ESPN DeportesLa Novena: Dodgers lustran su dinastía: 24 títulos divisionales y dominio históricoוואלהגבר כבן 30 נפצע קשה באירוע אלימות בבת יםThe Jerusalem PostEngolement: Once you find your inner golem, life in the shtetl will never be the same - reviewInquirer EntertainmentTuesday Vargas offers encouragement to ABS-CBN employees affected by layoffsGhaflaController Of Budget Orders Increased Spending Audits Ahead of 2027 PollsUOLPF acha foto de Gonet fumando charuto ao lado de Vorcaro em LondresSBS 뉴스한미 국방 고위협의체 "전작권 전환 가속화 위한 협력 강화"Straits Times SportFamed Inter Milan and Italy forward Mazzola dies at 83النهارالسلطات السعودية تطلق تحذيراً ثانياً من "تهديد جوي" في الرياضRai NewsTrump firma la legge che impone sanzioni alla Russia, previsti anche dazi sul petrolioGlobal NewsBowen Island mystery brings homicide investigators backSouth China Morning PostSouth Korea justice minister nominee withdraws over Covid-19 drug trial scandal
The Daily Newsstand · Free, Always
Saturday, September 19, 2026

Futbol parasal, peki oyun kimin?

Translate

Futbolu hâlâ sahada oynanan bir oyun zannedenler için gerçeği belirteyim ki; artık oyun yeşil zeminde değil, bilançolarda oynanıyor. 2026-27 yaz transfer dönemi, bu gerçeği yüzümüze çarptı. Futbol, uzun zamandır spor olmaktan çıkıp küresel sermayenin yön verdiği ekosisteme dönüştü. Yayın gelirleri, yatırım fonları, sponsorluk anlaşmaları. Hepsi oyunun yeni kuralları. Ve bu oyunda kazananlar, sahada daha iyi oynayanlardan çok, finansal olarak daha güçlü olanlar.

Avrupa futbolunda çok net bir merkezçevre ayrımı görüyoruz. Bir yerde 5 büyük ligin oluşturduğu, futbolun gelirlerine ve varlıklarına el koyan, tüm kupaları alan finansallaşmış merkez ligler; diğer tarafta damlama ekonomisiyle ayakta kalmaya çalışan, borçlarla boğuşmaktan sportif performans ortaya koyamayan, içinde bizim de bulunduğumuz 50 çevre ülke ligi. Merkez liglerin güç odağında Premier Lig üstünlüğü var. 8 milyar Avro’yu aşan gelir, 13 milyar Avro’nun üzerindeki kadro değeri ve Avrupa futbol pastasının yaklaşık 5’te birini tek başına kontrol eden İngiltere Premier Ligi...

Premier Lig, yalnızca daha fazla kazanmıyor; aynı zamanda oyunun kurallarını da yeniden yazıyor. Yüksek yayın gelirleri sayesinde en iyi oyuncuları kendine çekiyor, küresel ticari gücüyle sürekli nakit üretiyor ve bu döngüyü kırılması imkânsız avantaja dönüştürüyor. Bu bir “asimetrik rekabet” değil, “asimetrik güç” meselesine dönüşmüş vaziyette. Üstelik mesele sadece Premier Lig’in büyüklüğü değil. Sistem, alt katmanlarda da aynı mantıkla işliyor. Fransa, oyuncu yetiştirip satan bir tedarikçi lige dönüşmüş durumda. İtalya borç baskısıyla dengede kalmaya çalışıyor. Almanya’da Bayern Münih merkezli bir yoğunlaşma var. İspanya ise sıkı kurallar içinde daralan bir yapı sergiliyor.

Yani merkez kendi içinde bile eşit değil. Peki ya bizim gibi ligler? Türkiye, Portekiz, Hollanda. Bunlar artık bu sistemin “yarı çevre” aktörleri olarak konumlandı. Görevleri; yetenek üretmek, parlatmak ve merkeze satmak. Karşılığında sınırlı gelir, yüksek risk ve kronik finansal sıkışmışlık. Bu ligler oyunun içinde ama oyunu belirleyenler arasında değil. Daha tehlikeli olan bu liglerin sürdürülebilir bir mali yapıya sahip olamaması. Futbolda ligler arasında rekabetçi denge giderek ortadan kalkıyor. “Herkes herkesi yenebilir” dediğimiz futbol romantizmi yerini “parası olan kazanır” gerçeğine bırakıyor. Bugün futbol, bir spor dalından çok sermayenin hareket alanına dönüştü. 2026/27 transfer verileri şunu söylüyor: Sahadaki oyun sadece görünen kısım. Asıl oyun, paranın nereden gelip nereye gittiğinde gizli. Ve o oyunda kurallar değişti.

View the original on Cumhuriyet

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.