Vatandaşlık dediğin böyle mi verilir?

Bu köşeyi sıkı takip edenler hatırlar. Kırıkkale’deki arsalar üzerinden yapılan sahte vatandaşlık işlemlerini yazdım.
Esenyurt’ta yapılanları yazdım.
Bir başka yazımda ise vatandaşlık işlemleri üzerinden kurulduğu öne sürülen yapıyı anlattım. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nde çalışan M.S.T. isimli kişinin bu yapının bazı üyelerini Çankaya Köşkü’nün 5 No’lu kapısından içeri soktuğuna ilişkin iddiaları belgeleriyle aktardım.
İlgili kamu kurumları bunları o gün ne kadar ciddiye aldı, hangi incelemeleri yaptı bilmiyorum.
Ama bugün önümüzde çok daha büyük bir soruşturma dosyası var.
Sahte ya da gerçeğe aykırı yüksek bedelli ekspertiz raporlarıyla taşınmazların değeri şişiriliyor, yabancıların vatandaşlık için gerekli yatırım şartını yerine getirmiş gibi gösterildiği iddia ediliyor.
Ve soruşturma büyüyor.
Şu ana kadar iki büyük operasyon yapıldı.
İlk dalga Babacan İnşaat bağlantılı işlemlere yönelikti.
İstanbul merkezli 16 ilde düzenlenen operasyonda 90 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi, 72 kişi yakalandı. Dosyada yaklaşık 2.5 milyar liranın Türkiye’ye girişinin sağlanmadığı ve bu yöntemle 687 kişinin usulsüz biçimde Türk vatandaşlığı kazandığı tespit edildi. Daha sonra 32 şüpheli tutuklandı.
7 şirkete kayyum atandı. 1.045 gayrimenkule tedbir konuldu. Bodrum’daki bir otel, 15 araç, bir yat ve 10 banka hesabı da soruşturmanın mal varlığı tedbirleri kapsamına girdi.
Vatandaşlıkların iptal edilmesi için idari süreç başlatıldı.
Dosyada adı geçenlerden biri de EKPA İnşaat’ın sahibi Sezgin Köysüren’di. Köysüren daha önce Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek hakkındaki soruşturmada şikâyetçi/ suçtan zarar gören sıfatıyla ifade vermiş, ayrıca başka bir uyuşturucu soruşturmasında gözaltına alınmıştı.
İlk operasyonun merkezinde ise İbrahim Halil Babacan ve Mehmet Babacan’ın bulunduğu görülüyordu. Soruşturma dosyasında Babacan Grup Yatırım, Babacan Gayrimenkul, B Grup Yapı Sanayi ve bağlantılı şirketler yer alıyordu.
TEK TEK İNCELEDİM
Fakat benim asıl dikkatimi çeken başka bir şey oldu. Vatandaşlık verilenlerin listesi...
687 kişilik listeyi tek tek inceledim. Listede 195 kişi “kendisi”, yani ana başvuru sahibi olarak kayıtlı.
Geri kalan 492 kişi eş, eski eş ve çocuklardan oluşuyor.
Başka bir ifadeyle, soruşturma kapsamında usulsüz vatandaşlık aldığı belirlenen 687 kişinin yaklaşık dörtte üçü yatırım yapan ana kişi değil, onun aile ferdi.
Ve bazı ailelerde sayı tek başvuruda 13 kişiye kadar çıkıyor.
Listedeki isimlerin doğum yerleri açısından baktığınızda İran, Irak, Yemen, Suudi Arabistan ve Afganistan kayıtlarının yoğunluğu dikkat çekiyor. Yani mesele yalnızca “687 kişiye vatandaşlık verilmiş” meselesi değil. 195 ana başvurudan 687 vatandaşlık çıkmış.
Pazartesi günü ikinci dalga geldi.
Bu kez dosyada Gül İnşaat AŞ, Beyaz İnşaat ve LİV Yapı ile bağlantılı işlemler vardı.Şimdi diyeceksiniz ki vatandaşlık işlemleriyle inşaat şirketlerinin ne ilgisi var?
Soruşturmaya göre vatandaşlık için gerekli döviz Türkiye’ye fiilen girmiyor. Aracı şirketlerin ya da satıcıların kendi paraları, sanki yabancının gayrimenkul alımından kaynaklanan para hareketiymiş gibi gösteriliyor.Tapuda muvazaalı satış yapılıyor. Yani taşınmazın değeri gerçeğin üzerinde gösteriliyor. Bunun için yüksek bedelli ekspertiz raporları düzenleniyor. Ve yabancıdan bu işlemler karşılığında kişi başına ortalama 50 bin dolar civarında menfaat sağlandığı tespit ediliyor.
Gül İnşaat ve bağlantılı 24 paravan şirket...
Beyaz İnşaat ve bağlantılı iki paravan şirket...
LİV Yapı ve bağlantılı bir paravan şirket...
Toplam 734 yabancıya yapılan gayrimenkul satışı incelendi.
274 satışın muvazaalı olduğu tespit edildi.
Sonuç?
Aileleriyle birlikte 1070 kişinin usulsüz yollarla Türk vatandaşlığı aldığı belirlendi.
11 kişinin vatandaşlık işlemi ise hâlâ devam ediyordu. Dosyada ayrıca 72 milyon 250 bin dolarlık döviz girişinin gerçekleşmediği belirtiliyor.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in 21 Eylül’deki açıklamasına göre 88 şüpheli hakkında işlem başlatıldı ve 72 şüpheli gözaltına alındı. Bakanlığın son açıklamasında ayrıca 3.5 milyar lirayı aşan işlemin muvazaalı gerçekleştirildiği bildirildi.
İkinci dalgada tamamlanan vatandaşlık işlemlerinde 263 ana başvuru sahibi var. Bu 263 kişinin yanında 807 aile ferdi daha Türk vatandaşı olmuş.
Toplam 1.070 kişi.
Ana başvuru başına ortalama 4.07 vatandaşlık.
Şimdi iki dosyayı yan yana koyun.
İlk dalga: 195 ana başvuru, 687 vatandaşlık.
İkinci dalga: 263 tamamlanmış ana başvuru, 1070 vatandaşlık.
İlk dosyada ana başvuru başına 3.52 kişi düşüyor. İkinci dosyada 4.07.
Ve iki operasyonun toplamında 458 tamamlanmış ana başvuru üzerinden 1757 kişinin usulsüz vatandaşlık aldığı tespit edilmiş durumda.
Bu dosyada baştan aşağıya kim imza attıysa görevi ihmal ve kamu zararı var.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’i, operasyonu yapan savcıları ve Emniyet yetkililerini tebrik ederim. Nihayet bu hususta adım atıldı. Ancak insan bütün bunları okuyunca aynı soruya takılıyor:
Aynı yöntem onlarca, yüzlerce kez tekrar edilirken hangi kurumun ekranında kırmızı ışık yanmadı?
Bir aileden 12 kişi...
Bir başka aileden 13 kişi...
Yüzlerce milyon liralık, milyonlarca dolarlık para hareketleri...
Yüzlerce vatandaşlık...
Bakın bunların hiçbiri bir gecede olmadı.
Daha ne çıkacak?
Bu işin içerisinde kamu görevlileri yok mu?
Göreceğiz.
Ama şimdilik görünen o ki bu dosyanın daha kapağı yeni açılıyor.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.