וואלהאח של מבוקש ניסה לחטוף ללוחם את נשקו - הכוחות ירו בו למוותThe Jerusalem PostUS officials prepare for chaos amid concerns Trump will try use federal power to swing midtermsCNN TürkGalatasaray, Barcelona maçı öncesi stadyum zeminini yeniliyorESPNZverev claims the US Open title amid a chaotic tournament -- and seasonPunchTrump declines appeal to pardon mother accused of killing three childrenInquirerWATCH: Sara Duterte impeachment trial | Sept. 15, 2026Bollywood HungamaSooraj Pancholi DENIES link to Disha Salian death case after CBI FIR names him alongside Aaditya Thackeray, Rhea Chakraborty: “Very unfair and extremely upsetting”Inquirer EntertainmentHundred Islands Film Fest draws top original films in Pangasinan한겨레초소형군집위성 등 15기 탑재 완료…누리호 다음달 우주로Egypt IndependentYemen’s Gate of Tears: How another critical waterway became Iran’s wild cardSözcü40 kişinin yaşadığı köyde bedava ev dağıtılıyorUOLLivro resgata o romance avassalador de Marcel Duchamp e Maria Martins
The Daily Newsstand · Free, Always
Tuesday, September 15, 2026

Savaşa sürükleyen gizli plan! İran’da bütün gözler ona çevrildi… ‘Atandığı yer çok anlamlı’

Translate

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Haberin Devamı

İran ile ABD arasındaki savaş yeniden kızışırken, Hürmüz Boğazı’ndan gelen her yeni haber küresel enerji piyasalarını sarsıyor. Donald Trump savaşın yakın zamanda biteceğini söylese de bölgedeki gelişmeler bunun aksini gösteriyor.

Bir-iki gün önce bir ticari geminin Hürmüz’de vurulduğuna ilişkin yeni raporlar ve Suudi Arabistan’ın insansız hava aracı saldırısı sonrası kritik petrol boru hattını geçici olarak kapatması ve Husilerin kritik ilerleyişi, savaşın etkilerinin çok daha geniş bir alana yayılabileceği endişesini artırdı.

Fakat İran’da yaşananların başka bir boyutu daha var.

Tahran, ABD ile savaşırken aynı zamanda kendi içinde de kimin savaş kararı verdiği konusunda bir mücadele yürütüyor. Bunun en çarpıcı örneği, 7 Temmuz’da Hürmüz Boğazı’nda yaşanan ve ilk bakışta savaşın sıradan bir parçası gibi görünen saldırıydı.

Haberin Devamı

Ticari gemilerin hedef alındığı o günün ardından İran’ın en üst düzey makamlarında taşlar yerinden oynadı. Bazı isimler saldırının emrinden haberdar olmadıklarını söylerken, bazıları kararın en üst makamdan çıktığını savundu. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise yanıtı aranan sorunun peşine düştü: Hürmüz’de o emri gerçekten kim verdi?

HÜRMÜZ BOĞAZI’NDA KONTROLDEN ÇIKAN OPERASYON

İranlı yetkililere göre sahadaki bazı komutanlar, merkezi komuta kademesinden yeni bir onay almaksızın Hürmüz Boğazı’ndaki İran kontrolünü ihlal ettiğini düşündükleri gemilere saldırmalarına izin veren mevcut bir emre dayanarak harekete geçti.

Ancak saldırının ardından dikkat çeken bir başka gelişme yaşandı. Devrim Muhafızları’nın Hatemül Enbiya Merkez Karargâhı, daha önceki ve sonraki operasyonlarda olduğu gibi saldırının sorumluluğunu üstlenen bir açıklama yayımlamadı. 

ABD’li yetkililerin o dönemde yaptığı açıklamalarla birlikte İran içerisinden gelen bilgiler, Tahran’ın saldırıların hemen ardından Washington ve bazı bölgesel müttefiklerine olayın merkezi hükümet tarafından planlanmadığını aktardığını gösteriyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de gerilimi düşürmek amacıyla arabuluculuk konusunda etkili olan Umman’a gönderildi.

