Daily MaverickNorth Korea fires missiles days after South Korea’s hypersonic testInquirerMt. Kanlaon spews ash after latest blastESPN'Disappointed' Towns says Knicks tabling extension talks 'news to me'ESPN DeportesAsí vivimos Dodgers vs Brewers, J1 Serie de CampeonatoThe Jerusalem Post'Worst is yet to come:' Houthis claim responsibility for strikes on Saudi airportsالنهارالذكاء الاصطناعي يغيّر قواعد التعليم الجامعي... هل الجامعات والأساتذة والطلاب مستعدون؟ZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioSözcüBunları açıklayınThe Sydney Morning Herald‘Things have to change’: Frydenberg criticises Liberals under Taylor’s leadershipRapplerLIVE UPDATES: Impeachment trial of Vice President Sara DuterteCBS SportsAre the Pack back? Green Bay, Jordan Love erupt in dominant win vs. Bears behind retooled offensive lineLenta.ruСпрос на iPhone упал по одной причине
The Daily Newsstand · Free, Always
Monday, October 12, 2026

Yunanistan’daki Atatürk düşmanlığı

Translate

Türkiye ile Yunanistan arasında yıllardır devam eden önemli anlaşmazlıklar ve sorunlar bulunmaktadır. Kıbrıs sorunu; Ege’deki karasuları, hava suları ve adalar sorunu; Batı Trakya’daki Türk azınlıklar sorunu bunların arasında yer alır.

Ancak medyaya fazla yansımayan ve bunlardan çok daha önemli bir başka sorun, Yunanistan’daki Atatürk düşmanlığı ve karşıtlığı sorunudur.

Özellikle son yıllarda Yunanistan’da medyada, akademide, okullardaki eğitim müfredatında, belli başlı sivil toplum örgütlerinde ve parlamentoda, Kurtuluş Savaşı’nın lideri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk aleyhinde yoğun bir propaganda yapılmaktadır.

Bu sorun tüm diğer sorunlardan daha derin ve yaşamsal önemdedir. Çünkü bu sorun Türkiye Cumhuriyeti’nin temeline ve kuruluş ilkelerine yönelik gerçekleşen bir saldırıdır. Bu saldırı Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına kast etmektedir.

Yunanistan hükümeti bu cesareti kuşkusuz ki AKP iktidarından almaktadır. Nitekim AKP’nin ve Türkiye’deki “ikinci cumhuriyetçi” neo-liberal kesimin söylemleri, Yunanistan’daki söz konusu odakların söylemleriyle büyük ölçüde kesişmektedir.

Yunanistan’daki bu odaklar “Kemalizm” terimini, “altı ok” olarak bilinen cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, ulusçuluk, devrimcilik kavramlarının önemi ve değeri irdelenmeden, olumsuzluk içeren bir kavram olarak kullanmaktadırlar. Yunanistan’da bu propagandayı yürütenler aynı zamanda, AKP iktidarının “Kemalist bir iktidardan” daha iyi olduğunu da savunmaktadırlar.

Atatürk’ün çizgisinde yer alanlar Türkiye’nin ulusal çıkarlarını savundukları için, AKP ise ümmetçi bir zihniyetle milli bir bilince sahip olmadığı için, bu Yunanistan’ın çıkarına bir durum olarak görülmektedir.

Oysa uluslararası ilişkiler, kötü niyetli anlık çıkarlar üzerine değil, karşılıklı saygı temelinde, kalıcı ve iyi niyetli yaklaşımlar üzerine inşa edilmelidir.

AKP bugün var, yarın yok. Ama Türkiye Cumhuriyeti her zaman var olacaktır. Dolayısıyla Yunanistan hükümetinin iki ülke arasındaki ilişkileri bu bağlamda değerlendirmesi gerekmektedir. Aynı durum Avrupa Birliği’ndeki diğer ülkeler ve Britanya için de geçerlidir.

Bir ülkenin kurucusuna saygı duymayanlar, o ülkeyle kalıcı ve sağlam ilişkiler geliştiremezler. Yunanistan hükümetinin, “fesli Kadir” olarak da bilinen bir kişinin “Keşke Yunan galip gelseydi” biçimindeki söylemine sığınması utanç verici bir durumdur.

Yunanistan hükümeti AKP’nin ve “fesli Kadir”in peşinden sürükleneceğine, Atatürk ile barış anlaşması imzalayan ve Atatürk’ü Nobel Barış Ödülü’ne aday gösteren Yunanistan’ın eski başbakanı Elefterios Venizelos’u örnek almalıdır.

Yunanistan’daki Atatürk düşmanlığı, 19 Mayıs 1919’un, parlamento kararıyla, sözde “Pontus soykırımının” yıldönümü olarak anılmasına kadar varmıştır. Bu karar AKP iktidarından önce alınmış olsa da, AKP hükümeti bu kararın ortadan kaldırılması için ciddi ve etkili bir girişimde bulunmamıştır.

Oysa 19 Mayıs 1919, Atatürk’ün emperyalizme karşı Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı, bu bağlamda silah arkadaşlarıyla birlikte Samsun’a ayak bastığı tarihtir. Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık mücadelesini “soykırım” olarak nitelendirmek alçaklık, yalancılık ve iftiracılık olduğu gibi, Atatürk’e ve Türkiye Cumhuriyeti’ne hakarettir!

Karadeniz’deki Türklerle Rumların arasındaki çatışmalar, Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Birinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında gerçekleştiği gibi, Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Yunanistan’ın ve Türkiye’nin karşılıklı olarak vardıkları anlaşmaya göre, Yunanistan’daki Türklerin Türkiye’ye, Türkiye’deki Rumların Yunanistan’a göç etmelerinin karara bağlanması da bir “soykırım” olarak nitelendirilemez.

Atatürk monarşik, teokratik ve feodal bir imparatorluğu yıkıp, demokratik ve laik bir devlet kurmuş devrimci ve ilerici bir insandır. Atatürk dünyada, aklı başında ve bilgi sahibi olan herkes tarafından saygıyla anılan bir liderdir.

Onu aşağılamak ve küçümsemek, onu aşağılayanları ve küçümseyenleri alçaltmaktan ve küçültmekten başka bir işe yaramaz.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.