Yine bir laboratuvar faciası... Dünya diken üstünde! Rusya’daki veba vakası salgına dönüşür mü?



Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
1346-1353 yılları arasında yaşanan ve "Kara Ölüm" olarak adlandırılan veba salgını, insanlık tarihinin en ölümcül salgınlarından biri olarak biliniyor. Günümüzde seyrek de olsa rastlanan bu hastalık, Rusya'da yeniden gündeme geldi. Sibirya'nın İrkutsk bölgesinde bir laboratuvar çalışanının vebadan ölmesi üzerine 197 kişi tedbir amacıyla karantinaya alındı.
İddialara göre; veba ile mücadele enstitüsünde çalışan 28 yaşındaki laboratuvar görevlisi Daria Shipilova, test için örnek topladığı sırada içinde canlı bakteri bulunan test tüpünü yanlışlıkla kırdı. Olayın ardından şiddetli zatürre belirtileriyle hastaneye kaldırılan ve solunum cihazına bağlanan çalışan hayatını kaybetti. Bulaşmanın solunum yoluyla yayılan akciğer vebası (pnömonik veba) kaynaklı olduğu değerlendiriliyor.
Haberin Devamı
Vakanın ardından hastanın yattığı Şelekhov Bölge Hastanesi karantinaya alındı ve bölgedeki tüm halka açık etkinlikler iptal edildi. Sağlık ekipleri, hayatını kaybeden çalışanla temas etmiş olabilecek en az 197 kişiyi karantinaya aldı. İrkutsk Valisi Igor Kobzev, karantinadaki kişilerin şu ana kadar yapılan testlerinin negatif çıktığını ve hiçbirinde semptom görülmediğini açıkladı.
Yaşanan bu olay, koronavirüs pandemisinin üzerinden çok uzun zaman geçmemişken yeni bir pandemi daha yaşanır mı endişelerine neden oldu.
Peki gerçekten veba ölümcül bir pandemiye sebep olabilir mi? Vebanın tedavisi ve korunmak için aşısı var mı? Rusya ile Türkiye arasındaki yoğun hava trafiği, turizm ve ticaret hatları göz önüne alındığında, bu durum bizi etkiler mi?
Konunun bilimsel boyutunu ve olası riskleri Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Melda Özdamar ile Mikrobiyoloji ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Pervin Avcı değerlendirdi.
LABORATUVAR KAZALARINDA İLK DAKİKALAR VE İZOLASYON
Laboratuvarlarda yaşanabilecek olası kazalara değinen Doç. Dr. Melda Özdamar, "Bir laboratuvar kazasında ilk dakikalar kritik olmakla birlikte, 'tam olarak şu saniyede' şeklinde evrensel bir süre vermek doğru değildir. Önemli olan, olayın fark edildiği ilk andan itibaren biyogüvenlik ve acil durum prosedürlerinin gecikmeden uygulanmasıdır" dedi.
Haberin Devamı
Tüp kırılması, aerosol oluşumu veya patojene maruziyet şüphesinde temel prensibin "önce alanı güvenli hale getir, sonra müdahale et" yaklaşımı olduğunu belirten Özdamar; personelin güvenli şekilde alandan uzaklaşması, kontrolün sağlanması, dekontaminasyon ve temaslı değerlendirmesinin panik yapılmadan, yetkili ekiplerce yürütülmesi gerektiğinin altını çizdi.

AKCİĞER VEBASI YENİ BİR SALGINA YOL AÇAR MI?