Haberin Devamı

Hossein Taeb, head of Iran's Basij militia, ordered the July attack on three merchant ships that collapsed the emerging U.S.-Iran understanding, three senior Iranian officials tell the New York Times.

The strike was decided by a hardline faction without the knowledge of the… pic.twitter.com/iUGMQp2Gh2

— Open Source Intel (@Osint613) September 13, 2026

Peki böyle bir senaryo ne kadar mümkün? Devrim Muhafızları sahadaki bir komutanın mevcut emirleri yorumlayarak böyle bir operasyon düzenlemesine gerçekten izin verebilecek kadar özerk bir yapıya sahip mi?

Konuyu İran’ın askerî ve siyasi yapısını yakından bilen, İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) araştırmacılarından Oral Toğa’ya danıştığımda “Senaryo teknik olarak mümkün ama önce şu ayrımı yapalım. Sahadaki bir komutanın emri geniş yorumlaması ayrı şey, emir zincirinin tamamen dışından bir kararın uygulanması ayrı şey. Birincisi, Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri’nde bilinen bir örüntü. Körfez’de yıllardır gemi taciz etme, alıkoyma, sonra da Tahran’ın mesafeli durduğu olaylar yaşanıyor. Üstelik yapısal bir sebebi de var” dedi ve şöyle devam etti:

Haberin Devamı

“Ali Laricani döneminde DMO, özerk bölgesel karargâhlar biçiminde yeniden düzenlendi. Bu karargâhlar Tahran’daki sivil yönetimden bağımsız karar alabiliyor. Amaç, savaş şartlarında liderlik kaybedilse bile sistemin çalışmaya devam etmesiydi. Ama böyle bir tasarımın kaçınılmaz bir yan etkisi oluyor: Yerel inisiyatifin eşiği düşüyor. Ancak dış basında yer alan iddialar ise daha ağır. Kararı Hüseyin Taib’in verdiği söyleniyor. Yani resmî zincirin dışından bir isim. Şimdi ise Mücteba Hamaney tarafından Besic’in başına getirilmiş durumda ki zaten kendisi ile Mücteba’nın yakınlığı bilinen bir şey. Yani baba tarafından tasfiye edilen isim, oğul tarafından itibarı iade edilerek geri dönüyor.”

Haberin Devamı

İDDİALARIN ODAĞINDA NEDEN HÜSEYİN TAİB VAR?

New York Times’ta yer alan haberde İran içerisindeki soruşturmalarla ilgili bilgi veren üç yetkili, Hürmüz Boğazı’ndaki saldırı kararının arkasında etkili bir istihbarat ismi olan din adamı Hüseyin Taib’in bulunduğunu öne sürüyor. İddialara göre Taib, ABD ile yapılan anlaşmaya başından beri karşı çıktı ve yeni dini lider Mücteba Hamaney’e İran’ın savaşı sona erdirerek anlaşmayı kabul etmekle hata yaptığını söyledi.

Taib, Devrim Muhafızları’nın istihbarat teşkilatının başında 20 yıldan fazla görev yapmış, İran’ın güvenlik yapılanması içerisindeki en etkili isimlerden biri olarak biliniyor. Önceki dini lider Ali Hamaney tarafından 2022’de görevden alınan Taib, İsrail’in İran güvenlik kurumlarına sızması ve başarısız olunan bir operasyon gibi gelişmelerin ardından görevini kaybetmişti.

Haberin Devamı

Ancak savaşın başlaması ve Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından Taib yeniden etkili bir konuma yükseldi. İranlı yetkililer, Mücteba Hamaney’in babasının yerine dini lider olarak seçilmesinde Taib’in önemli rol oynadığını belirtiyor.

Mücteba Hamaney’in göreve gelmesinin ardından Taib’in, ülkedeki iç muhalefeti bastırmakla görevli Besic’in başına getirildiği biliniyor. Taib ise son dönemde yaptığı açıklamalarda müzakerelere kategorik olarak karşı olmadığını savundu. Ancak İran’ın haklarını hiçe sayan ve ülkeyi “düşmanın aşırı taleplerine” boyun eğmeye zorlayan görüşmelerin kabul edilemeyeceğini söyledi.

