların” sınırsız sabrıyla mumla arar olmadık mı?

Bir yandaş kanalda “eğitimci” bilinen biri... Mustafa Kemal’in “muasır medeniyet”ini “arar”ken... Şiir okur, mevsimlerden girip dirimbilimden çıkar... Fransızcasını bilmediğinden olacak sıkıdenetimli bir demokrasiyi önerirken... Ekonomide, “Kötü durum geride kaldı” buyururken... Güle güle öldüm. Egemenliği sandık parmak hesabıyla karıştıran... Cilalı sanından utanmayan geri, “muasır medeniyet”i, yeri belirsiz “meçhul bir ülke” sanıyor gibiydi.

Bizim “ileri demokrasi mucidi” milliyetçi muhafazakâr... Ulusçu görünen tutucuları 40-50 yıldır izliyorum. İktidar oldular mı kafile kafile... Ülkemize yararlı olacak olmayacak... Uzak yakın, ilgili ilgisiz yerlere koşturup durmaları... “Muasır medeniyet”i arayış olabilir! Bizimkiler çoğunlukla “geri”ye baktıkları için “muasır medeniyet”in adresini kestirememeleri doğal...

Son zamanlarda “geri adım atma”yı, sağduyu ile bağdaştıran... “Geri” ile “ileri” karması bir demokrasi kurgulayarak... Uzlaşma çağrısı yapanlar gülmeceye tüy dikiyorlar. Sağduyu doğruyla yanlışı ayırma gücüyse... Eğitimden hakkı olanı alamayan... Bir ömür yokluk yoksunlukla bunaltılan halkın böyle bir gücü kalır mı?

Bu aralar yine, “akil” bolluğu içindeyiz... Olup bitenleri, son çeyrekte yaşananları görmezden gelelim “geri adım atalım” isteniyor. Biz, “Yurtta barış, dünyada barış”ta direniyoruz! Sağduyulu uzlaşma önerenler “barış”ı çırılçıplak bırakıp... Bir tümcede üç beş kez gelişigüzel kullanmamızı bekliyorlar. Mustafa Kemal’ce düşünmekten, devrimlerden ödün vererek uzlaşma olabilir mi? Geriye baka baka, geri adım ata ata bugüne gelmedik mi?

İlhan Selçuk haksız mı? “Dinci devlete geri dönüşü savunan partiler, gazeteler, televizyonlar, tarikatlar, cemaatler, kurumlar, okullar seferberlik durumundadırlar... Tümü de Atatürk düşmanıdırlar... İnsanlık tarihinde bir olağanüstü uygarlık devrimini gerçekleştirmiş kişiyi yıkmak istiyorlar... Evet, tekrar soruyorum: Biz bu seferberliğe karşı ne yapıyoruz?” (10 Kasım 2006)

Özgürlükleri kısıtlarken özgürlükten... Türk Devrimi’ni eğitimin özünden kazırken devrimden hem korktular hem korkuttular. “Geri”nin gerisinden dolanıp... “İleri”nin üzerine çullanmasına çanak tutanlar... “Darbecilik”le eşleştirdikleri devrimciliğin canına okudular. Uğur Mumcu’nun ipliğini pazara çıkardığı, “tarikat, ticaret, siyaset” üçgeni öyle bir çokgenleşti ki... Sağduyusu da lüplenen halk uzlaşma, sabır seslenişleriyle... Bugünün daha da gerisine yönlendiriliyor.

Çıkın sokağa, geri adım ata ata gelinen...

Mustafa Kemal Türkiye’sinin çocuklarına yakıştırılan yeri görün! 

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.