InquirerITCZ, northeasterly winds to bring rain to most parts of PH ThursdayESPN DeportesJosé Ramírez, sobreviviente de la Serie Mundial de 2016 que lidera a GuardiansPunchFamily confirms death of gospel singer Toluwanisings한겨레‘장모 살해 캐리어 유기’ 조재복, 1심 징역 45년 선고ZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioComplete SportsUCL: We Were Lucky To Beat Man City — PSG Coach Enrique AdmitsVanguard2027: We know how to stop Tinubu from getting second term - MomoduSBS 뉴스이 대통령 "부마항쟁과 5·18, 내란 극복 큰 의미…헌법에 새겨야"Inquirer EntertainmentJosiela Mae Lagrimas from N. Samar is PH bet to Miss IntercontinentalNHK 社会凍ったゼリーで男児死亡の民間こども園に監査 奈良 香芝CNN بالعربيةفعلا الفاحشة داخل مسجد في مكة.. السعودية تعلن إعدام رجل وامرأةCumhuriyetİstanbul'da sağanak nedeniyle aksayan metro ve tramvay seferleri yeniden başladı
The Daily Newsstand · Free, Always
Thursday, October 15, 2026

Trump’ın Yemen çıkışı, Mekke İttifakı ve Türkiye’nin kırmızı çizgisi

Translate

ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye hakkında söylediği sözleri de bu nedenle dikkatle okumak gerekiyor. Trump, Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları konusunda kendisine yöneltilen soruya, Erdoğan’dan müdahale etmesini isteyebileceği yanıtını verdi ve “Başkan Erdoğan’ın istediğimi yapacağını düşünüyorum” dedi. Bu açıkalama, Türkiye’nin yeni kurulan Mekke Savunma İttifakı kapsamında üstlenebileceği görevler, Suudi Arabistan’a yönelik saldırılar, İran’la devam eden savaş ve Washington’ın bölgesel stratejisi birlikte değerlendirildiğinde çok daha büyük bir soruyu gündeme getiriyor; ABD, Türkiye’yi Yemen savaşının içine çekmek mi istiyor? Bir de Türkiye, Suudi Arabistan’ın savunmasına katkıda bulunurken Yemen’de doğrudan savaşmadan bu yeni güvenlik mimarisinin içinde kalabilir mi?

Haberin Devamı

TRUMP NE DEDİ, NE DEMEDİ?

Önce Trump’ın açıklamasını doğru yere oturtalım.

◊ Birincisi, Trump Türkiye’den destek isteme ihtimalini dile getirdi.

◊ İkincisi, Erdoğan’ın bu isteğe olumlu yanıt vereceği yönünde kendi beklentisini açıkladı.

◊ Üçüncüsü ise henüz ortada doğrulanmış bir Amerikan askeri talebi veya Türkiye’nin Yemen’e müdahale kararı bulunmuyor.

Trump’ın sözlerini “Türkiye, Yemen savaşına giriyor” biçiminde yorumlamak da küçümsemek de yanlış olur. Belli ki ABD’nin burada daha geniş bir stratejik hesabı var.

TÜRK ASKERİ YEMEN’E GİDECEK Mİ?

Bu sorunun yanıtı yazının en önemli noktası. Ankara’daki diplomatik ve güvenlik kaynaklarından edindiğim bilgiler, üzerinde çalışılan modelin Yemen’e Türk savaş gücü gönderilmesi olmadığını gösteriyor. Türkiye’nin muhtemel katkısı Suudi Arabistan’ın kendi topraklarında savunma kapasitesini güçlendirmeye yönelik. Eğitim, danışmanlık, istihbarat, erken ihbar, hava savunması, teknik destek. Bu görevler için Türk askeri personelinin Suudi Arabistan’da bulunması ihtimali değerlendirilebilir. Ancak bu, Yemen’de Husilere karşı savaşmakla aynı şey değil. Aradaki fark hem askeri hem siyasi hem de hukuki. Türkiye’nin önündeki en önemli mesele görev tanımının açık olmasıdır.

Haberin Devamı

2015’TE PAKİSTAN NE YAPMIŞTI?

Bugünkü gelişmeleri anlamak için 2015’e dönmek gerekiyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki Yemen müdahalesi başladığında Pakistan’dan askeri destek beklentisi gündeme gelmişti. Ancak Pakistan Parlamentosu, Yemen savaşında tarafsız kalınması yönünde karar aldı. Bu karar Suudi Arabistan’la ilişkilerin koparılması anlamına gelmiyordu.

Pakistan, Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğünü savunma konusundaki desteğini sürdürürken Yemen’de doğrudan savaşa katılmamayı tercih etmişti. Bu hatırlatmayı Trump’ın son açıklamasından sonra başlayan tartışmaya ayrım olsun diye yaptım. Aradan yıllar geçse de bölgesel güvenlik hesapları daha karmaşık hale gelse de temel stratejik soru değişmedi; “Bir müttefikin güvenliğine katkı vermek, onun yürüttüğü bütün askeri operasyonlara katılmayı gerektirir mi?” Bana sorarsanız sorunun cevabı “Kocaman bir hayır.”

Haberin Devamı

WASHINGTON NE İSTİYOR?

Trump’ın açıklamasına şimdi yeniden dönelim. ABD Başkanı neden Türkiye’yi gündeme getiriyor?

◊ Birinci neden, Türkiye’nin askeri kapasitesi.

