7 kelime için gazeteci tutuklamak inanılmaz

Duayen gazeteci ve SÖZCÜ yazarı Emin Çölaşan, SÖZCÜ TV’de Bala Ateş Irmak’a konuk oldu. Meslekte yarım asırı geride bırakan Çölaşan ülkemizde gazeteciliğin geldiği durumu ve medya düzenini yorumladı.
Sayın Çölaşan, yazınızda "Türkiye sürprizler ülkesine dönüştü" vurgunuz vardı. Halk TV'ye kayyum atandığını gördük ve bunu da bir sürpriz olarak değerlendirdiniz. Bu noktada sizi en çok düşündüren, belki de sizi en çok endişelendiren başlık, konu neydi?
Medya ile ilgili olarak her şey beni düşündürüyor ve endişe yaratıyor bende. Sadece bende değil bütün toplumda yaratıyor. Yani olacak şey değil çünkü bu yaşadıklarımız. İşte gazetedeki yazımda da onu biraz aktarmaya çalıştım. Bu olayları yaşayacağımızı biz hiçbir zaman bilemezdik. Öngöremezdik. Ama oldu. Yani diyoruz ki her sabah kalkınca 'vay be bu da mı oldu?' Hayretle birbirimize soruyoruz. Gerçekten öyle hem de biz gazeteci olduğumuz halde aklımız mantığımız bu işleri almıyor. Yasalar da öngörmüyor böyle bir şeyi zaten. Ve bu şekilde gidiyor. İş nereye varır, nasıl biter, onu hep beraber göreceğiz. Şu anda bilemiyoruz yani.

Emin Çölaşan, Bala Ateş Irmak’ın sorularını yanıtladı.
GAZETELER İFLAS ETTİRİLİYOR
Yazınızda muhalif medya açısından bir gözdağı dediniz Halk TV'ye kayyum için. Halk TV'de yaşananlara baktığımız zaman, bunu sadece Halk TV özelinde mi değerlendirmeliyiz?
Tabii ki daha geniş bir anlam taşıyor. Çünkü sadece Halk TV değil. Bugün Halk TV, yarın belki Sözcü TV, öbür gün bilmem ne TV. Sadece TV'ler de değil, gazeteler ne olacak? Yani bugün gazeteleri de iflas durumuna sürüklüyorlar. Yani iki tane karar aldın mı zaten her şey bitiyor. İtiraz edecek güç yok. Hiçbir şey yok memlekette. Yani sade televizyonlar değil, televizyonda daha kolay tabii bu iş. Televizyonda birisi canlı yayında çıksın, mesela ağzından bir küfür çıksın kazara, anında önlem alıyorlar. Gazetede biraz daha zor. Mahkemeye falan gideceksin, orada bir takım şeyler olacak. Oradan sanıyorum ürküyorlar biraz iktidar olarak yani.
Gazeteci olmayan patronlar
Burak Akbay bizim patronumuz. Ve onu yazmıştım, bence çok önemli bir olaydır. Çünkü Burak Akbay, Türkiye’de gazeteci olan, tırnak içinde söylüyorum, gazeteci olan, gazete patronu olan tek gazeteci. Böyle şey olur mu ya? Hepsi dolmuşlar dışarıdan, iş adamları, holding sahipleri, içlerinde bir tane gazeteci yok. Bütün gazetelere bak. SÖZCÜ GRUBU dışında, gazeteci olan bir tane patron yok. E bunlar doğal olarak kendi işleriyle uğraşıyorlar. Kendi çıkarları doğrultusunda. Burak Akbay bugüne kadar ne bir devlet ihalesine girdi, ne herhangi bir leke sürüldü üzerine. Ve sadece ve sadece gazeteci. Rahmetli babası da Ertuğrul Akbay, o da gazeteciydi. Demek aileden gelen bir durumları var, çok iyi bir, olumlu bir durum tabii. Burak Akbay’ın durumu da bu. Yani medya bugün iş adamlarına emanettir. Hikaye budur.
Her yazımı üç kere okuyorum
Gazeteci dediğimiz bizler özgürce soru sorabilmeliyiz, özgürce yazabilmeliyiz. Bazen bunun imkanı da olamadığı zamanlar oluyor. Genel olarak gazetecilerin üzerindeki o baskıyı oluşturan ya da özgürce yazılmasına engel olan o şey nedir?
Şimdi ben sana bak kendimden örnek vereyim. Ben her gün bir yazı yazıyorum. Haftada beş gün yazı yazıyorum, hele kritik bazı konular varsa, yani yazımda ele alacağım ya da aldığım, inanır mısın yazıyı geçmeden önce belki belli cümleleri üç kere falan okuyorum. Ya başımıza bir iş gelmesin. Sadece ekonomik değil yani, bir de tutuklanma olayı var. Yine yazdım yazımda, bir gazeteci arkadaş geçenlerde bir haber yazmış internet sitesinde, 'cuma günü önemli bir bakanın istifa etmesi bekleniyor' bu kadar. Yedi kelime falan. Ya adamı tutukladılar. Tutukladılar adamı ya. İnanılır gibi değil. Başka hiçbir gerekçesi yok. Nasıl oluyor bu iş arkadaş? Şimdi günün birinde sabah biz de basılırız, bizi de götürürler.
İster istemez dilimizde sansür var
Bazen oto sansür uygulamak durumunda kalıyoruz. Tabi kendini sansür ediyorsun resmen. Ve ben bunu açıkça da söylüyorum, arkadaşlarımız da biliyor, herkes konuşuyor bunu zaten. Yani bugün muhalif kesimde olup da kendini sansür etmeyen bir gazetecinin olacağını ben düşünemiyorum. Böyle bir ortamda yaşıyoruz. İnsanlar korkutulmuş, sindirilmiş, yani ne diyeceğimi de bilemiyorum. Şimdi burada bir şey söyleriz, sabahı alıp götürürler. Böyle bir ortam var Türkiye'de. Olur gibi değil yani.
Artık gazeteci olma ortamı yok
Bir yandan da mesleğe aramıza yeni katılanlar oluyor. Onlara bir öneriniz olsa ne söylersiniz?
Valla hepsine gelmeyin derim. Yani gazeteci olmanın yeri, zamanı, ortamı değil artık Türkiye'de. Bunu içtenlikle söylüyorum. Ha çocuk diyorsa ki ben anamdan gazeteci doğdum, bu işten başka hiçbir şeye girmem, e o zaman buyursun gelsin. O da eğer torpilini bulursa. Çünkü torpil olmadan işe girmek mümkün değil.
ORTAM HİÇ UYGUN DEĞİL
Hele gençler için, mümkün değil. İyi bir meslek olmaktan çıktı, ismi çok güzel. Ben de gururla taşıyorum o mesleğin ismini ama koşullar artık çok değişti. Her şey değişti. Gel kardeşim. Otur yapabiliyorsan yap. Ama bitiyor bu iş. Kararını kendi versin. Ama bir denesin önce. Ama sonucu olumlu olmayacak çünkü yüzlerce çocuğu tanıdım. Bir hevese kapılıp gazeteci oldular zamanında. Sonra da bırakıp örneğin bankalara gittiler bilmem nereye gittiler böyle.

