Barbaros: “Değerli Olmakla Çok Görünür Olmak Aynı Şey Değil”



Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
Hoş geldin sevgili Barbaros. Öncelikle ‘Yok Mu?’ şarkın hayırlı olsun. Şarkıdan ve klipten bize biraz bahseder misin?
Barbaros: Çok teşekkür ederim. ‘Yok Mu?’yu ilk dinlediğimde hem gülümsedim hem de içim biraz burkuldu. Çünkü şarkı derdini anlatıyor ama kendini fazla ciddiye almıyor. Kırgınlığı, sitemi ve hâlâ vazgeçmemiş olmayı hareketli, sıcak bir müzikal yapının içinde anlatıyor. Ben şarkılarda bu dengeyi seviyorum: Dinleyen ilk anda nakarata eşlik edebilsin ama tekrar dinlediğinde sözlerde başka bir duygu yakalasın.
Şarkının söz ve müziği Murat Güneş’e, düzenlemesi Can Vatansever’e ait. Murat’la yeni şarkıyı konuşurken henüz ortada tek bir söz yoktu. Gülümsedi ve ‘Sana daha önce Var Mı?’yı yazdım, bu kez Yok Mu?’yu yazacağım’ dedi. Gerçekten de sözünü tuttu. Can da düzenlemede şarkının sıcaklığını ve hareketini çok iyi yakaladı. Ortaya, hem sahnede söylemekten keyif alacağım hem de dinleyenin kolayca bağ kurabileceği bir iş çıktı.
Haberin Devamı
Video klibimizi Gökhan Özdemir çekti. Şarkının enerjisini, hafif ironisini ve tavrını görüntüye taşımak istedik. Klibin şarkının önüne geçmesi değil, onu tamamlaması benim için önemliydi. Gökhan bu duyguyu çok iyi yakaladı. ‘Yok Mu?’ Pasion Turca etiketiyle dinleyiciyle buluştu; şimdi şarkının ve klibin insanlarda hangi hikâyelere dokunduğunu merakla izliyorum.
Sevgili Yaşar ile birlikte ‘Var Mı?’ şarkısını seslendirmiştiniz. Bu kez yeni şarkının adında biraz ironi var. Bu bilinçli bir akış mıydı?
Barbaros: Başlangıçta evet, bilinçli bir kelime oyunu vardı; fakat masa başında hesaplanmış, zorlanmış bir devam projesi değildi. Murat Güneş’in ‘Sana daha önce Var Mı?’yı yazdım, bu kez Yok Mu?’yu yazacağım’ demesi hepimizi güldürdü. Sonra bu fikir kendi duygusunu ve hikâyesini buldu. Yani iki şarkı birbirine selam veriyor ama ‘Yok Mu?’ tek başına ayakta duran bağımsız bir şarkı.
‘Var Mı?’da Yaşar’la iki farklı sesin ve yorumun buluşması vardı. ‘Yok Mu?’ ise daha kişisel bir yerden soruyor: Yaşananlara, suskunluklara ve hayal kırıklıklarına rağmen insanın içinde hâlâ güzel bir ihtimal kalmış olabilir mi? Başlıkta ironi var ama altında çok tanıdık, çok insani bir duygu bulunuyor. Sanırım dinleyiciyle bağ kuran tarafı da bu.
Haberin Devamı

Geniş bir repertuvarın ve müzik eğitimin var. Bu işin hem alaylı hem de okullu olması gerektiğini savunanlardan mısın? Sence hangisi daha önemli?
Barbaros: Ben alaylı ve okullu ayrımında bir taraf seçmiyorum; ikisinin birbirini tamamladığını düşünüyorum. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera Şan Bölümü’nde aldığım eğitim bana ses tekniğini, nefesi, nota okumayı, dili, yorumu ve müzikal disiplini öğretti. En önemlisi de sesimi sağlıklı kullanmayı öğrendim. Yıllarca sahnede kalmak isteyen bir şarkıcı için teknik yalnızca güzel söylemek değil, sesini koruyabilmek ve farklı koşullarda güvenilir bir performans verebilmek demek.
Haberin Devamı
Sahne ise başka bir eğitim veriyor. Dinleyiciyi hissetmek, repertuvarın akışını kurmak, salonun enerjisini okumak, beklenmedik bir durumda soğukkanlı kalmak ve aynı şarkıyı her gece yeniden canlı kılmak ancak deneyimle öğreniliyor. Çok iyi eğitimli olup sahnede dinleyiciye ulaşamayan da olabilir; hiçbir akademik eğitim almadan çok güçlü bir sezgiye ve müzikal zekâya sahip olan da.
