ESPN DeportesEN VIVO: México pierde ante USA con error de Tala RangelESPNFollow live: Julian Hall scores to give USMNT lead over MexicoInquirerNDF seeks Red Cross intervention for wounded, pregnant rebel leaderThe Jerusalem PostDefense Ministry: 1,318 Israeli security personnel killed across all fronts since October 7UOLEleição tem 158 milhões aptos a votar com disputa acirrada entre Lula e Flávio BolsonaroZDF heuteAktuelle Pressemitteilungen des ZDFNew Straits TimesMurdered Yong Peng student dreamed of becoming doctor like late motherSRF NewsHunderte Millionen Verlust – Swiss Steel nimmt Stellenabbau in Deutschland vorEl ComercioLa Kábala, sábado 3 de octubre: Conoce los resultados del sorteo con un pozo de S/ 1′123,767n-tv"Situation nicht unterschätzt": Reiche wehrt sich gegen Vorwürfe wegen zusätzlicher GaseinkäufeBBC NewsBurnham scraps controversial plans to curb jury trials경향신문외국인의 ‘이머전시 레디’ 앱 사용 극히 저조···“재난정보 전달 실효성 낮아”
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, October 4, 2026

Kokuşmuşluğun kokusu

Translate

Annem 103 yaşında. Gençliğinde sürdüğü bir parfümü hatırladı dün. “Yıllarca kullandım” dedi: “Ama ismi hatrıma gelmiyor!”

Hemen gözümün önüne geldi. Şişesi hep şifonyerde dururdu. Misler gibi bergamot, gardenya, yasemin ve sandal ağacı kokardı. Adı: “Zamanın Havası” gibi bir şeydi...

’50 ler ve ’60 lı yıllarda, II. Dünya Savaşı sonrası iyimserliğini müjdeleyen “Her şey çok güzel olacak” vaadinin bire bir sanki cismiydi. Öyle ki, Fransa’nın ünlü bir kristal tasarımcısının elinden çıkmış parfüm şişesinin kapağında, bu gönül okşayan iyimserlik ve özgürlüğün simgesi olan iki kristal güvercin vardı.

“Günümüzün ruh haline böyle karşılık gelecek bir parfüm düşünülse, ne olurdu?” diye düşünmekten kendimi alamadım...

Başvurduğum yapay zekâdan, “Elektronik sigara kokusu gibi sentetik, ıslak asfalt kokusu gibi melankolik katmanlar” yanıtı geldi.

Yapay zekâ özgürlüğün güvercin sembolizmine karşın “güç, otorite ve mutlak teslimiyet” simgesi “siyah orkide”ye gönderme yaptı. Cep telefonları ekranlarını çağrıştıran siyah, mat, kare kesimli, brutalist dizaynlı bir şişe tasviri çizdi.

Şişenin kapağını, görüntüleri çarpıtan bir lunapark aynasının kesiti şeklinde betimledi. Ve parfümün adını koydu: “Distopik Zaman” ya da “Distopya”.

Distopyanın bizatihi parçasına dönüşen yapay zekâ bile yaşadığımız savruluşu böyle tasavvur ediyorsa hesap edin.

EN BÜYÜK SKANDALLAR BİLE ETKİSİZ

Yapay zekânın da giderek “savaş barıştır” koşullanmalarına geçişi yakındır. Gerçek... Orwell kanunlarına çoktan terfi etti çünkü.

Skandallar misal “skandal”dan sayılmıyor bundan böyle. Ne denli iri olurlarsa olsunlar, “muhalif güçlerin iktidara yaptıkları hamleler” şeklinde değerlendiriliyorlar.

Veya “son sürat gündem değiştirme, kitlesel dikkat dağıtma ve oyalama operasyonları” arasında kaybolup gidiyorlar.

Yarım yüzyıl öncesinin Watergate etkisini yaratacak bir skandal misal bundan böyle tahayyül edilemiyor.

Gerçekte skandaldan geçilmiyor ama cümlesi tek bir Watergate yapmıyor.

