Laiklik Meclisi, gerici yasa önerisi gerekçesiyle HÜDA PAR’lılar hakkında suç duyurusunda bulunmuştu

HÜDA PAR tarafından temmuz ayı içerisinde okullarda karma eğitimin kaldırılması için TBMM’ye “Milli Eğitim Temel Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Yasa Teklifi” sunulmuş ve teklif Milli Eğitim, Kültür ve Gençlik Komisyonu’na sevk edilmişti. HÜDA PAR milletvekilleri, sundukları öneride “okullarda eğitimin türüne, olanağına ve gereksinimlere göre yalnızca kız ya da yalnızca erkek öğrencilere ayrılan sınıflar oluşturulabilmesini” istemişti.
LAİKLİK MECLİSİ ‘FEZELEKE İSTEMİNDE’ BULUNMUŞTU
Laiklik Meclisi’nce ise konuya ilişkin 20 Ağustos’ta HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ve milletvekilleri Faruk Dinç, Şehzade Demir ve Serkan Ramanlı hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuştu. Laiklik Meclisi Sözcüsü Umut Kuruç’un adına avukatlar Doğan Erkan ve Berkay Çelen tarafından sunulan dilekçede; söz konusu milletvekillerinin önerileriyle anayasaya ve anayasal düzene, laiklik ilkesine ve Öğretim Birliği Yasası’na (Tevhid-i Tedrisat Kanunu) aykırı davrandığı belirtilmişti. Bu kapsamda yasa önerisinin yasama dokunulmazlığı kullanarak anayasal düzene karşı çıkan ve 100 yıllık yasaları lağvetmeyi hedefleyen bir metin olduğu ve hakkın kötüye kullanılmasının bir sonucu olduğu vurgulanmıştı. Bu kapsamda HÜDA PAR’lıların yasama dokunulmazlıklarının kaldırılması amacıyla haklarında fezleke düzenlenerek TBMM’ye sunulmasını istenmişti.
‘MECLİS DIŞI MAKAMLARCA SORUMLU TUTULAMAZLAR’
Laiklik Meclisi’nin dilekçesi hakkında başavcılıkça 12 Ekim’de “soruşturmaya yer olmadığına dair karar” (SYOK) verildiği öğrenildi. Başsavcılığın SYOK kararında HÜDA PAR’lıların bu gerici önerisinin “TBMM Başkanlığı’nın vermiş olduğu yetki ve milletvekilliği görevi doğrultusunda TBMM çatısı altında yapılan çalışmalardan kaynaklandığı” vurgulandı. Anayasada güvence altına alınan “yasama dokunulmazlığı” (madde 83) kapsamında “yasama sorumsuzluğunun” da düzenlediğinin vurgulandığı kararda; “Yasama sorumsuzluğu, milletvekillerinin parlamento faaliyetleriyle alakalı oy, söz ve düşünceleri dayanak ve gerekçe gösterilerek parlamento dışındaki herhangi bir makam tarafından sorumlu tutulamamaları, Meclis’teki konuşmalarından veya görüşlerinden dolayı herhangi bir yerde sorguya çekilememelerini ifade eder” denildi.
‘HAKARET SUÇUNU OLUŞTURSA DA...’
Bu kuralın milletvekillerine mutlak koruma sağladığının kaydedildiği kararda; “Yasama sorumsuzluğu her tür suç için olmamakla birlikte; oy verme, söz söyleme ve düşünce açıklama fiillerinden biri ile işlenebilecek hakaret, iftira, suç uydurma gibi fiillere karşı koruma getirmektedir. Parlamento üyelerinin parlamentoda söyledikleri sözler hakaret suçunu oluştursa da yasama sorumsuzluğu kapsamında olup üyeler haklarında cezai takibat başlatılabilmesi mümkün değildir. İhbar edilenler hakkındaki ihbara konu edilen eylemlerinin mutlak dokunulmazlık kapsamında olduğu anlaşılmış, bu eylemleri ile ilgili ceza hukuku yönünden değerlendirme yapılmasına gerek duyulmamıştır” ifadeleri kullanıldı.
İYİ PARTİLİ ÇÖMEZ"İN "YASAMA SORUMSUZLUĞU" GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİ
Başsavcılığın bu kararı akıllara ağustos ayında Meclis kürsüsündeki ifadeleri nedeniyle İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çözmez’e açılan soruşturmayı akıllara getirdi. İYİ Partili Çömez; TBMM kürsüsünde Sincan 1 No’lu L Tipi Cezaevi’nde isyan çıktığı yönündeki iddialar hakkında konuşmuş, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla resen soruşturma başlatmıştı. Bu gelişme TBMM Genel Kurulu’nda büyük bir kürsü dokunulmazlığı ve yasama sorumsuzluğu tartışmasına yol açmıştı.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.