Daily MaverickNorth Korea fires missiles days after South Korea’s hypersonic testInquirerMt. Kanlaon spews ash after latest blastESPN'Disappointed' Towns says Knicks tabling extension talks 'news to me'ESPN DeportesAsí vivimos Dodgers vs Brewers, J1 Serie de CampeonatoThe Jerusalem Post'Worst is yet to come:' Houthis claim responsibility for strikes on Saudi airportsالنهارالذكاء الاصطناعي يغيّر قواعد التعليم الجامعي... هل الجامعات والأساتذة والطلاب مستعدون؟ZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioSözcüBunları açıklayınThe Sydney Morning Herald‘Things have to change’: Frydenberg criticises Liberals under Taylor’s leadershipRapplerLIVE UPDATES: Impeachment trial of Vice President Sara DuterteCBS SportsAre the Pack back? Green Bay, Jordan Love erupt in dominant win vs. Bears behind retooled offensive lineLenta.ruСпрос на iPhone упал по одной причине
The Daily Newsstand · Free, Always
Monday, October 12, 2026

Fon krizi ve bir ironi

Translate

Haftalardır konuştuğumuz fon krizi çok boyutlu bir olay. Basitleştirirsek, bir eksoterik (yüzeyde görülebilen) boyutu var: kriminal işler, siyaset, aile, klan ilişkileri... Bir de esoterik (derin, teknik-bir anlamda altyapıya ilişkin) boyutu var: Artık-değerin üretimi, paylaşımı ve mülksüzleştirme. Aslında bir ironik boyut da var: Üretken yatırımların kaynak sıkıntısı çektiği, buna karşılık finansal kazançların ve rantın büyüdüğü bir ortamda patlayan kriz, siyasal İslamın AKP rejiminin ayakta kalmaya çalışırken kendi ekonomik dayanaklarını tükettiğini gösteriyor.

ESOTERİK BOYUT 

Ekonomide yaratılan artı-değer, kâr, faiz ve rant biçimlerinde paylaşılır. Artık değerin üretildiği sektörlerde özellikle sanayide, artık-değer üretiminde, fabrikaların yenilenmesi, teknoloji, yatırımlar, istihdam uzun vadeli finansman gerektirirken finansal yatımlar, spekülasyon ve rant gelirleri çok daha kısa dönemde gerçekleştirilebilir. Üreticinin, kâr oranları gerilemeye, ekonomik istikrara, ekonomi politikalarına güveni sarsılmaya başladığında, sermaye, finansal alana, spekülasyona, rant gelirlerine yönelmeye, artık-değerin paylaşımında, finansal kazançların ve rantların payı artmaya, kârın payı azalmaya başlar. Böylece üretken sermayenin yeniden üretimi için gerekli kaynaklar daha da daralırken bunun sonucu olarak artık-değer üretimi giderek faiz ve rant gelirlerini de etkileyecek biçimde daralmaya devam eder. Bu süreç -kriz eğilimleriderinleşirken sermaye giderek toplumda daha önce birikmiş serveti (tasarruflar, “yastık altındaki” varlıklar, hatta taşınmazlarda bloke olmuş değerler), finansal ve siyasi araçlarla talan/gasp etmeye yönelir: Böylece bir mülksüzleştirme süreci başlar.

MÜLKSÜZLEŞTİRME ARACI OLARAK FON KRİZİ

Türkiye ekonomisinde, negatif reel faizler tasarrufların değerini aşındırırken insanlar birikimlerini enflasyona karşı korumak çabasıyla konuta, altına, dövize, borsaya ve yatırım fonlarına yöneldi. Ancak tasarrufların finansal sisteme akması, üretken yatırımlara kaynak sağlandığı anlamına gelmiyordu. Eksoterik boyutta işleyen siyasi kültürel etkenlerin altında finansal varlıkların büyümesiyle artık-değer üretim kapasitesinin gelişmesi birbirinden ayrıştı.

Fon krizi işte bu ayrışmanın bir sonucu, AKP rejimimin inşa ettiği finansal ve siyasi-kültürel ilişkilerin kolaylaştırdığı bir mülksüzleştirme olayıydı: Finansal varlık fiyatlarında, siyasi kültürel ilişkiler içinde gerçekleşen, ekonomik temelden yoksun, gerçekte sürdürülmesi olanaksız, olağanüstü artışlar, eksoterik ilişkilere yabancı, deneyimsiz yatırımcılarda kolay, güvenli kazanç izlenimi oluşturdu. Bunlar o finansal araçlara koşarken eksoterik düzeyde görünen aktörler, sürdürülemezlik noktasında, aslında kendilerinden sonra gelen yatırımcıların varlıklarını talan ederek çıktılar. İçleri boşalan fonlar da hızla çöktüler.

Toz duman dağılırken ortaya çıkan kayıplar, genel olarak orta ve küçük yatırımcıdan çok sınırlı sayıda yatırımcıya doğru büyük bir servet transferinin -mülksüzleştirmenin- gerçekleştiğini gösterdi. Bu mülksüzleştirmeyi (hırsızlığı) gerçekleştiren aktörlerin kimliği, kullandıkları araçlar da giderek belirginleşti.

Başkanlık sistemi altında, güçler ayrılığı, denetleyici kurumların özerkliği ortadan kalkmış, devlet kaynaklarının dağıtımıyla iktidara yakın ekonomik-kültürel ilişki ağları iç içe geçmiş, kamu çıkarıyla özel çıkar arasındaki sınır erimişti. Şimdi, mülksüzleştirmeyi (hırsızlığı) gerçekleştiren aktörlerin bu dönüşümün ürünü olarak siyasal İslamın rejimini yöneten seçkinler arasından çıkmış olmasına şaşırmamak gerekiyor.

Üretken ekonominin fon kriziyle daha da belirginleşen kaynak sıkıntısı, hızla daralan artık-değer üretme, istihdam yaratma kapasitesi, yalnızca ülkenin üretken kapasitesini halkın refahını değil, aslında rejimin geleceğini de tehdit ediyor. Rejim seçkinleri kısa dönemde servet biriktirirken aynı anda beslendikleri ekonomik siyasi rejimin dayanaklarını yıkıyorlar. Finansal mülksüzleştirme geçmişte birikmiş serveti talan ederken ekonominin gelecekte yeni değer yaratma kapasitesini de aşındırıyor. Rejim “kuyruğunu yiyerek yaşamaya çalışan yılan” misali debeleniyor.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.