ESPN DeportesBrewers vence por 6-2 a Dodgers y está a un triunfo de instalarse en Serie MundialESPNNLCS Game 3: Takeaways as Brewers push Dodgers to brink of eliminationPunchTinubu campaign: Accord leaders urge Adeleke to clarify loyaltyThe Jerusalem PostPassengers of Egyptian aircraft that landed in Israel before October 7 were businessmen - reportCNN TürkMurat Boz ve Demet Özdemir'den yardım çağrısı! 'DUALARINIZI EKSİK ETMEYİN'InquirerGatchalian flags upcoming power rate hike amid inflation surgeDaily MaverickThe arrogance of scientific certainty — Cape Town’s baboons deserve ethics, not imprisonmentUOLLula comemora aprovação no Senado da PEC do fim da escala 6x1ZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioDaily MailWhite House Press Secretary Katie Zacharia 'did not pass bar exam' as she battles questions over her resumeABC News (Australia)Former stockman jailed for fatal attack on partner in NT town’s CBDسكاي نيوز عربية"تفوق العرق الأبيض" خلف "هجوم محتمل" على معبد هندوسي بأميركا
The Daily Newsstand · Free, Always
Thursday, October 15, 2026

Hava yine kurşun gibi ağır...

Translate

“Hava kurşun gibi ağır” der Nâzım’ın “Kerem Gibi” şiiri. Dün sabah yağmurlu, gri İstanbul’da her şey öyleydi işte. Oksijen bile ağır geliyor, zor giriyordu ciğerlerimize. Kanal kapatıldıktan sonra yüreğim kanayarak Halk TV’ye gittim. Öğleden sonra ben oradayken, demokrasi mücadele yoldaşlarım Uğur Dündar, Ali Mahir Başarır, Gökan Zeybek, Mustafa Sarıgül, Ali Gökçek, Ümit Özlale ve Gökmen Karadağ da oradaydı. Herkes aynı haksızlığa karşı duruşunu sergiliyordu.

Türkiye’de dirençli ödünsüz kalemler, medya girişimcileri, yerel yayın ve demokrasi âşığı halk kitleleri arasında muhalefetin ana akım medyasının üç televizyon kanalı vardı. Önce Ekim 2025’te Tele1 kapatıldı. Dün de Halk TV. Lütfen Sözcü TV’ye ve başta Cumhuriyet olmak üzere özgürlüğün yansıması olan demokrat gazetelerinize gözünüz gibi bakın.

BAY KEMAL’İN HALK TV’Yİ İHBAR ETMESİ HEMEN İŞE YARAMIŞ! 

Bir yandan halkın verdiği oyların rengi ve aidiyeti üstten kararlarla değiştiriliyor, bir yandan toplumun sesi kısılıyor; haber alma ve yayma hakkı, yani temel anayasal haklarımız elimizden alınıyor. “Zamanlama manidar”: Ekrem İmamoğlu’nun dün başlayan tarihi savunmasını en yoğun verecek iki kanaldan biri susturuldu.

Şok olduk mu? Evet. Şaşırdık mı? Kesinlikle hayır... Beş gün önce Kayyım Başkan Bay Kemal, Halk TV’yi KRT’den ihbar etmişti. Dün gereği yapıldı! CHP’liler Başkanları ile gurur duyabilirler. İktidar onun sözlerini ciddiye alıyor; ne güzel değil mi?

30 YIL BOYUNCA BU KURGU NASIL TEZGÂHLANDI?

Bundan otuz, yirmi, on beş yıl önce medya 2. Cumhuriyetçilerin kuşatması altındaydı. Hani şu ılımlı İslamcılarla harika geçinen, viskisever liberal antiKemalistler, neoliberal ekonominin borazanları, AB’nin kayıtsız şartsız destekçileri, resmi ideoloji ve TSK karşıtları sahanın her yerindeydi.

Altıokçu CHP’ye karşı “sosyal demokratçılık” oynayan ezberci takım, Yeni Demokrasi Hareketi, daha sonra belirecek “Yeni CHP”nin gönüldaşları ve ufuktaki “Yetmez ama evet!”çilerin öncü kuvvetleri aynı söylemi tekrarlıyordu. Her düşüncelerini iki masum kelime özetliyordu: “Askeri Vesayet”.

Televizyonlarda, köşe yazılarında, konferanslarda, göl kenarı panellerinde bıkmadan bunu anlattılar. Bu büyük düşman yenildiği gün muhteşem bir demokrasi ve özgürlük adasına geçilecekti! Büyük kapital de çoğu zaman “Atatürkçü” gardıroplarına bağlı görünse bile AB’ye yaklaşmayı, katı devletçi kontrolden uzaklaşmayı, paranın ideolojik temel değerlerden daha yararlı olduğunu düşünmeyi tercih ediyordu. Böylece kusursuz özgürlük ortamı kurulacak, neredeyse “yeryüzünde cennet” tabelası asılacaktı. FETÖ yazarları da bu sahte demokrasi kılıflarının baş aktörlerindendi.

