Eşek değiliz anlıyoruz!

Halk TV’ye el kondu. T24 kapatıldı. Sosyal medyada binlerce hesap engellendi. Merdan Yanardağ, Fatih Ergin, Oya Lale Arslan, Ali Tarakçı, Mustafa Balcı, Şaban Sevinç, Tuğba Tekerek, Selahattin Günday ve dahası... Gazeteciler mahpusta. Murat Ağırel, İsmail Saymaz ev hapsinde.
Listeyi sayfalarca uzatabilirim. Ancak ülkenin gazeteciyle bitmeyen kavgasının ardındaki hesap yine de eksik kalır. Ben size hiç bilmediğiniz birinden bahsedeyim.
Gazeteci Can Taşkın ile tanışmıyorum. Aylar önce eşiyle konuşmasaydım haberlerini de okumamış olacaktım. Nevşehir’de yaşıyor. 1980 doğumlu. Adının baş harflerini taşıyan “CT Haber” isimli yerel yayın organının sahibi. Hayır, “muhalif gazeteci” değil. Belki “Her şeyi eleştiren gazeteci” denebilir.
TERS KELEPÇELİ HABERCİ
Belki bu kısmını daha önce benden dinlediniz. Taşkın, geçen yıl 31 Ağustos’ta sitesinde bir yazı yazdı. Yazı boyunca cumhurbaşkanından övgü ile bahsederken Nevşehir’de olan sıradışı bir olayı anlatıyordu. Söylediğine göre bazı kamu görevlileri işadamlarından devlet adına para topluyordu. Taşkın çok detay vermiyordu. Bunu ertesi gün televizyon programında açıklayacağını duyuruyordu.
Ne mi oldu?
Sabaha karşı evi basıldı. Ters kelepçe ile gözaltına alındı. Aynı gün savcılık sorgusu, aynı gün mahkeme, aynı gün tutuklama...
Suçlama bugün fon soruşturmasında gazeteci arkadaşlarımıza yapıldığı gibi: “Halkı yanıltıcı bilgiyi yaymak” idi.
HABER DOĞRU ÇIKTI
Can Taşkın’ın ne açıklayacağını, daha doğrusu neyi açıklamasının istenmediğini o hapse girdikten sonra öğrendik. Nevşehir Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Arif Parmaksız’a Can Taşkın’ın neyi kastettiği soruldu. Parmaksız, yaptığı uzun konuşmada Can Taşkın’ı eleştirdi. “Beni arasaydı doğrusunu söylerdim” dedi. Sonra “doğrusunu” anlattı! Söylediğine göre İçişleri Bakanlığı 51 ilde bir çalışma yapmıştı. Çalışmanın hedefi Emniyet ve jandarmanın araçlarının yenilenmesiydi. Yerel kaynaklarla yenileme fikri hâkim gelmişti. Nevşehir’de valilik, Emniyet, jandarma ve iş örgütleri bir masaya oturdu. Parmaksız, toplantıda kendisinin de olduğunu söylüyordu. Jandarmaya 42 araç Emniyet’e 58 araç, yani toplam 100 aracın alınması gerektiği, bunun için 500 milyon liranın toplanmasının lazım olduğu konuşulmuştu. Nevşehirli işadamlarından “sen 10 milyon”, “sen 5 milyon” diye paralar istenmesi kararı çıktı. Ve talep edilmeye başlanmıştı.
Ancak “pamuk eller cebe” denmesi işadamlarının pek de hoşuna gitmedi. Bu olayı belli ki Can Taşkın’a sızdırdılar. Can Taşkın da yazdı. Yani bizzat haberin tarafı olayı doğruluyordu.
Buna rağmen Taşkın tam 5 ay hapiste kaldı. Taşkın için acaba iddianame yazıldı mı diye baktım. Hayır, bu kadar kolay adam tutuklayan savcılık, aradan 14 ay geçmesine rağmen iddianame bile yazmamıştı.
Ancak yeni bir şey oldu.
DEVİRLE DEĞİŞEN YARGI
Pazartesi çalışırken telefonuma bir ileti geldi. Can Taşkın’ın başına gelen yeni belayı haber veriyordu.
“Her şeyi eleştiren gazeteci” dedim ya...
Can Taşkın, Nevşehir Belediye başkanını yıllardır eleştiriyordu. Haberleri önümde duruyor. Nevşehir’de iftar adı altında harcanan paralarda tuhaf işler dönmüş, o yazmış. Nevşehir’de ağaç katliamı olmuş, o haberleştirmiş. Nevşehir Belediye başkanı siyasi zikzaklar yapmış, o hatırlatmış.
Liste uzayıp gidiyor.
