Daily MaverickTrump says men arrested at UK air base used by US were looking to do ‘big damage’ESPN DeportesAmérica asume la iniciativa ante un Necaxa cautelosoInquirerLabor group assails P42 wage hike in Central VisayasESPNFollow live: Rams retake lead as Stafford finds Mumpfield for 48-yard TDThe Jerusalem PostHaifa International Film Festival opens with emotional tribute to Avi NesherPunchOyo 2027: CCII demands issue-based campaigns, decries name-callingالنهار"عملية فيفالدي"... أوكرانيا تفاجئ روسيا والمراقبين경향신문한라산 탐방시간 10월부터 단축···입산 마감 최대 3시간 당겨져New Straits TimesPenang, Johor, Selangor dominate Malaysia's RM354bil August tradeسكاي نيوز عربية"XRG" تُقر الاستثمار النهائي في حقل "أبشيرون" بأذربيجانDaily MailVMAs 2026 best dressed! Taylor Swift dazzles in shimmering gown as she leads the red carpet fashion parade alongside leggy Paris Hilton and scantily clad JoJo中国新闻网江苏队夺得2026年全国女子排球锦标赛冠军
The Daily Newsstand · Free, Always
Monday, September 28, 2026

Gülsen Tuncer’in ardından...

Translate

Son zamanlarda hep “ardından...” yazıları yazmaya başladığımı fark ettim. Hiç dinmeyen bir eksilme duygusu var içimde. En son çok değerli ve çok yönlü bir sanatçıyı, bir mücadele insanını, bir 68’liyi, sevgili dostum, güzel insan Gülsen Tuncer’i yitirdik.

Gülsen Tuncer ile altmış yıllık bir mazimiz var. 1967’de Gülriz Sururi-Engin Cezzar Tiyatrosu’nda, Güngör Dilmen’in yazdığı, Engin Cezzar’ın yönettiği “Kurban” oyununda aynı sahneyi paylaşmıştık. Benim için bir okuldu aynı zamanda orası. Oyuncu kadrosundan Gülriz Sururi ve Engin Cezzar dışında aklımda kalan diğer isimler: Aliye Rona, Güner Namlı, Ülkü Tamer, Meral Küçükerol, Binnaz Gürses. Gülsen Tuncer daha sonra 1968’de de aynı tiyatroda “Zilli Zarife”de oynadı.

Image

ZAMANIN RUHU 

O sırada zamanın ruhu devrimden yanaydı. Bütün dünyada etkisi hissedilen 68 hareketi bizde de kendine özgü renkleriyle gündemdeydi. Sevgili Gülsen Tuncer de bu ruhu hem toplumsal mücadele alanında hem de sanatında paylaşan bir 68’liydi.

Tiyatro çalışmalarının yanı sıra pek çok filmde rol aldı, hem 50 yıllık hayat arkadaşı, değerli sinema yönetmeni Engin Ayça’nın yapıtlarında hem de daha pek çok filmde kamera arkasında da görevler üstlendi. Televizyonda pek çok dizide de rol alan Gülsen Tuncer’in vefatının ardından medyada genellikle bu yönü, özellikle de Aşk-ı Memnu’daki “Arsen Hanım” karakteri öne çıkarıldı. Bir toplumsal ekran deformasyonu söz konusu haliyle. Çünkü Gülsen Tuncer bundan çok daha fazlasıydı. Zamanın ruhu değişse de o değişmedi. Her zaman tavırlı, her zaman tercihleri belli olan bir sanatçıydı. Düşüncesiyle de ruhuyla da bu düzenle barışık değildi.

Atatürk sevdalısıydı ve 68’den son anına dek nabzı hep soldan attı. Gecelerin sunucusu olarak da görürdünüz onu, 12 Eylül faşist darbesinden sonra ünlü Barış Derneği davasının sanıkları arasında da...

İstanbul’un unutulmaz belediye başkanı Ahmet İsvan’ın sanat danışmanlığını da yapan Gülsen Tuncer, başkanın eşi olan, Barış Derneği davasının simge isimlerinden Reha İsvan ile de yakındı. Çünkü ikisi de aktivistti.

GERÇEK BİR AYDIN SANATÇI 

Yalanı, sahtekârlığı sevmezdi Gülsen Tuncer. “Ben bir zamanlar...” diye başlayan cümleler kurduğuna hiç tanık olmadım. Hem ülkesinin hem dünyanın derdiyle dertlenen, ezilenden ve emekten yana gerçek bir aydın sanatçıydı. Cumhuriyet değerlerine sonuna kadar sahip çıkar, 68 ruhunu savunurdu. 2018 yılında Piramid Sanat’ta Bedri Baykam’ın küratörlüğünde düzenlenen “1968: Yarım Asırlık Genç” başlıklı sergi ve etkinlikler kapsamında, Ataol Behramoğlu’nun moderatörlüğünü yaptığı, “68 Kuşağının Kültürel, Sanatsal ve Sosyolojik Dalgaları Dün-Bugün” başlıklı panelde ikimiz de konuşmacıydık. Orada da dile getirmişti bu düşüncelerini.

2024’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin açılış kortejine Filistin bayrağı motifli atkısıyla katılan Gülsen Tuncer’in, aynı yıl yapılan 9. Kısa’dan Hisse Kısa Film Festivali’nin törenindeki şu sözleri onun dünyaya bakışının bir özeti gibiydi: “Bizler biliyoruz ki her gecenin bir sabahı vardır. Ortadoğu’daki bu karanlık ve zulüm bir gün bitecek ve sabah olacak.”

BİR GÜZEL İNSAN 

Aramızda çok yaş farkı yok aslında ama ben ona hep “abla” diye hitap ettim. Çünkü öyle hissettim. Memleketin hallerinden bunaldığımda sığınılacak dost bir ses, enseyi hiç karartmayan, bunu karşısındakine aşılamayı da bilen bir güzel insandı. Her buluşmamızda küçük küçük hediyeler getirmeyi hiç ihmal etmezdi. En son sahneye koyduğum “Faust” ve “Medea Material” oyunlarının İstanbul’daki sahnelenişlerine gelmişti Engin ağabeyle birlikte, yine meşhur hediyeleriyle. Yaşamının önemli bir bölümünü kaplayan kedi sevgisi, kedi motifli hediyelerine de yansımıştı. Oyundan sonra o, ben ve sevgili Meral Çetinkaya herhalde sohbetin güzelliğiyle tiyatroda yolumuzu kaybetmeyi başarmış, “Bu tünelden nasıl çıkacağız?” diye gülüşmüştük. Ne kadar metaforik bir soruydu aslında.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.