COP31 yolunda dönüşümün adresi kentler

İklim değişikliği artık yalnızca sıcaklık rekorlarıyla gündeme gelmiyor. Kentlerin enerji gereksiniminden su kaynaklarına, ulaşımdan atık yönetimine kadar yaşamın her alanını etkiliyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya nüfusunun yüzde 55’i kentlerde yaşarken bu oranın 2050’de yüzde 68’e ulaşması bekleniyor. Aynı dönemde kent nüfusuna yaklaşık 2.5 milyar kişinin daha eklenmesi öngörülüyor. Ekonomik ve kültürel yaşamın merkezleri olan kentler, enerji tüketimi ve kaynak kullanımı açısından da büyük baskı altında. Dolayısıyla kentlerin geleceğini yalnızca artan nüfus ve altyapı gereksinimleri üzerinden değil, sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum ve yaşam kalitesi üzerinden de tartışmak gerekiyor. Ancak bu dönüşümün önündeki en önemli engellerden biri, gerekli finansmana erişim.
Cumhuriyet olarak, Türkiye’nin başkanlığında 9-20 Kasım’da Antalya’da düzenlenecek COP31 (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı) öncesinde “COP31 Yolunda: Enerjide Sürdürülebilir Dönüşüm” başlıklı bir yuvarlak masa gerçekleştirdik. Moderatörlüğünü üstlendiğim dört oturumda İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve iştiraklerinin temsilcileri, Biotrend’den sektör uzmanı ve İstanbul Teknik Üniversitesi’nden akademisyenler bir araya geldi. Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Mine Esen, Cumhuriyet Yönetim Kurulu üyesi ve yazarı Özlem Yüzak, ekonomi şefi Jale Özgentürk ve yazarımız Arif Kızılyalın’ın katıldığı toplantıda iklim değişikliğiyle mücadeleyi, uyum politikalarını, finansmanı ve kentlerin geleceğini tartıştık.
ENERJİDE DÖNÜŞÜM
İBB Çevre Koruma ve Kontrol Daire Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler, İstanbul’un 2050 yılı için karbon nötr ve dayanıklı kent hedefini hatırlattı. Kentin sera gazı envanterinde sabit enerji kullanımının yaklaşık yüzde 63-64, ulaşımın ise yüzde 27-31 paya sahip olduğunu belirtti. Sıcak hava dalgaları ve taşkınlar gibi tehditlere karşı iklim risk haritaları hazırlandığını anlattı. Bu tablo, emisyonların azaltılması ile iklim değişikliğine uyumun birlikte yürütülmesi gerektiğini gösteriyor.
İTÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, enerji altyapısının iklim etkilerine karşı dayanıklılığını öne çıkardı. Sıcak hava dalgaları soğutma ihtiyacını artırırken kuraklık hidroelektrik üretimini etkileyebiliyor. Kadıoğlu’na göre binalarda yalıtım, gölgelendirme ve kent içindeki yeşil alanlar, enerji tüketimini azaltmanın da araçları.
İstanbul Enerji Genel Müdürü Dr. Yüksel Yalçın ise nüfusun belirli merkezlerde yoğunlaşmasının enerji ve ulaşım altyapısına yük getirdiğine dikkat çekti. Kentlerin taşıma kapasitesine uygun planlama, yerel ekonomilerin güçlendirilmesi ve çatı tipi güneş enerjisi sistemleri üzerinde durdu. İBB’nin Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) da emisyon azaltımı ve iklim değişikliğine uyum hedeflerinin yerel ölçekte somut uygulamalara dönüşmesinde önemli bir yol haritası sunuyor. İstanbul Enerji Proje Müdürü Ersin Aydın da yüksek borçlanma maliyetlerinin yenilenebilir enerji yatırımlarını zorlaştırdığını belirtti.
ATIKTAN KAYNAĞA
Atık yönetimi de iklim değişikliğiyle mücadelenin en önemli adımlarından biri. Özellikle organik atıklardan açığa çıkan metan, güçlü bir sera gazı. İSTAÇ Enerji Yönetimi ve İş Geliştirme Genel Müdür Yardımcısı Fatih Hoşoğlu, İstanbul’da günde yaklaşık 20 bin ton atık oluştuğunu söyledi. İSTAÇ’ın atıktan enerji üretiminde 220 megavat kurulu güce sahip olduğunu, üretimin yaklaşık 2.3 milyon kişinin elektrik gereksinimine karşılık geldiğini aktardı. Hoşoğlu, yatırımlar için finansman mekanizmalarının güçlendirilmesini istedi. Biotrend Sürdürülebilirlik Kıdemli Uzmanı Meltem Malkan, belediye atıklarından enerji üretimi ve geri kazanılabilir malzemelerin ayrıştırılması çalışmalarını anlattı. Metan emisyonlarının azaltılması, biyometan ve sürdürülebilir havacılık yakıtı gibi alanlara dikkat çekerken yatırımların finansman gereksinimini vurguladı. Ancak döngüsel ekonominin önceliği daha çok atıktan enerji üretmek değil; atığın oluşmasını önlemek, yeniden kullanımı ve geri dönüşümü artırmak.