Nixon’un istifasıyla sonlanan Watergate zamanlarından o kadar, o kadar uzağız ki; emsal teşkil etmemesi için o yol ayrımı deprem bugün sil baştan merceğe alınıyor.

Trump’ın Adalet Bakanlığı, revizyonist bir tarihçinin yönlendirmesiyle Nixon’ın gerçekte bir kriminal değil, (özgür basınca kellesi alınmış!) bir “kurban” olduğunu ispata çalışıyor.

Nasıl bir “distopya”da yaşadığımızı anlayın.

MORS TUA, VİTA MEA 

Trump’ın skandallarının her biri oysa ki “Watergate” iriliğinde.

Ama o yıllardaki gibi hakların genişlediği bir dönemi yaşamıyoruz. Tam tersine demokratik hakların aşındığı, uyutulduğu, geri alındığı bir devinim içindeyiz.      

Donald Trump, 2. kez başkanlığa seçilirken daha hakkında 30 küsur suçtan (sahtekârlık, usulsüzlük, rüşvetten vs.) hüküm vardı. Cinsel saldırı, tecavüz davalarının yanı sıra, Kongre baskınını teşvik etmişti.

2025 başından bu yana ise kripto yatırımlar, piyasa ve de borsa manipülasyonları sayesinde servetine 2.5 milyar dolar civarı servet katmaktan imtina etmedi. “Başkanlık afları”nı bile “af borsasına” bağladı.

Hal böyle olunca özgür basınla sürekli itişti. Ve muhalif basın organlarını Beyaz Saray haberciliğinden sürmeye kalkıştı.

Bunca skandal ne var ki Trump’ın başkanlığını, hayret biçimde tehlikeye atmıyor.

Geçen ay daha en son, Rus istihbaratı ve Putin’e yakın gangster kılıklı bir Rus oligarkın, büyük oğlan Donald Trump Jr.’ın düğününü finanse ettiği ortaya çıktı.

Başkan Baba’nın “Bana ne?” pişkinliğiyle bu benzersiz olayı da omuz silkerek geçiştirmesi üzerine, New York Times “Bu yalnız utanmazlıkla açıklanamaz. Skandallar niye siyasetçileri alaşağı etmiyor?” başlıklı dikkat çekici bir analiz yayınladı. 

Gerçekte yeni değil. Siyaset bilimciler son on yıldır mevzuya kafa yoruyor.

“Skandallar-şok... şok... şok- neden tepki yaratmıyor? Neden iktidarların el değiştirmesine yol açmıyor?”

İlk neden kutuplaşma. “Kimlikçiliğin” etkisiyle futbol fanatiğine dönüşen seçmenler; siyasi zaferi, siyasi erdeme yeğ tutuyorlar. Karşı tarafa; “Senin ölümün, benim yaşamım/ Mors tua, vita mea” gözüyle bakıyorlar.

Medya eskisi gibi “tek gerçek” yerine; yandaş ve muhaliflerin “paralel evrenleri” arasında bölünüyor. Bu ise demokrasileri ayakta tutan en temel sütun olan “kamuoyunun parçalanması”, “tuz buz olması” anlamına geliyor. 

7/24 haber bombardımanı yetmezmişçesine seçmende usanmışlığa ve bir nasır kesbetme haline yol açıyor. Dikkat süreleri daralıyor. Skandallar silsilesi, geride mırıl mırıl tekrar eden bir dip gürültüsüne dönüşüyor.

Utanma ve “oha artık” duyguları aşınıyor.

“Götürdüyse de bizim adamımız götürdü” fanatikliği ile lider ardındaki saflar sıkılaştırılıyor.

“Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” stratejisi ile sistem, rejim, iktidar tarafından eleştirel seslere gözdağı veriliyor. Gerilim köpürtülüyor. Suçlu ile kurban ya da mağdurlar yer değiştiriyor.

Günün konusu bu. ABD’de üzerinde yapılmış onlarca araştırma var: “Skandallar neden liderleri teğet geçiyor?”  

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.