Bu yüzden benim için belirleyici olan, insanın yeteneğinin üzerine ne kadar emek koyduğu ve öğrenmeye devam edip etmediğidir. Eğitim büyük bir avantajdır, deneyim de o bilginin gerçek hayattaki karşılığını verir. İyi müzisyen, nereden yetişmiş olursa olsun, merakını ve çalışma disiplinini kaybetmemelidir.
Haberin Devamı

2020 yılından beri şarkılarınla sektördesin. Bu süreçte neler öğrendin ve bundan sonra nasıl ilerlemeyi düşünüyorsun?
Barbaros: Önce küçük bir düzeltme yapayım: Benim sektör ve sahne yolculuğum 2020’de başlamadı; çok daha eskiye dayanıyor. Lise orkestraları, konservatuvar yılları, Grup Rapsodi, albümler, müzikaller ve uzun yıllara yayılan bir sahne hayatı var. 2020, ‘Derbeder’le başlayan yeni tekli dönemimin başlangıcı oldu. Ardından ‘Evelallah’, ‘Takmamak Lazım’, ‘Sorma Boşver’, ‘Gel’, ‘Ne Günler’, Yaşar’la söylediğimiz ‘Var Mı?’ ve şimdi de ‘Yok Mu?’ geldi.
Bu dönem bana iyi bir şarkının tek başına yetmediğini bir kez daha gösterdi. Doğru düzenleme, doğru ekip, klip, tanıtım ve zamanlama da şarkının dinleyiciye ulaşmasında belirleyici. Bugün her gün çok sayıda şarkı yayımlanıyor. Bu nedenle yalnızca iyi iş üretmek değil, yaptığınız işi doğru anlatmak da gerekiyor. Yine de stratejinin müziğin önüne geçmesini istemiyorum. Rakamlar önemli ama bir şarkının bütün değerini ilk haftadaki dinlenme sayısına indiremeyiz.
Haberin Devamı
Bundan sonra daha istikrarlı üretmek istiyorum. Kendi sesime ve sahne kimliğime yakışan Türkçe pop şarkıları yayımlarken farklı dilleri, Akdeniz duygusunu, cazı, klasik müziği ve dünya repertuvarını sahnede buluşturmaya devam edeceğim. Güncel olanı takip ederim ama her eğilimin peşinden gitmem. Benim ölçüm şu: Yayımladığım şarkının arkasında durabiliyor muyum ve onu yıllar sonra da sahnede söylemek ister miyim?
Gelişen bir teknoloji çağındayız. Özellikle yapay zekâ seni de korkutuyor mu, yoksa ondan sonuna kadar beslenenlerden misin?
Barbaros: Yapay zekâ beni korkutmuyor; aksine sık kullanıyor, öğreniyor ve sunduğu imkânlardan yararlanıyorum. Araştırmada, fikir geliştirmede, görsel dünyayı kurmada ve bazı teknik süreçlerde çok güçlü bir yardımcı olabiliyor. Fakat ‘sonuna kadar besleniyorum’ derken sınırları kaldırmayı doğru bulmam. Bir aracı yaratıcı biçimde kullanmakla, insan emeğini ve sanatçının kimliğini izinsiz biçimde çoğaltmak aynı şey değil.
Özellikle ses konusu benim için çok hassas. Bir sanatçının sesi yalnızca bir kayıt ya da ham madde değildir; yılların eğitimi, yaşanmışlığı, yorumu ve kişiliğidir. Sesimi süresiz ve sınırsız biçimde satmam. Yapay zekâ ile bir çalışma yapılacaksa nerede, ne kadar süreyle ve hangi amaçla kullanılacağı açıkça belirlenmeli. Önceden onayım, kullanımı durdurma hakkım ve adil bir telif ya da minimum garanti olmalı. Mülkiyeti devretmek yerine, sınırları belli ve şeffaf bir lisanslama modelini doğru buluyorum.
Kısacası teknolojiye karşı değilim; kuralsızlığa karşıyım. Yapay zekâ bir sesi çok başarılı biçimde taklit edebilir ama yaşanmışlığı, sahnedeki teması ve o anda doğan yorumu kopyalayamaz. Ben teknolojiyi kullanırım, sorgularım ve öğrenirim. Son kararı yine insanın vermesi, sanatçının emeğinin ve hakkının korunması gerektiğine inanırım.
Müzikallerde de başrolde yer almışsın. Oyunculuk değil de şarkıcı kimliğinin baskın taraf olmasının nedeni ne? Bundan sonra teklif gelse oyunculuk ister misin?