Yine New York Times’ta yer alan haberde İran konusunda çalışmaları olan ve hükümetle yakın temaslarını sürdüren eski yetkili Alireza Namvar Haghighi ise saldırının amacının doğrudan barış sürecini sabote etmek olduğunu savundu. Haghighi’ye göre gemilere yönelik operasyon, Trump ile varılan mutabakatı bozmak ve gelecekte yeni bir anlaşma yapılmasının önünü kapatmak amacıyla planlandı.

‘TAİB’İN DÖNÜŞÜ, TEK BİR OPERASYONDAN ÇOK DAHA ÖNEMLİ, ÇÜNKÜ BESİC’İ ELİNDE TUTAN SOKAĞI ELİNDE TUTAR’

“Taib’in dönüşü, tek bir operasyondan çok daha önemli” diyen Oral Toğa, “Atandığı yer de ayrıca anlamlı. Besic, bir dış operasyon kurumu değil, iç kontrol aygıtı. Akaryakıtın karneye bağlandığı, gıda fiyatlarının uçtuğu ve hırsızlık haberlerinin arttığı bir ülkede Besic’i elinde tutan, sokağı elinde tutar. Yani bu atama bize liderliğin önceliğinin müzakere değil, iç denetim olduğunu söylüyor” dedi. Toğa, şu yorumda bulundu:

-- Mücteba üzerindeki etkisine gelirsek, burada dışarıdan bir ele geçirme yok. Mücteba zaten Besic ve DMO’nun istihbarat yapıları üzerinde nüfuz sahibi biri olarak biliniyordu. Taib de tam olarak o dünyadan geliyor. İkili arasındaki yakınlık, İran-Irak Savaşı’na kadar gidiyor. Dolayısıyla olan şey, Rehber’in kendi ağının kurumsallaşması.

-- Sertlik yanlılarının ağırlığı ise zaten artmış durumda. Çıkan haberlere göre müzakere heyetini devlet televizyonunda ve akşam mitinglerinde açıkça hedef aldılar. Bunun yapısal sebebi basit: Savaşın kendisi onları güçlendiriyor. Her tırmanma, müzakerenin işe yaramayacağı tezini doğruluyor. Yine de tek bir ismi suçlayan anlatıya temkinli yaklaşmak lazım. Çünkü bu anlatı herkesin işine geliyor. Hükümeti aklıyor, DMO komutasını aklıyor, Washington’a da muhatap arama imkânı veriyor.

Savaşa sürükleyen gizli plan İran’da bütün gözler ona çevrildi… ‘Atandığı yer çok anlamlı’

PEZEŞKİYAN KANIT İSTEDİ

Hürmüz saldırısının ardından Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan’ın saldırının emrini kimin verdiğini öğrenmek istediği ve bu konuda sert tepki gösterdiği pek çok kaynakta aktarılıyor. İranlı yetkililere göre bazı generaller, saldırının dini lider Mücteba Hamaney tarafından onaylandığını ileri sürdü. Ancak Pezeşkiyan bu iddiayı kabul etmek yerine kanıt talep etti.

Bu gelişme, İran’ın siyasi ve askerî kanadı arasındaki gerilimin boyutunu ortaya koydu. Yetkililer, yaşanan tartışmalar sırasında üst düzey isimlerin birbirlerine bağırdığını, iki generalin istifa etmekle tehdit ettiğini ve tarafların birbirlerini ihanetle suçladığını aktarıyor. Çatışma yalnızca kişisel bir anlaşmazlıkla sınırlı kalmadı.

İran’ın gelecekte ABD ile nasıl bir ilişki kuracağı, savaşın sürdürülüp sürdürülmeyeceği ve ağır ekonomik baskının nasıl aşılacağı konusunda iki farklı yaklaşım giderek belirginleşti. Bir kanat yeniden müzakere masasına dönülmesini savunurken, sertlik yanlıları ABD'ye ve bölgedeki Amerikan hedeflerine yönelik saldırıların artırılmasını istiyor.

