Punch2027: CAN disowns archbishop, restates political neutralityDaily MaverickWHAT’S COOKING: Sweet and sour pork with lycheesInquirerQuezon vice gov urges youth to emulate Hermano Puli’s patriotismThe Jerusalem PostShin Bet, police arrest senior Balad activist Abd Abu Shahada over suspected security offensesBollywood HungamaRam Kamal Mukherjee wins Best Director at the 11th International Indian Film Festival of Toronto for Lokkhikantopur LocalSky TG24Elezioni Usa Midterm 2026, chi sono gli eletti alla Camera e al Senato. FOTOBusiness AMVan Peteghem waarschuwt dat vervroegde verkiezingen België in een Griekse schuldencrisis kunnen stortenZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioObservador DesportoDiretor financeiro da Polícia Judiciária afastado do cargoCBS NewsDemocrats win House majority with Trump approval at historic lowRTL BoulevardTim Douwsma stelt nieuwe vriendin voor tijdens première: 'Ben altijd fan geweest'NumeramaAprès les supermarchés, une cyberattaque menace les réserves de plasma de l’Établissement français du sang
The Daily Newsstand · Free, Always
Wednesday, November 4, 2026

Rapor: Antalya'da yapılacak COP31'de sağlığın iklim kriziyle ilişkisi önemli başlık

Translate

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Türkiye'nin ev sahipliğinde 9-20 Kasım'da Antalya'da düzenlenecek COP31 sürecine ilişkin yayımladığı raporda, COP31'de sağlığın iklim kriziyle ilişkisinin önemli bir başlık olarak öne çıkacağı belirtildi.

İklim krizinin bir sağlık krizi olduğu ve bunun etkilerinin bölgeler ile insanlar üzerinde eşit olmayan bir şekilde hissedildiği kaydedilen raporda, "İklim değişikliği insan sağlığına yönelik ciddi bir tehdittir, hiçbir ülke veya topluluk bundan muaf değil. İklim değişikliğinin oluşturduğu yük, bölgeler ve topluluklar arasında orantısız bir biçimde dağılıyor. Tahminen 3,3 ila 3,6 milyar insan, iklim değişikliğine karşı son derece savunmasız koşullarda yaşıyor." değerlendirmeleri yer aldı.

Raporda, son 20 yılda iklim kaynaklı felaketler nedeniyle meydana gelen ölümlerin yüzde 90'ından fazlasının gelişmekte olan ülkelerde gerçekleştiği kaydedildi.

Çocukların, hamile kadınların, yenidoğanların, yaşlıların, sağlık sorunları olan bireylerin ve yerinden edilmiş kişilerin özellikle iklim değişikliğine karşı savunmasız olduklarına dikkati çekilen raporda, "Sağlık alanındaki müdahalelerde hakkaniyet ilkesi temel bir öneme sahip. Fiji'de düzenlenen Pre-COP (COP öncesi toplantı) ve COP31, bu konuya dikkati çekmek için önemli fırsatlar sunuyor." ifadeleri kullanıldı.

"Antalya, bu vizyonları gerçeğe dönüştürmek için bir fırsat"

Glasgow'da düzenlenen COP26'dan bu yana gerçekleştirilen her zirvede, iklim değişikliği bağlamında sağlığa yönelik eylemleri destekleyecek araçlar, planlar ve politikaların ortaya konulduğu vurgulanan raporda, "Antalya, bu vizyonları gerçeğe dönüştürmek için bir fırsat. Brezilya'nın ev sahipliğinde Belem'de düzenlenen COP30 Zirvesi'nde kabul edilen Belem Sağlık Eylem Planı (BHAP) uygulanmalı." değerlendirmesinde bulunuldu.

Raporda, BHAP'ın sağlık alanında uyum çalışmaları için üç öncelikli alan belirlediği, sürveyans ve izleme, kanıta dayalı politikalar, stratejiler ve kapasite geliştirme ile inovasyon, üretim ve dijital sağlığın bu alanlar arasında yer aldığı aktarıldı.

Ayrıca raporda, "Antalya Sağlık Direnci Girişimi (AIR), iklim-sağlık eylemleri konusundaki ulusal deneyimlerin paylaşıldığı, ülkelerin öncülük ettiği, gönüllü ve bağlayıcı olmayan bir mekanizmadır. Bu girişim, işbirliğine dayalı öğrenmeyi mümkün kılmak ve COP32 ile sonrasına bir köprü oluşturmak amacıyla tasarlandı." ifadeleri kullanıldı.

Girişimin Türkiye'nin elde ettiği başarıları ortaya koyan ve ülkelerin katkıları için bir standart teşkil eden belgeyle başlatılacağı ve deneyimlerin paylaşılmasına yönelik güvene dayalı ve bağlayıcı olmayan bir çerçeve sunacağı belirtilen raporda, bunun kolektif deneyim havuzu aracılığıyla COP32 ve sonrasına uzanan bir köprü işlevi göreceği de kaydedildi.

"İklim ve sağlığa yönelik kanıtlanmış 6 önlem, her yıl 1,6 milyon hayat kurtarıyor"

Öte yandan DSÖ, "İklim değişikliği ve sağlık konusunda öncelikli eylemlerin küresel faydaları ve maliyetleri" başlıklı bir rapor da yayımladı.

Raporda, iklim ve sağlığa yönelik kanıtlanmış 6 önlemin her yıl 1,6 milyon hayat kurtarabileceğine, ekonomik ve mali açıdan trilyonlarca dolarlık kazanç sağlayabileceğine işaret edildi.

Bu 6 eylemin ısı-sağlık uyarı sistemleri, iklime dayanıklı içme suyu hizmetleri, temel sanitasyon hizmetleri, hijyen ve el yıkama olanakları, pişirme ve ısınma için daha temiz ev yakıtları ve teknolojilerin yanı sıra fosil yakıtlara yönelik verimli fiyatlandırma politikalarını içerdiği raporda yer aldı.

Raporda, bu eylemlerin arazi kullanımı, arazi kullanım değişikliği ve ormancılık hariç tutulduğunda küresel yıllık sera gazı emisyonlarının yüzde 31'ine denk gelen 16,7 milyar ton karbondioksit emisyonunun önlenmesine yardımcı olabileceği belirtildi.

Söz konusu 6 eylemin küresel ölçekte yaygınlaştırılmasının her yıl 1,6 milyon ölümü önleyebileceğine işaret edilen raporda, "Yıllık 3,9 trilyon dolar tutarında ekonomik refaha katkı sunabilir. Ayrıca, mali açıdan da yıllık 5,4 trilyon dolar değerinde ek fayda sağlayabilirler." ifadeleri kullanıldı.

Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, "İklim krizi aynı zamanda bir sağlık krizidir. Ancak bu krizin yol açtığı zararların büyük bir kısmı, halihazırda elimizde bulunan araçlarla önlenebilir." değerlendirmesinde bulundu.

Hükümetlerin bir sonraki iklim müzakerelerine hazırlandığını kaydeden Ghebreyesus, sağlığın korunmasının iklim eylemlerinin merkezinde yer alması gerektiğinin altını çizdi.

View the original on Anadolu Ajansı →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.