Barbaros: Şarkıcılık benim ana mesleğim ve kendimi en doğal ifade ettiğim alan. Çocukluğumdan beri müziğin içinde olmam, konservatuvarda şan eğitimi almam ve yıllardır farklı repertuvarlarla sahneye çıkmam nedeniyle insanlar beni öncelikle sesimle tanıyor. Ben de kendimi ilk olarak yorumcu ve sahne insanı olarak görüyorum. Müzikal tiyatro ise bunun dışında değil; müziği, oyunculuğu ve hikâye anlatımını aynı yerde buluşturan çok özel bir alan.
2009’da Enis Fosforoğlu Tiyatrosu’nun sahnelediği ‘Seni Seviyorum, Mükemmelsin, Şimdi Değiş’te, 2017’de ise Zorlu PSM’de sahnelenen ‘Tahir ile Zühre’ müzikalinde başrol oynadım. Bu işler bana yalnızca doğru şarkı söylemeyi değil, karakteri ve sahnenin bütününü düşünmeyi öğretti. Bir cümleyi karakterin içinden söylemek, şarkı yorumuma da çok şey kattı.
Doğru bir teklif gelirse yeniden oyunculuk yapmayı kesinlikle isterim. Yalnızca ekranda ya da sahnede görünmüş olmak için bir iş kabul etmem. Metnin, karakterin, yönetmenin ve projenin dünyasının beni heyecanlandırması gerekir. Müzikal benim için çok doğal bir köprü; ama güçlü bir senaryo ve bana söyleyecek sözü olan bir rol olursa müzikal dışındaki bir projeyi de memnuniyetle değerlendiririm.

Şarkıların oldukça sık çıkıyor. Yeni şarkı için ne zaman yeşil ışık yakabiliriz?
Barbaros: ‘Yok Mu?’ daha çok yeni; önce onun biraz nefes almasını ve dinleyiciyle kuracağı ilişkiyi görmek istiyorum. Çünkü bir şarkı yayımlandığı gün tamamlanmıyor. Klibi, sahnedeki karşılığı, insanların yorumları ve zaman içinde kazandığı anlamla yaşamaya devam ediyor. Hemen bir sonraki tarihe geçerek mevcut şarkının yolunu kısaltmak istemem.
Ama üretim tarafında beklemiyorum. Yeni şarkılar dinliyor, fikirler üzerinde çalışıyor ve repertuvarımı sürekli geliştiriyorum. Çok uzun aralar vermeden devam etmek niyetindeyim; yalnızca takvimi doldurmak için şarkı çıkarmam. Doğru şarkı içime sindiğinde ben de fazla bekleyebilen biri değilim. O nedenle ‘çok uzak değil’ diyebilirim ama bugün kesin bir tarih vermeyeyim.
Bir röportajında, ‘Şarkı söylerken mış gibi yapamazsınız’ demişsin. Bu söz çok etkileyici. Şarkı seçiminde yaşanmış hikâyeler olmasına mı özen gösteriyorsun? Bu cümleyle ne demek istediğini bir de senden dinlemek isterim.
Barbaros: Bu cümleyle söylediğim her şarkıdaki her olayı birebir yaşamış olmam gerektiğini kastetmiyorum. Bir oyuncu canlandırdığı karakterin bütün hayatını yaşamamıştır ama onun duygusal gerçeğini bulmak zorundadır. Şarkıcı için de aynı şey geçerli. Sözlerde kendi hayatımdan birebir bir karşılık bulunmayabilir; yine de o duygunun bende bir izi, bir çağrışımı ya da insani bir karşılığı olmalı. Aksi hâlde ses doğru notalara gider ama söz dinleyiciye ulaşmaz.
Şarkı söylerken yalnızca güzel ses çıkarmıyorsunuz; bir duyguyu ve düşünceyi başka bir insana aktarıyorsunuz. Dinleyici samimiyetsizliği çok çabuk hisseder. Teknik elbette önemli ama teknik duygunun önüne geçtiğinde performans gösteriye dönüşebilir. Ben bir şarkının sözlerini okurken ‘Bu cümleyi gerçekten söyleyebilir miyim, arkasında durabilir miyim?’ diye düşünürüm.
Yaşanmış hikâyelerden beslenen şarkıları seviyorum; fakat o hikâyenin mutlaka bana ait olması gerekmiyor. Bazen bestecinin yaşadığı bir şey, bazen tanık olduğunuz bir hayat, bazen de hepimizin bildiği ortak bir duygu size dokunur. ‘Mış gibi yapamazsınız’ derken kastettiğim tam olarak bu: Dinleyiciyi inandırmak için önce söylediğiniz söze kendiniz inanmalısınız.
Yeni müzisyenler, çabuk tüketilen kapsül şarkılar… Peki sen değerinin bilindiğini düşünüyor musun? Keşkelerin ve ‘iyi ki’lerin neler oldu?