Bu dönemleri neden iyi biliyorum? Çünkü her aşamasında bu zevatla televizyonlarda, makalelerde, kokteyllerde tartışan ana 4-5 isimden biriydim. Bazılarının kâbusuydum! Ilımlı İslam ile liberalizmin evliliği olan Yeni Demokrasi Hareketi’ni en sert eleştirenlerden biriydim. Çok düello yaptık, çok! Patronlar da karşı sütunlarında Kemalist yazar istemeyen 2. Cumhuriyetçilerin gizli “Kemalizme sansür” politikasına daha o günlerden alet oldular. Birinci elden sayısız örneğini yaşadım.

Şimdi bakıyorum, o dönemin doygun, dolgun, havalı, fiyakalı isimleri başrolde değiller. Ana akım medyadaki yerlerini kaybettiler, akademide veya online dünyada yeni alanlar aradılar. Rejim onları kullandı ve bir köşeye attı!

BAKIN YETMEZ AMA EVETÇİLER: HER İSTEDİĞİNİZ OLMUŞ!

Düşünüyorum da bekledikleri dünya gerçekleşti. “Askeri vesayet” yok, teorik tehlikesi bile yok! Altıoklu Parti ikiye-üçe bölündü, resmi ideoloji o kadar yok oldu ki Andımız artık okullarda okunmuyor; fen liselerinin yerine imam hatipler çoğaldı, askeri hastaneler ve eğitim okulları bile tuş oldu.

Peki gerçekten merak ediyorum: “Nerede yanıldık” sorusunu hiç soruyorlar mı? “Hani dediklerimiz olunca Türkiye özgürlüğün tertemiz su gibi içildiği bir rüya ülkesi olacaktı? Niye şimdi hakkını aramak için sokağa çıkan emekliye, işsize, sosyal medya demokratlarına bile tahammül edilmeyen, cezaevlerinin dolup taştığı bir ülke haline geldik?”

Soruyu sorsalar bile yanıtından kaçıyorlar. Özeleştiri kapasiteleri SIFIR. Mühendisler bu kadar ağır hata yapsa yaptıkları köprüler çöker, doktorlar yapsa hastalar ameliyat masasında kalırdı. Ama siyaset ve sosyal bilimlerde yıllarca ahkâm kesip ülkenin rotasını etkileyenlerin verdikleri zararı fark etmek için analitik bir Kemalist beyne ihtiyaç var. Bugünün gençleri, ülkenin demokratik teamüllerden adım adım nasıl uzaklaştırıldığını acaba ne kadar görebiliyor?

ŞİMDİ NİÇİN ŞİKÂYET EDİYORSUNUZ?

İstedikleriniz oldu! Şimdi her muhalif sütun ve sosyal medya alanı şikâyet, şikâyet, şikâyet... Yahu kardeşim, amacınıza ulaştınız, niye nankörlük ediyorsunuz? Sonuçlar istediğiniz gibi olmadı ama her dediğiniz gerçekleşti! Ilımlı İslamcılar ve 2. Cumhuriyetçiler kadrolaştılar; vesayet mesayetten eser kalmadı.

O halde nerede yanıldınız beyefendiler, hanımefendiler? Niye “Biz yanıldık, hem de büyük yanıldık” demiyorsunuz? Medyanın böylesine baskı altına girmesini, ülkenin basın özgürlüğü alanında dünyada 163. sıraya düşmesini de mi beklemiyordunuz? Ne oldu o burnundan kıl aldırmayan beyefendilere? Bütün bunlar olurken demokrasi adına kurulan o parlak cümlelerin nasıl birer birer çöktüğünü bugün hep beraber görüyoruz.

Bir ülkede fon soygunu finans ortamını böylesine sarsmışken, kapital gücüne güç katıp henüz doğmamış soylarının hayatlarını altına boğmaya çalışırken, Parlamento bu skandalın köklerini araştırmak için verilen önergeyi iktidar oylarıyla reddedebiliyorsa bazı şeyler bayağı ters gidiyordur!

Bir ülkede, iktidarın “Bu işin ucu nereye kadar gidiyorsa oraya kadar gidilecek” demesine rağmen, araştırmacı-gazetecilerin soruları, iddiaları ve tüm dosyaları çöpe gidecek şekilde gözaltı, tutukluluk veya ev hapsi yaşıyorlarsa, orada ağır bir çelişki vardır. Krizin siyasi sorumluları-failleri-mağdurlarının isimleri ortada uçuşurken her zamanki gibi o bölgede katı ve tartışılmaz bir dokunulmazlık hüküm sürüyorsa, halkın bu ortamda Parlamento’ya bel bağlayarak tekrar siyasete candan bir güven duyması inanılmaz derecede zorlaşır...

Hayret bir şey gerçekten! Sahiden neyin şikâyeti bunlar? Duyan zanneder ki hâlâ vesayetler dünyası egemen! Pes!

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.