Rusya'daki vakaya dair net konuşabilmek için öncelikle laboratuvar sonuçları ve resmi epidemiyolojik değerlendirmelerin beklenmesi gerektiğini ifade eden Özdamar, klinik bulguların tek başına tanı koydurmaya yetmeyeceğini söyledi. Yersinia pestis bakterisinin neden olduğu akciğer vebasının, insandan insana solunum yoluyla bulaşabilmesi nedeniyle halk sağlığı açısından yakın takip gerektirdiğini aktaran Özdamar, sözlerini şöyle sürdürdü:
Haberin Devamı
"Günümüzde vebanın geçmişteki pandemilerle aynı koşullarda değerlendirilmemesi gerekir. Erken tanı, uygun antibiyotik tedavisi, temaslıların izlenmesi ve enfeksiyon kontrol önlemleri hastalığın kontrolünde çok önemlidir. Dolayısıyla 'antibiyotik var, artık risk yok' demek de doğru değildir; 'yeni bir pandemi kaçınılmaz' demek de bilimsel değildir."
Rusya'da ortaya çıkan veba vakası dünyada da yakında takip ediliyor. Trump yönetiminden bir yetkili pazar günü verdiği demeçte, Beyaz Saray'ın Rusya'da şüpheli bir veba vakası ve buna bağlı karantinalarla ilgili haberleri takip ettiğini söyledi. Yetkili, Trump yönetiminin salgının farkında olduğunu, durumu izlediğini ve seçenekleri değerlendirdiğini belirtti.
EPİDEMİK POTANSİYELİ YÜKSEK, ÖZELLİKLE DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN BİR FORM
"Veba bugün tamamen ortadan kalkmış bir hastalık değildir. Bazı bölgelerde doğal odakları bulunmaktadır ve insan vakaları halen görülmektedir. Ancak tarihsel 'kara ölüm' dönemindeki koşullarla günümüz arasında çok büyük fark vardır" diyen Dr. Öğr. Üyesi Pervin Avcı ise vebanın üç temel klinik formu olduğunu söyledi:
Haberin Devamı
"Bubonik veba en sık görülen formdur. Ateş, halsizlik ve özellikle ağrılı lenf bezi şişlikleri, yani bubolar ön plandadır.Septisemik veba, bakterinin kana yayılmasıyla ortaya çıkar ve ağır sepsis tablosuna neden olabilir. Pnömonik, yani akciğer vebası ise en ciddi ve bulaşma açısından en kaygı verici formdur."
Pervin Avcı, "Pnömonik veba; yüksek ateş, halsizlik, baş ağrısı, hızla gelişen pnömoni, öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısıyla ortaya çıkabilir. Balgam kanlı veya sulu olabilir. Özellikle pnömonik veba, solunum yoluyla kişiden kişiye bulaşabilmesi nedeniyle diğer formlardan farklıdır. Kuluçka süresi oldukça kısa olabilir; Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezleri'ne (CDC) göre inhalasyon sonrası bazı olgularda bir gün kadar kısa sürede belirtiler başlayabilir. Bu nedenle pnömonik veba teorik olarak bir salgın oluşturabilir. Dünya Sağlık Örgütü de pnömonik vebayı epidemik potansiyeli yüksek, özellikle dikkat edilmesi gereken bir form olarak tanımlamaktadır.
Ancak bu, 'veba yeniden Orta Çağ’daki gibi milyonlarca kişiyi öldürecek' anlamına gelmez" ifadelerine yer verdi.
Haberin Devamı
En önemli farklardan birinin etkili antibiyotiklerin bulunması olduğunu belirten Pervin Avcı, "Veba erken tanınır ve uygun antibiyotik tedavisi hızlı başlatılırsa tedavi edilebilir. Buna karşılık tedavi edilmemiş pnömonik veba çok hızlı ilerleyebilir ve ölümcül olabilir. Bu nedenle vebada en kritik kelimelerden biri 'erken'dir. Erken şüphe, erken izolasyon, erken örnekleme ve erken antibiyotik tedavisi hayati öneme sahiptir" diye konuştu.