Barbaros: Açık konuşayım: Ben kendi değerimi biliyorum. Yıllardır sahnede yaptığım işi, aldığım eğitimi, farklı tür ve dillerde kurduğum repertuvarı bilen dinleyicinin de bunun değerini bildiğini düşünüyorum. Ama bu değerin her zaman hak ettiği ölçüde görünürlüğe dönüştüğünü söyleyemem. Değerli olmakla çok görünür olmak aynı şey değil. Elbette yaptığım işin daha geniş kitlelere ulaşmasını isterim.
Yeni müzisyenlere karşı değilim; genç kuşakta çok yaratıcı ve cesur isimler var. Benim itirazım, sistemin şarkıyı daha dinlenmeden bir sonraki içeriğe yer açmaya zorlamasına. Müzik bugün hiç olmadığı kadar kolay dolaşıma giriyor ve aynı hızla kaybolabiliyor. Dinlenme sayıları önemlidir ama yıllar sonra bir şarkının hâlâ hatırlanması, konserde özellikle istenmesi ve birinin hayatındaki bir ana eşlik etmesi de en az o rakamlar kadar gerçektir.
Keşkelerim var. Bazı dönemlerde içgüdülerime daha erken güvenebilir, daha istikrarlı üretebilir ve mükemmeliyetçiliğimi biraz daha frenleyebilirdim. Yaptığım işi anlatma konusunda da daha cesur olabilirdim. ‘İyi ki’lerim ise çok daha fazla: İyi ki konservatuvar eğitimi aldım, iyi ki farklı türleri ve dilleri merak ettim, iyi ki sahneden hiç kopmadım. İyi ki Pasion Turca’yla yolum kesişti ve beni geliştiren insanlarla çalıştım. En önemlisi, iyi ki kendimi tek bir müzik türüne hapsetmedim.
Güçlü bir sahne deneyimin var. Önümüzdeki günlerde konserlerin ve sahne çalışmaların olacak mı?
Barbaros: Olacak. Hatta en yakın buluşmamız 13 Eylül’de Tersane İstanbul’da. DenizBank Tersane İstanbul Rowing Cup’ın kapanışındaki Pink Martini All Stars gecesinde ben de sahnede olacağım. Pink Martini’nin farklı dönemlerde birlikte çalıştığı müzisyen ve vokalleri buluşturan bu konsept Türkiye’de ilk kez gerçekleşiyor. Böylesine renkli ve uluslararası bir müzik dünyasının içinde yer almak benim için çok heyecan verici.
Sonbahar ve kış dönemi için de konser ve özel sahne programlarımız üzerinde çalışıyoruz; kesinleşen tarihleri sosyal medya hesaplarımdan ve Pasion Turca kanallarından paylaşacağız. Ben konserlerde yalnızca peş peşe şarkılar söylemek istemiyorum. Türkçe şarkıları Fransızca, İtalyanca, İngilizce ve Yunanca repertuvarla; cazı, popu, müzikalleri ve Akdeniz müziğini doğal bir akışta buluşturmayı seviyorum. Dinleyicinin birkaç şarkı değil, başı ve sonu olan bütünlüklü bir gece yaşamasını önemsiyorum.
Son olarak, buradan dinleyicilerine neler söylemek istersin?
Barbaros: Beni yıllardır sahnede, yayımladığım şarkılarda ve farklı müzikal yolculuklarımda yalnız bırakmayan herkese içtenlikle teşekkür ederim. Bir sanatçının yaptığı iş, dinleyicinin hayatında bir yere dokunduğu anda tamamlanıyor. Bazen konserden sonra söylenen tek bir cümle, bazen yıllar önce yayımlanmış bir şarkının hâlâ hatırlanması, bütün emeğin karşılığını hissettiriyor.
‘Yok Mu?’ artık yalnızca benim şarkım değil; dinleyen herkes kendi hikâyesinden bir şey ekliyor. Şarkıyı dinlemelerini, klibi izlemelerini ve onlarda nasıl bir duygu bıraktığını benimle paylaşmalarını isterim. Bir şarkının arkasında söz yazarından aranjörüne, müzisyenlerden klip ve yapım ekibine kadar çok büyük bir emek var. Dinleyicinin kurduğu bağ, o emeği anlamlı kılıyor.
Ben de yeni şarkılarla, farklı diller ve türlerle, özenle hazırlanmış sahnelerle karşılarına çıkmaya devam edeceğim. En güzeli de sahnede yüz yüze buluşmak. Söyleyecek çok şarkım, paylaşmak istediğim çok müzik var. Orada görüşelim.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.