The Jerusalem PostPainting Nazis stole from French Jew during WWII to be returned to owner's family, Paris court saysPunchLady battling recurring keloids seeks N7m for surgery, treatmentInquirerLegarda seeks inquiry on dumping of pet remains한겨레8일 흐리거나 비, 최저 영하 1도…강원 산지엔 1㎝ 안팎 눈Complete SportsI Knew Nothing About Ronaldo’s Retirement — Portugal Coach JesusZDF heuteAktuelle Pressemitteilungen des ZDFLenta.ruСредства ПВО отразили ночную атаку украинских БПЛАNew Straits TimesIndia's Shami keeps white-ball focus after ending test careerХабрРежим полета стал ритуалом. Только защищает он вовсе не самолетSözcüTürk şirketine kapıyı kapatmıştı... Ugandalı general geri vites yaptı!경향신문‘직원 성추행’ 현직 관악구의원, 불구속 송치Het Laatste NieuwsSabena 25 jaar failliet, economische schok die België diep beroerde
The Daily Newsstand · Free, Always
Saturday, November 7, 2026

Gücünün sınırını bilmek

Translate

Türkiye’de sokaktaki sıradan insanın bile “Michigan kime gidecek” diye tartışacak duruma gelmesi tuhaf değil mi?

Fakat bu tuhaflık bize özgü değil. Özellikle son yıllarda dünyanın hemen her yerinde Amerikan seçimleri bir yerel seçimmiş gibi takip ediliyor.

Aslında sonuçları açısından düşünüldüğünde anlaşılabilir bir durum. Nihayetinde ABD’nin seçimleri dünyadaki siyasi, ekonomik savaşları ya da çatışmaları tetikleyebiliyor.

İran savaşı bunun son örneklerinden biriydi. Trump’ın başlattığı savaşın faturasını hep beraber ödüyoruz.

Bu noktada pek gündeme gelmeyen kritik bir soru var: ABD kendi gücünün sınırını biliyor mu? Yoksa Amerikan siyaseti bir Hollywood filmindeki süper kahraman gibi mi davranıyor?

Foreign Affairs dergisinin son sayısında eski Amerikan Özel Harekât komutanlarından William H. McRaven bu konuda ilginç bir yazı yazdı.

Haberin Devamı

İran savaşının belirsiz hedeflerle saçma bir hal aldığını düşünen McRaven, sorunun Trump’a özgü olmadığını söylüyor.

Dünyanın en gelişmiş ordusuna sahip olsa da Amerika’nın kendi gücünün sınırını kavrayamadığını, bir yanılsama içinde hareket ettiğini anlatıyor.

Üstelik bu durumun yeni olmadığını, Vietnam’dan bu yana aynı senaryonun tekrarlandığını Afganistan, Irak, İran’da sonucun değişmediğini söylüyor.

Yıllarca sahada görev yapmış 4 yıldızlı bir generalin açık sözlü eleştirisi bununla sınırlı değil.    

McRaven, yapay zekâ ve yeni savaş teknolojilerinin de ABD’ye gereksiz bir süper güç kibri getirdiğini düşünüyor. “Teknoloji bir imkân sağlayıcıdır. Savaşın doğasını, coğrafyayı ve düşmanın iradesini ortadan kaldırmaz” diyor. 

Yani birkaç muharebe kazanmanız, genel anlamda savaşı kazanmanız anlamına gelmiyor.

Ona göre ABD’nin İran’da gücünü sınırlayan üç nokta vardı:

- Ahlaki belirsizlik.

- Coğrafi sınırlar.

- Karşı tarafın iradesi.

Bunların hiçbiri dikkate alınmadı. Sonuçları ne Trump’a ne dünyaya fayda sağladı.

Özetle dünyanın en güçlü ülkesi olsanız da gücünün sınırlarını bilmemek büyük bir hata. Herkese beklediğinden daha ağır bir fatura çıkarabiliyor.

Haberin Devamı

Gücünün sınırını bilmek

William H. McRaven

HACKTİVİZM Mİ KİRLİ SAVAŞ MI

GEÇEN gün Avrupa’da tuhaf şeyler yaşanıyor demiştim. Dokuz ülkede marketlerin derin dondurucularına yapılan sanal saldırıların ardından bu kez uçaklara bomba ihbarları yapılmaya başladı.

Son iki-üç gündür farklı ülkelerde birçok havalimanından kalkan uçaklara ilişkin eşzamanlı olarak bomba ihbarı yapılıyor.

İhbarlar asılsız çıksa da uçaklar yön değiştirip acil iniş yapmak zorunda kalıyor. Havalimanları geçici olarak kapatılıyor, binlerce insan mağdur oluyor.

Yine Avrupa’daki bazı kan bankaları da tıpkı marketler gibi hedef haline geldi. Dondurucular sanal saldırıyla bozuldu, onlarca litre kan çöpe gitti.

Haberin Devamı

Saldırıları kendilerine “hacktivist” diyen bazı gruplar üstlendi. Ben bu yaşananların küçük bir grubun oyunu olduğunu düşünmüyorum.

Daha çok insanların en zayıf noktalarını hedef alan kirli bir savaşa benziyor.

Gücünün sınırını bilmek

EN ÖNEMLİ ZİRVE BAŞLIYOR

DÜNYA açısından belki de en önemli zirve Antalya’da başlıyor. İklim krizi, insanlığın önündeki en somut, buna rağmen en kolay reddedilen mesele.

COP31 Zirvesi’nde Türkiye’nin amacı daha önceki konulan hedefler çerçevesinde somut bir sonuç almak.

Masada krizin faturasının sadece gelişmekte olan ülkelere kalmaması için “iklim köprüsü” gibi öneriler var.

Karbondioksit emisyonlarını sıfıra indirmek temel hedef olsa da buna giden yollar üzerinde temel bir anlaşma yok. COP31’de bu sorun etraflı bir şekilde tartışılacak.

Haberin Devamı

Somut bir adım atılabilir mi göreceğiz. Ama Türkiye’nin yine iyi bir ev sahipliği yapacağına eminim.

View the original on Hürriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.