KARANTİNADA SAYI DEĞİL, DOĞRU TEMASLI TAKİBİ ÖNEMLİ
Olay sonrası 197 kişinin karantinaya alınmasını değerlendiren Doç. Dr. Özdamar, epidemiyolojide sayıdan ziyade risk taşıyan kişilerin doğru belirlenmesinin esas olduğunu vurguladı. Hastanın semptom başlangıcı, temasın niteliği ve süresi gibi kriterlerin dikkate alınması gerektiğini belirten Özdamar, 197 kişinin tek başına "yeterli çember" anlamına gelmeyeceğini, sürecin niteliğinin ve takip kalitesinin belirleyici olduğunu ifade etti.
TEHLİKELİ PATOJENLER VE LABORATUVAR BİYOGÜVENLİĞİ
“Tarihte kitlesel ölümlere yol açmış patojenlerin araştırmalar amacıyla laboratuvarlarda tutulması ve çoğaltılması ne kadar büyük bir risk taşıyor?” diye sorduğumuz Doç. Dr. Melda Özdamar, yüksek riskli patojenlerin rastgele veya kontrolsüz koşullarda tutulmadığını belirtti.
Özdamar, bu tür araştırmaların biyogüvenlik düzeyleri, fiziksel altyapı, personel eğitimi, kişisel koruyucu ekipmanlar ve erişim kontrolleri gibi çok sayıda güvenlik katmanı altında yürütüldüğünü söyledi. Risk hiçbir zaman sıfırlanamasa da modern laboratuvar sistemlerinin biyogüvenlik önlemleriyle olası kazaları ve çevreye kaçışları en alt seviyeye indirmeyi hedeflediğini ekledi.

OLASI VAKALARIN TÜRKİYE’YE ETKİSİ
Türkiye ile Rusya arasındaki yoğun ulaşım ve ticaret ağının epidemiyolojik sürveyansın önemini artırdığını belirten Özdamar, yalnızca bir ülkedeki vaka iddiasından hareketle Türkiye’de bir salgın riski olduğunu söylemenin doğru olmayacağını dile getirdi. Ulaşım bağlantısının varlığının hastalığın doğrudan yayılacağı anlamına gelmediğini vurgulayan uzman, havalimanları ve sağlık birimlerinde paniğe yol açacak uygulamalar yerine, şüpheli vakayı erken fark edip doğru yönlendirecek sistemlerin hazır bulunmasının yeterli olacağını bildirdi.
Dr. Öğr. Üyesi Pervin Avcı da Türkiye açısından özellikle havalimanları, limanlar ve diğer uluslararası giriş noktalarında sendromik sürveyansın güçlü tutulması; şüpheli ateşli-pnömonik vakalarda seyahat öyküsünün sorgulanması; gerektiğinde Rusya'daki olayla temas bağlantısının araştırılması ve şüpheli hastanın uygun izolasyon koşullarında değerlendirilmesinin önemli olduğunu vurguladı.
BELİRTİLER, TANI YÖNTEMLERİ VE AŞI DURUMU
Hastalığın klinik tablosuna değinen Doç. Dr. Özdamar şu bilgileri verdi:
“Hıyarcıklı vebada yüksek ateş, halsizlik ve 'bubo' adı verilen ağrılı lenf bezi şişlikler görülüyor. Akciğer vebasında ise öksürük, nefes darlığı ve göğüs ağrısı gibi ağır solunum yolu bulguları ortaya çıkıyor. Tanı yalnızca belirtilerle konulamaz, seyahat öyküsü ve mikrobiyolojik testler de şarttır.”
Vebaya karşı rutin bir toplum aşısının bulunmadığını, belirli risk grupları ve ülkelerde kullanılan aşılar olduğunu anlatan Özdamar; korunmada en etkili araçların erken tanı, hızlı antibiyotik tedavisi ve temaslı takibi olduğunu vurguladı.
Modern tıbbın imkanları sayesinde hastalığın kontrol edilebilirliğinin arttığını belirten Doç. Dr. Melda Özdamar, "Bir vakanın ortaya çıkması ile toplumda salgın başlaması aynı şey değildir. Veba tamamen ortadan kalkmış değildir ancak doğru risk yönetimi ile kontrol altına alınabilir" diyerek sözlerini tamamladı.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.