Yahya Kemal

Yeni “transfer” dedikoduları da gündemdeyken Cumhuriyet’in dünkü haberine göre, Üsküdar Belediyesi’ne yapılan operasyonla birlikte, İstanbul’daki 15 ilçe belediye başkanı görevlerinden uzaklaştırılmış oldu ve 2024 yerel seçimlerinde CHP’ye verilen oyların tersine, yönetimleri İktidara devredilen ilçe belediyelerinde gasp edilmiş olan oy sayısı 1 milyon 382 bin 746’ya ulaştı.
Ülke çapındaki sayılar çok daha yüksek elbette.
Sandık sonuçlarını tersine çeviren bu operasyon, Demokrasi’ye, yani rejime “Darbe” demektir.
Babamın dostluğu sayesinde Çarşıkapı’daki mütevazı evimizin yemek sofrasında tanıştığım Yahya Kemal, Hayal Şehir adlı şiirinde, güneşin batarken bina camlarında oluşturduğu altın renginden, İstanbul’un binlerce yıllık tarihini ve ihtişamını özler ve yaşanan yoksulluk gerçekliğinin yarattığı düş kırıklığını vurgular.
Üsküdar üzerinden betimlenen “Hayal Şehir”, rüya ile gerçeğin, tarihsel bir ihtişamı anımsatan bir an ile hüzünlü bir yoksulluğun, buluştuğu bir simgedir.
Bugün aynı şehir, Cumhuriyet ve Demokrasi umudu ile beslenen bir hayalin bir kâbusa, bir karabasana dönüşmesini yaşamaktadır!
Salı günkü yazımda, Yahya Kemal göndermem çok beğenilince, bu kez de üstadın ikinci Üsküdar şiiri üzerinden de bir gönderme daha yaptım.
Üsküdar trajedisi, şiirdeki “ALTIN HARFLERLE” tarihe ve geleceğe kazınsın diye! (Cinas’a dikkat!)
Bu kez, kafiyelere de dikkat ederek, aynı vezni tutturma çabası ile bir mersiye!
HAYÂL ŞEHİR
Git bu mevsimde, gurup vakti, Cihangir’den bak!
Bir zaman kendini karşındaki rü’yâya bırak!
Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
Güneşin vehmi saraylar yaratır camlardan;
O ilâh isteyip eğlence hayalhânesine,
Çevirir camları birden peri kâşânesine.
Som ateşten bu saraylarla bütün karşı yaka
Benzer üç bin sene evvelki mutantan şarka.
Mestolup içtiği altın şarabın zevkinden,
Elde bir kırmızı kâseyle ufuktan çekilen,
Nice yüz bin senedir şarkın ışık mîmarı
Böyle mâmûr eder ettikçe hayâl Üsküdar’ı.
O ilâhın bütün ilhâmı fakat ânîdir;
Bu ateşten yaratılmış yapılar fânîdir;
Kaybolur hepsi de bir anda kararmakla batı.
Az sürer gerçi fakîr Üsküdar’ın saltanatı;
Esef etmez güneşin şimdi neler yıktığına;
Serviler şehri dalar kendi iç aydınlığına,
Ezelî mağrifetin böyle bir iklîminde
Altının göz boyamaz kalpı kadar hâlisi de.
Halkının hilkati her semtini bir cennet eden
Karşı sâhilde, karanlıkta kalan her tepeden,
Gece, birçok fıkarâ evlerinin lâmbaları
En sahîh aynadan aksettiriyor Üsküdar’ı
HAYAL ŞEHRE MERSİYE
Git bu mevsimde, akşam vakti, Cihangir’den bak!
Sandığın ışığını karanlık semte bırak!
Başkadır çünkü bu akşam bütün akşamlardan;
Hükmün gölgesi düşmüş kırık camlardan.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.