Ancak zaman içinde “Burası Türkiye” dedirten bir durum olmuş. Biliyorsunuz, Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, AKP’nin kuruluşundan beri bu partide görev aldı. Çeşitli kademelerden sonra 2019’da AKP’den belediye başkanı seçildi. Özel hayatını ilgilendiren kimi olaylardan sonra 2021’de istifa ettirildi. 2002’de İYİ Parti’ye katıldı. 2024 seçimlerinde bu kez İYİ Parti’den belediye başkanı seçildi. Bu yıl haziran ayında yeniden çizgi değiştirip AKP’ye transfer oldu.
İşte bu zikzak Can Taşkın’ın da Rasim Arı’nın da hayatını değiştirmiş. Kararlar önümde duruyor. Rasim Arı, İYİ Parti’deyken bekleyen dosyalar hakkında, AKP’ye geçince “Soruşturmaya yer yoktur” kararı verilmiş. Can Taşkın için ise tam tersi olmuş. Rasim Arı İYİ Parti’deyken eleştirdiğinde “bravo gazeteci” diyenler, Arı AKP’ye geçince “Başkanıma dokunma” demiş. Kapısını çalıp, uyarmış. “Bu son uyarı” noktasına gelmiş. Dahası... Rasim Arı, Can Taşkın’ın yazdıklarından geçmişte şikayetçi olduğunda açtığı davaları kaybederken, AKP’ye geçince bir anda kazanır hale gelmiş.
FIRFIR İLE BOZEŞEK CEZASI
En son...
Baskı altındaki Can Taşkın, “Fırfır ile Bozeşek” diye hicivli bir animasyon paylaşmış. Artık AKP’li olan Arı ise “Burada kastedilen benim” diye çizgi filmden şikâyetçi olmuş. Can Taşkın 30 Eylül’de gözaltına alınmış.
1 Ekim günü Nevşehir Sulh Ceza Hâkimliği’nde yapılan sorgudan aktarayım.
“Lüzum üzerine soruldu: Fırfır ile Bozeşek isimli video paylaşımı altında ‘Hikayeler gerçek, lakin karakterler hayal ürünüdür’ şeklindeki yazı ve 12 Eylül 2026 tarihli ‘Fırfır ile Bozeşek Youtube’da’ başlıklı yazınız ‘bazı karakterlerin davranışlarını birilerine benzetebilir bazı hikayeleri izlerken yahu ben bunu bir yerden hatırlıyorum diyebilirsiniz’ şeklindeki yazınıza göre Fırfır ile Bozeşek’in canlandırdığı karakterler kimi/ kimleri anlatmaktadır?”
Gazeteci Can Taşkın’a hâkim yukarıdaki tek soruyu sormuş. Taşkın, cevabında “Herhangi bir kimseyi anlatmamaktadır, tamamen mizah amaçlıdır” demiş.
Hâkim ne karar vermiş derseniz...
“Şüpheli her ne kadar savunmasında söz konusu karakterlerin hayal ürünü olduğunu ifade etmiş ise de paylaşımların gerçek hikâyelere dayandığını yazılarında ve videolarında belirtmesi göz önüne alındığında (...) konutu terk etmemek şeklinde adli kontrol altında alınmasına...”
AYNI APARTMANDA OTURUYORLAR
Can Taşkın, “tehdit ve kamu görevlisine hakaret” suçlamalarıyla ev hapsine alınmış. Hikâyedeki “Beni sokmaya çalışan arının iğnesini koparırım” ifadesi de tehdit suçuna delil kabul edilmiş.
İşin trajikomik tarafı gazeteci Can Taşkın ile Belediye Başkanı Rasim Arı aynı apartmanda oturuyor. Rasim Arı evinden inip çıkarken Taşkın’ın evinin olduğu kattan geçiyor. Yerel medya olmanın tuhaf sonuçlarından biri de bu ironik durum.
İşte memleketin hali bu...
Gazeteyle, gazeteciyle, televizyonla bitmeyen kavganın bir nedeni var. Her gün yatıp kalkıp milyarlık vurgunları konuştuğumuz ülkede, kendi kırılgan iktidarlarını sopalı vitrinle kuranlar, gazetecilerin yazdığı gerçekleri kendilerini tuzla buz edecek çakıl taşları olarak görüyor. İşte bu yüzden susturma, hapsetme, kapatma, kayyum atama sıradan bir yol olarak oluyor. En acısı mazlumun güvencesi olması gereken hukuk bu zalimane düzenin çivili sopasına dönüşüyor. Bir gazete, bir televizyon, bir belediye derken ülkenin kendisi yargı eliyle “kayyumhane” haline geliyor.
Bir parmak gerçeği örtmek için bin kaşık zulüm gerekçe yapılır da gerçek olduğu gibi ortada durur.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.