ULAŞIMDA SİSTEM DEĞİŞMELİ
Ulaşımın dönüşümü yalnızca fosil yakıtlı araçların elektriklilerle değiştirilmesi anlamına gelmiyor. Kentlerin ulaşım gereksinimini nasıl karşıladığı, toplu taşımanın erişilebilirliği ve farklı ulaşım seçeneklerinin birbiriyle bağlantısı da emisyonların azaltılmasında belirleyici. BELBİM Genel Müdürü Ceyda Ünal, İstanbul’da günde yaklaşık 8.5 milyon toplu ulaşım işlemi yapıldığını belirtti. İstanbulkart’ın dijitalleşmesiyle ödeme ve erişimin kolaylaştığını anlatan Ünal, farklı ulaşım türleri arasındaki entegrasCOP31 yolunda dönüşümün adresi kentler İklim değişikliğiyle mücadele, yalnızca enerji kaynaklarının değil, kentlerin üretim ve tüketim biçimlerinin de dönüşmesini gerektiriyor. Cumhuriyet’in COP31 öncesinde düzenlediği dört oturumluk yuvarlak masada enerji, atık, ulaşım, uyum ve emisyon azaltım politikaları ele alındı. yonun ve veriye dayalı planlamanın önemine dikkat çekti. Toplu taşımanın güvenilir ve erişilebilir hale getirilmesi, aktarmaların kolaylaştırılması, yürünebilir kentler ve güvenli bisiklet altyapısının geliştirilmesinin özel araç bağımlılığını azaltabileceğini vurguladı.
SU VE ENERJİ
Kentlerin su gereksinimini karşılamak da görünmeyen bir enerji maliyeti yaratıyor. İTÜ öğretim üyesi ve İSKİ Yönetim Kurulu üyesi Prof. Dr. Seval Sözen, İstanbul’un uzak havzalardan su temin etmek zorunda kaldığını anımsattı. Suyun taşınması, arıtılması ve şebeke üzerinden dağıtılması enerji tüketiyor. Bu nedenle şebekedeki kayıpların azaltılması yalnızca su kaynaklarını korumuyor, aynı zamanda suyun yeniden temini ve iletimi için gereken enerjiyi de düşürüyor. Sözen’in değerlendirmesi, kuraklık riskinin arttığı bir dönemde su ve enerji politikalarının neden birlikte planlanması gerektiğini gösteriyor.
Dört oturumun ortak mesajı açıktı: Enerji dönüşümünde hedefler kadar bilimsel planlama, kurumlararası işbirliği ve sürdürülebilir finansman da önemli. COP31’e giderken başarıyı yalnızca üretilen temiz enerjiyle değil, kentlerin ne kadar dayanıklı, yaşanabilir ve adil hale geldiğiyle de ölçmek gerekiyor.
COP31’DE FİNANSMAN SINAVI
Azerbaycan’ın başkenti Bakû’da düzenlenen COP29’da, gelişmekte olan ülkelere yönelik yıllık finansmanın 2035’e kadar en az 300 milyar dolara çıkarılması kararlaştırıldı. Kamu ve özel kaynaklardan sağlanacak toplam finansman içinse yıllık 1.3 trilyon dolar hedefi belirlendi. Ancak 300 milyar dolarlık hedef, gelişmekte olan ülkelerin gereksinimlerinin gerisinde kaldığı ve kredi ağırlıklı finansman sorununa yeterli çözüm getirmediği gerekçesiyle eleştirildi. Brezilya’nın Belém kentindeki COP30’da Bakû-Belém Yol Haritası öne çıktı. Buna karşın taahhütlerle uygulamalar arasındaki açık sürüyor. Antalya’daki COP31, bu açığı kapatmak için önemli bir fırsat. Türkiye’nin duyurduğu İklim Uygulama Köprüsü (BRIDGE), iklim hedeflerini finanse edilebilir projelere dönüştürmeyi amaçlıyor. Ancak yüksek borçlanma maliyetleri, finansmana erişimdeki eşitsizlikler ve yerel yönetimlerin sınırlı kaynakları önemli engeller. Hibe ve uygun koşullu finansman, şeffaflık ve adil erişim belirleyici olacak. Asıl sınav, verilen sözlerin enerji, atık, ulaşım ve su alanlarında somut yatırımlara dönüşmesi.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.