Fırıldaklığın eseri!

Bakmayın kürsüden kükrediğine; işine gelince tükürdüğünü de yalar, süt dökmüş kediye de dönebilir. Bu cümlenin doğruluğuna en sağlam kanıtlar siyasetçilerden geliyor.
Bir bakıyorsunuz hakaretler savruluyor, sonra aniden gülüşmelerle birlikte yakın temaslar kuruluyor. Bu tuhaflığın son örneğini, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu verdi. Anıtkabir’in merdivenlerinden inerken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin koluna girdi ve gülüşmeler eşliğinde sohbet etti.
Bu tavrıyla doğal olarak hem kendi partisi içinden hem de kamuoyundan sert eleştiriler aldı. Kimilerine göre ise bu yalnızca “insani bir tavır”dı. Dervişoğlu, “İnsani davranışımın sorgulamaya açılmasını yadırgıyorum. Sorumlu bir makamdayım diye karakterimi değiştiremem. Bugün olsa yine aynısını yaparım” açıklamasını yapsa da Bahçeli ile Dervişoğlu’nun görüntüsünü sosyal medya hesabında eleştiren İYİ Parti Samsun Milletvekili Erhan Usta gibi tepki gösterenler çoğunlukta.
GÜVEN VERMEYEN KARAKTERLER, DEĞİŞKEN TABİATLAR
Benzer bir tepki, adli yılın açılış töreninde Özgür Özel, Kılıçdaroğlu ile gülümseyerek el sıkıştığında da ortaya çıktı. O zaman da Özel, “Benden 30-35 yaş büyük bir insan, elini uzatmış, selamı almamak tabiatımda yok” açıklamasını yapmıştı.
Demek ki Bahçeli İYİ Parti’yi hedef alarak “fırıldak” diyecek; Dervişoğlu da “Adana tabiriyle kirişteğe dönmüş, İYİ Parti’ye ‘fırıldak’ diyor. Beyefendiye bakar mısın? Biz seni topaç gibi kimlerin çevirdiğini bilmiyor muyuz zannediyorsun!” diye yanıt verecek ama sonra kol kola yürüyecekler.
Demek ki Dervişoğlu, Bahçeli’ye “Sen olmuşsun İmralı, siz varken PKK’ye gerek yok” diyecek ama sonra gülüşerek onunla sohbet edecek.
Demek ki Dervişoğlu, Meclis kürsüsünde DEM Parti’ye “Siz terör örgütünün uzantısısınız. En az onlar kadar alçaksınız, satılıksınız!” diyecek, sonra da TBMM’deki 23 Nisan resepsiyonunda Tuncer Bakırhan’la gülüşecek.
Ve bu ikiyüzlülükleri eleştirenler, “insanlığı çiğnemekle” suçlanacak!
AKLA KARA KADAR FARKLI SÖZ VE EYLEMLER
Bu olaylar, basit bir tokalaşma ya da kol kola girme değildir. Dünyanın neresinde olursa olsun, siyasette sorumlu bir makamdaysanız, sözlerinizle eylem birliğini sağlamazsanız eleştirilirsiniz!
Kimse insanlıktan çıkılmasını talep etmiyor, biraz uzak dursanız zaten kola girmeye de gerek kalmaz, gülüşmeye de.
Ayrıca Bahçeli, yürüyemeyecek kadar zorlanıyorsa artık siyaseti bırakması çok yerinde olur. Bırakmıyorsa da koluna etraftaki kendi partisinden insanlar girebilir.
Boşuna sahte muhalifliğe gerekçe aramayın; herkesten de “Benim liderim işini bilir” yandaşlığını benimsemesini beklemeyin.
SAHTE MUHALEFETE SABIR KALMADI
Belli ki Bahçeli’nin dediği gibi her şey siyaseten görünüşte yapılıyor ve siyasetçiler birbirlerini ağırlarken olan Türkiye’ye ve halka oluyor. Kürsüde alkış için esip gürleyenler, kürsüden inince yumuşuyor, normalleşiyor.
Ama şunun farkında değiller ki cumhuriyetçi yurttaşların bu rezalete ve sahte muhalefete karşı sabrı kalmadı. Cumhur İttifakı, neoliberal politikalarla gericiliği buluşturup emekçileri ezerken, Cumhuriyetin sacayaklarına darbe üstüne darbe indirirken AKP iktidarının 25. yılında ülkedeki en büyük seçmen grubu niye hâlâ kararsızlar diye sakın sormayın.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.