İktidara yakın medya batık durumda
Sanırım iktidar kesiminin de medyanın halini düşünmesi gerekir. Çünkü onların gazeteleri zaten batık. Satan bir gazeteleri yok yani mümkün değil. Bir takım gazetelerine bakıyorsun, yani herhalde günde 200 tane 300 tane falan satıyordur, komik bir durum yani. İnanmak da zordur bu söylediklerime ama gerçek bu. Bayiler kapandı, gazete bayileri. Sadece marketlerde bugün gazeteleri görebiliyorsun, bulabiliyorsun Türkiye’de. Ne kadar kötü. Bir sürü ile, ilçeye gazete gitmiyor artık. Eskiden en ufak köylere bile kamyon seferleriyle gazeteler giderdi. Şimdi yok öyle bir durum. Yani iyi bir durumda değiliz. Ve bu konu herkesi ilgilendiren bir konu.
Teknoloji, gazete satışlarını vurdu
Emin Bey, geçmişten bugüne gazetecilikte neler değişti, en temel değişen şey neydi ya da neler benzer kaldı?
En basitinden bir kere teknoloji değişti. Yani eskiden gazete baskıları yani korkunç bir şeydi o ya. Izdıraptı yani insanlara. Hem basanlara hem hazırlayanlara. Gerçekten ızdırap verirdi. Şimdi tıkır tıkır iki tane düğmeye basıyorsun, öbür taraftan iki tane düğmeye basınca da şey çıkıyor, gazete çıkıyor. Ama hikaye şu şimdi; gazetelerin satışı tıkandı. O ciddi bir sorun. Çok çok ciddi bir sorun yani. Gazeteler artık giderek daha az satılıyor. Niye? Çünkü insanlar kolayını buldu. Elinde cep telefonu, tıkır tıkır tıkır oradan internetten giriyor bilmem nerden giriyor bizim yazılarımızı örneğin okuyor oradan.
Ekonomik şartlar zor
Bir de Türkiye’nin ekonomik ortamında maddi güç. Yani bugün neresinden baksanız bir gazete ortalama Türkiye’de 30-35 lira dolaylarında günlük gazete. E şimdi bu ediyor ayda bin lira. Bir sürü insan ya tembelliğinden ya da maddi gücü olmadığından gazete almıyor. Bu işin nereye varacağını bizler de kara kara düşünüyoruz.
www.sozcu.com.tr internet sitesinde yayınlanan yazı, haber ve fotoğrafların her türlü telif hakkı Mega Ajans ve Rek. Tic. A.Ş'ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.