‘Günümüz ergenleri çok daha kırılgan bir ortamda büyüyor’

İlk oyunları ‘#ilkbahar #uyanis’ta iniş çıkışlarla, arayışlarla, aynı zamanda büyük heyecanlarla dolu ergenlik dönemini anlatan Oyun Arkadaşları tiyatro ekibiyle buluştuk. “Z Kuşağı hakkında herkesin bir fikri var. Biz onları uzaktan yorumlamak istemedik. Mümkün olduğunca içeriden bakmaya çalıştık” diyen ekibe neden gençlere odaklandıklarını sorduk.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
Hem her şeyi değiştirecek kadar güçlü hissettiğimiz hem de en küçük hayal kırıklığında yıkılacak kadar kırılgan olduğumuz bir dönem ergenlik. Yeni duygularla karşılaşıyor ve bunlarla nasıl baş edeceğimizi bilemiyoruz. İşte bu değişim ve dönüşüm sürecini sahneye taşıyan ‘#ilkbahar #uyanis’ın oyuncuları Bartu Ayaz (30), Beril Korkmaz (27), Deniz Bice (25), Gönenç Güngör (27) ve oyunun yönetmeni Berfin Ertan sorularımızı yanıtladı.
◊Gençleri anlatan pek çok oyun var ama ergenliğe odaklanan yapımların sayısı az. Neden bu konuyu işlediniz?
Bartu Ayaz: Oyunda anlatılanlar çok evrensel. Ergenlik döneminde gençlerin hissettiği baskılar, beklentiler ve etkiler dünyanın her yerinde karşımıza çıkıyor.
Gönenç Güngör: Oyunun merkezindeki ‘uyanış’ hali ergenlikteki duygu değişimlerini ifade ediyor aslında. Geçmişte veya günümüzde aynı şey geçerli. İnsanların büyüme sürecinde anlamlandıramadığı yeni duygularla karşılaşması ve bunlarla nasıl baş edeceğini bilememesi hiçbir zaman değişmiyor. Bunun hepimizin hayatında karşılığı olduğunu gördük ve bu mesele üzerine konuşmak istedik.
Haberin Devamı
◊Oyunun orijinali Frank Wedekind’ın ‘İlkbahar Uyanışı’ adlı eseri. Hikâye de 1890’da geçiyor. Siz bu oyunu günümüze uyarladınız...
Gönenç Güngör: İlk başta oyunu 1970’lerin Türkiye’sine, muhafazakâr bir lise ortamına uyarlamayı düşündük. Bunun için ciddi araştırma sürecine de girdik.
Bartu Ayaz: Sonra bu fikirden vazgeçtik. Daha iyi bildiğimiz bir hikâyeyi anlatmak istedik. Dönemi değiştirsek de meselenin hiç değişmediğini fark ettik: Ergenliğin temel sancıları çok benzer.
Berfin Ertan: Z Kuşağı hakkında
herkesin bir fikri var. Biz onları uzak-
tan yorumlamak istemedik. Mümkün olduğunca içeriden bakmaya çalıştık.
O yüzden uzun süre gençlerin kullandığı mecraları takip ettik, içeriklerini izledik ve onları anlamaya çalıştık.
‘Sosyal medya acımasız bir yer’
◊Kendi ergenliğinize dönüp baktığınızda neyi değiştirmek isterdiniz?
Bartu Ayaz: Zorbalığa maruz kaldığım bir dönem geçirdim. Kendimi daha fazla kabul etmeyi ve kendime daha sıkı sarılmayı isterdim.
Haberin Devamı
Beril Korkmaz: İnsan ister istemez başkalarının kendisi hakkında düşündüklerine, ona biçtiği role göre davranmaya çalışıyor. Bu da insanın kendine haksızlık etmesine neden oluyor.
Deniz Bice: Ortaokulda kilom nedeniyle zorbalığa maruz kaldım. Söylenenleri kafama takıyordum. Başkalarının dediklerini içselleştirmemeyi isterdim.
Gönenç Güngör: İnatçı ve dik başlı bir ergendim ama yine de bazı kararlarımı başkalarına bir şey kanıtlama isteğinden verdim. Sevmediğim bir bölümü yıllarca okumaya devam ettim. Sonradan kendi istediğim yola yöneldim ama keşke bunu daha erken yapabilseydim.
◊Yeni nesil ergenlerle kendi döneminiz arasında ne farklar var?
Bartu Ayaz: Kimlik arayışı, arkadaşlıklar, kabul görme isteği hâlâ aynı. Asıl fark teknolojiyle birlikte bilgiye ve deneyimlere erişimin çok daha kolay hale gelmesi.
Haberin Devamı
Beril Korkmaz: Bugünün gençleri kendilerini net ifade edebiliyorlar. Aynı zamanda her şeyi hızlı tüketiyorlar. Bizim için heyecan verici olan şeyler onlar için tatmin edici olmayabiliyor.
Gönenç Güngör: Bir diğer fark görünürlük. Ortaokuldayken yaptığım bir şeyi en fazla sınıf arkadaşlarım yargılardı. Bugün bir fotoğraf ya da video binlerce kişiye ulaşabiliyor. İnsanlar tanımadığı çocuğa acımasız yorumlar yazabiliyor. Günümüz ergenlerinin daha görünür ama çok daha kırılgan bir ortamda büyüdüğünü düşünüyorum.
◊Sizce dijital dönüşüm gençlerin kimlik arayışını nasıl etkiliyor?
Bartu Ayaz: Senin yaşlarında cesurca kendini ifade eden birini gördüğünde sen de bazı yönlerini ortaya çıkarmaya cesaret edebiliyorsun. Ama diğer taraftan sosyal medya acımasız bir yer.
Haberin Devamı
Deniz Bice: En zor taraflarından biri insanların anonim hesaplar üzerinden çok rahat konuşabilmesi. Bazen çok yıkıcı yorumlar yapabiliyorlar. Kötü deneyimleri ya da hassasiyetleri olanlar için sosyal medya tetikleyici bir yer olabilir.
Gönenç Güngör: Sosyal medya insanın kendini başkalarıyla karşılaştırmasına neden oluyor. Üstelik çoğu zaman gerçek bir kıyas değil bu. İnsanlar sana hayatlarının düzenlenmiş halini gösteriyor. Sen kendi gerçek hayatını o görüntülerle karşılaştırıyorsun. Bu da özellikle ergenlik döneminde yetersizlik hissini artırıyor.
‘Fikirlerini daha rahat ifade ediyorlar’
◊Günümüz ergenlerinin şanslı olduğu taraflar neler sizce?
Haberin Devamı
Gönenç Güngör: Bizim dönemimizde yaşça büyük birine büyük olduğu için itiraz edilmezdi. Bugünkü gençler kendilerinden çok daha büyük birine rahatlıkla “Buna katılmıyorum” diyebiliyor. Oyuna hazırlık sürecinde okuduğumuz kaynaklarda da bu konu sıkça karşımıza çıktı. Toplumun çocuklarla ve gençlerle kurduğu hiyerarşik ilişkiyi sorgulayan görüşler vardı. Bence gençlerin bugün otoriteyi daha fazla sorgulaması ve kendi fikirlerini daha rahat ifade etmesi çok olumlu bir gelişme.
Beril Korkmaz: Bugün bir çocuk dünyanın herhangi bir yerindeki biriyle aynı bilgiye, aynı içeriğe ve aynı kaynaklara ulaşabiliyor. Bu çok büyük bir güç. Özellikle çocukların ve gençlerin ne kadar donanımlı olduklarını gördüğümde buna sık sık şaşırıyorum.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.