Dürbünle hukuk arama!

Önceki gün Silivri’de Türkiye’nin en yeni yatırımlarından biri olan en büyük duruşma salonundaydık. Demokrasisi karaya değil de rayına oturmuş ülkelerde böylesi devasa yapılar genellikle ya kültür merkezidir ya spor salonu. Bizde tutuklu yargılama salonu!
İzleyici bölümü oval salonun bir ucunda mahkeme heyeti öteki ucunda. İzleyici sıralarında yer yer dürbünü olanları gördük. Özellikle tutuklu yakınları bu yöntemi kullanıyorlar. Birkaç kişinin nöbetleşe kullandığı da oluyor.
Önceki gün Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Nancho Sanchez Amor da beraberindeki bir heyetle duruşmayı izledi. Amor dürbünle dava izlenmesine tanıklık ederken şaşkınlık içindeydi. Çevresiyle yaptığı değerlendirmede, “Buradan nasıl bir hukuki karar çıkar” sorusuna yanıt arıyordu.
İBB davasında tanıkların dinlenmesi aşamasına geçildi. Beş tanığı dinleme fırsatı bulduk. Tanıklardan biri Şişli’de göğü delen binalar yapan Torunlar şirketinin çalışanı... Belediyeye yapılan başvuruları ve karşılaştıklarını anlatıyordu. İşlemlerin tamamlanması için bedel istendiğini söylüyor, bunun bağış amaçlı olup olmadığını ortada bırakıp “Sonradan duydum ki” diye devam ediyordu.
Anlıyorsunuz ki Şişli Belediyesi’yle ilgili bir imar sorunu var. Tutuklu başkan Resul Emrah Şahan’ın Şişli’nin daha fazla betonlaşmaması için sürdürdüğü çabanın bir başka fotoğrafıyla karşılaşıyorsunuz.
Bir başkasının tanıklığı Boğaziçi İmar Müdürlüğü’yle ilgili. İstanbul’da Boğaziçi bölgesinde değil bir kural dışı bina yapmak bir çivinin yerini değiştirmek bile sorundur. Buradaki bir izin konusu da yine devamında, “Duyduk ki”ye bağlanıyor.
Anlıyorsunuz ki davanın bazı dosyaları Boğaziçi ile ilgili.
Bir başka tanık reklam tabelalarıyla ilgili iş yapmış. Kendisini gayet güzel ifade etti. Dedi ki:
“Bizim reklam tabelalarımız kaldırıldı. Oysa yıllardır sorun olmuyordu. Hemen çözüm için ilgililerle temas kurduk. Bize bazı mevzuattan söz ettiler...”
O sırada sanık avukatı sordu:
“Tabelalar için önceden izin almış mıydınız?”
- Almamıştık.
“O zaman kaldırılması normal değil mi?”
- Bir şekilde çözülür diye düşündük!
Bu tanıkla da anladık ki İstanbul’da açık alan reklam işi bambaşka bir konu. İBB davasının bir bölümü de bununla ilgili.
Bir başka tanık belediyede mesai bitimi, günü değerlendiren gizli toplantılar yapıldığını söyledi. Toplantıya katılanların adlarını daha önce savcılıkta söylemiş. Tutuklu, Dünya Siyasal İletişimciler Derneği’nin başkanlığını yapmış Necati Özkan tanığa, “Beni tanıyor musun” diye sordu. “Tanımıyorum” yanıtını alınca Özkan devam etti:
“Ama gizli toplantıya benim de katıldığımı söylemişsin!”
Her tanıkla birlikte başka bir davayı izliyor gibiydik.
Duruşmayı izleyenler arasında Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık’ın annesi Gülseren Çalık da vardı. Gülseren Hanım evinin Trabzon’da olduğunu ama terk ettiğini vurgulayıp devam etti:
“Oğlumu nereye götürürlerse oradayım. Sağlık durumunu biliyorsunuz. Bunu niye anlamazalar, anlamıyorum. Her güne bugün tahliye olur mu diye başlıyorum. Daha uzar mı bu dava, siz ne diyorsunuz?”
Duruşma arasında tutuklu sanıklar izleyiciler bölümüne el sallıyordu. Buğra Gökce’nin eşi Filiz Hanım, “Bakın Mustafa Bey eşim orda. Buğra size el sallıyor” dedi. Çok çok dikkatli bakıp seçmeye çalıştık. Ekrem İmamoğlu da uzaktan el sallarken izleyiciler bağırıyordu:
“Başkanları dışarı, foncular içeri!”
Silivri’den ayrılırken yağmur sağanağa dönmüştü. Silivri’nin rutubetli sonbaharı başlamış.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.