◊ İkinci neden, Erdoğan ile kurduğu siyasi ilişki.

◊ Üçüncü neden, Türkiye’nin Suudi Arabistan ve Pakistan’la oluşturduğu yeni savunma mekanizması.

◊ Dördüncü neden ise Washington’ın İran’la savaşın bölgesel maliyetlerini paylaşabilecek ortaklara ihtiyaç duyması ihtimali.

Ancak burada bir tehlike var. ABD’nin askeri öncelikleri ile Türkiye’nin bölgesel öncelikleri her zaman örtüşmeyebilir. Washington, Husilere karşı daha sert bir askeri karşılık arayabilir. Ankara ise Suudi Arabistan’ın güvenliğini güçlendirirken İran’la doğrudan çatışmaya girmek istemez. Bu nedenle Trump’ın olası talebinin ayrıntıları belirleyici olacak.

Haberin Devamı

◊ Türkiye’den diplomatik destek mi istenecek? İstihbarat ve teknik katkı mı? Suudi hava savunmasına destek mi?

Yoksa Yemen’deki hedeflere yönelik askeri operasyona katılım mı?

Bunların her biri farklı bir stratejik karar gerektirir. Ve hiçbirinin Trump’ın beklentisi nedeniyle kendiliğinden gerçekleşmesi söz konusu değildir.

DÖRT OLASI SENARYO

Önümüzdeki dönem için dört temel ihtimal görüyorum.

◊ Birinci senaryo: Savunma kapasitesinin güçlendirilmesi. Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan’ın savunmasına eğitim, istihbarat, erken ihbar ve teknik destek sağlayabilir. Bu zaten Mekke Anlaşması’nın ana çerçevesi. Ankara’dan edindiğim bilgilerle en fazla örtüşen seçenek bu.

Haberin Devamı

◊ İkinci senaryo: Sınırlı askeri konuşlandırma. Gerekli hukuki süreçlerin tamamlanmasının ardından Suudi Arabistan’da belirli görevler için Türk askeri personeli konuşlandırılabilir. Bu durumda görev tanımı ve kuvvet kullanma kuralları son derece önemli olur. Çünkü Suudi Arabistan’da görev yapan yabancı askeri personelin saldırı hedefi haline gelmesi, ittifakın siyasi ve askeri yükümlülüklerini ağırlaştırabilir.

◊ Üçüncü senaryo: Yemen’e müdahale baskısının artması. Husi saldırıları devam eder ve Suudi Arabistan’ın kayıpları büyürse Washington veya Riyad daha geniş askeri katkı talep edebilir. İşte Türkiye açısından en hassas senaryo bu.

Çünkü savunma desteğinden doğrudan askeri operasyona geçiş, hem uluslararası hukuk hem iç hukuk hem de bölgesel ilişkiler bakımından farklı sonuçlar yaratır. Bu senaryoyu Ankara’nın kabul etmeyeceğini belirtelim.

◊ Dördüncü senaryo: Askeri caydırıcılıkla diplomatik çözümün birlikte yürütülmesi. Türkiye ve Pakistan, Suudi Arabistan’ın savunma kapasitesine katkı verirken İran ve Yemen dosyasında diplomatik temasları sürdürebilir. Bu, askeri tehdidi azaltma ve çatışmanın bölgesel savaşa dönüşmesini önleme bakımından en düşük maliyetli seçenek olabilir.

MEKKE İTTİFAKI’NIN ASIL SINAVI

Burada büyük resme yeniden bakmak gerekiyor. Bir ittifakın gücü yalnızca üyelerinin askeri kapasitesinin toplamından oluşmaz. Asıl güç, ortak karar alma mekanizmasından gelir. Bugün üç ülkenin İran’a, Yemen’e ve ABD’ye ilişkin öncelikleri tamamen aynı değil. Bu farklılıkları yönetebilen bir ittifak güçlü olabilir.

Bu nedenle Riyad’da kurulması planlanan ortak karargâh kadar siyasi karar mekanizmasının nasıl işleyeceği de önemli.

TÜRKİYE’NİN ASIL STRATEJİK TERCİHİ

Benim bu gelişmelerden çıkardığım sonuç şu; Türkiye, Ortadoğu’da ortaya çıkan yeni güvenlik mimarisinin dışında kalmak istemiyor. Ancak bu rolün sınırları doğru belirlenmeli. Çünkü güçlü bir ittifakın parçası olmak, o ittifakın her askeri krizinde aynı ölçüde risk almak anlamına gelmemeli.

ABD Başkanı, Türkiye’nin ne yapabileceğine ilişkin beklentisini ortaya koyuyor. Fakat Türkiye’nin ne yapacağına Washington değil, Ankara karar verecek. Bu kararın siyasi ve hukuki zemini de Türkiye’nin kendi kurumları tarafından belirlenecek. Bence Ankara açısından doğru stratejik denklem üç temel ilkeye dayanıyor:

◊ Suudi Arabistan’ın güvenliğine katkı sağlamak.

◊ Yemen’de doğrudan savaşın tarafı olmamak.

◊ İran’la diplomatik kanalları açık tutmak.

Bazen en büyük askeri başarı, sahip olduğunuz gücü kullanmak değil; o gücün kullanılmasını gerektirecek savaşı önlemektir. Türkiye için asıl hedef çaydırıcılığın içinde kalmak, savaşın dışında durmak olmalıdır.

View the original on Hürriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.