‘HAYALET LİDER’ TARTIŞMASI

İran’daki siyasi krizin daha da derinleşmesinin en önemli nedenlerinden biri ise Mücteba Hamaney’in kamuoyu önündeki görünmezliği. İran sisteminde dini lider, devlet kurumları arasındaki anlaşmazlıklarda son sözü söyleyen makam. Ancak Mücteba Hamaney’in mart ayında göreve gelmesinden bu yana kamuoyu önüne çıkmaması ve doğrudan açıklamalarda bulunmaması, karar alma mekanizmasının işleyişi konusunda soru işaretlerine yol açtı.

Üç İranlı yetkili, Mücteba Hamaney adına yayımlanan bazı yazılı açıklamaların ve mesajların gerçekliğinin, Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan dahil olmak üzere üst düzey isimler tarafından dahi sorgulandığını ileri sürdü.

İran Yüksek Ulusal Savunma Üniversitesi’nde görev yapan din adamı ve akademisyen Alireza Pirouzmand da temmuz sonunda devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, liderin uzun süre görünmemesinin ülke açısından zayıflık yaratabileceğini söyledi.

Savaşa sürükleyen gizli plan İran’da bütün gözler ona çevrildi… ‘Atandığı yer çok anlamlı’

PEZEŞKİYAN’IN LİDERLE GÖRÜŞMESİ BİLE TARTIŞMALI

İran Cumhurbaşkanı’nın dini liderle iletişim kurup kurmadığına ilişkin iddialar da siyasi krizin boyutunu gösteriyor. Pezeşkiyan mayıs ayında Mücteba Hamaney ile görüştüğünü açıkladı. Ancak görüşmenin nerede ve nasıl gerçekleştiğine dair ayrıntı vermedi. Görüşme hakkında bilgi sahibi İranlı yetkililer ise Pezeşkiyan’ın güvenlik nedeniyle camları karartılmış bir ambulansla götürüldüğünü ve burada güvenli bir video bağlantısı kurulduğunu belirtti.

Ekranda, kendisini dini liderin aracısı olarak tanıtan bir kişinin yer aldığı ve iki taraf arasındaki mesajları ilettiği öne sürüldü.İddialara göre Pezeşkiyan, daha sonra yakın çevresinden bir kişiye gerçekten Mücteba Hamaney ile iletişim kurup kurmadığından emin olmadığını söyledi.

Cumhurbaşkanı daha sonra ikinci bir görüşme yaptığını ve bu görüşmenin yaklaşık yedi saat sürdüğünü açıkladı. Pezeşkiyan, görüşmede ekonomik sorunlardan işsizliğe, yaptırımlardan toplumsal birlik ve savaş dönemindeki dirence kadar ülkenin karşı karşıya olduğu çok sayıda başlığın ele alındığını söyledi.

Savaşa sürükleyen gizli plan İran’da bütün gözler ona çevrildi… ‘Atandığı yer çok anlamlı’

‘DENKLEMİ ÇÖZECEK İKİ İHTİMAL VAR’

Peki, Mücteba Hamaney’in kamuoyu önünde görünmemesi ve kararlarının kimler tarafından iletildiğine ilişkin tartışmalar, İran’ın karar alma mekanizmasında gerçek bir otorite boşluğuna mı işaret ediyor? Eğer Pezeşkiyan ile Devrim Muhafızları arasında İran’ın savaş ve müzakere politikasına ilişkin görüş ayrılığı derinleşirse, ülkenin bundan sonraki rotasını kim belirleyecek?

Bu soruma, “Evet, ortada gerçek bir otorite boşluğu var. Mücteba Hamaney, mart ayındaki atamasından bu yana kamuoyu önüne çıkmadı. Adına yazılı mesajlar yayımlanıyor ama doğruluğundan şüphe ediliyor. Doğal olarak şüphe edenler arasında Pezeşkiyan’ın da olduğu iddia ediliyor” cevabını veren Oral Toğa, şu bilgilerin altını çizdi:

-- Sorun da burada. Velayet-i fakih, tek bir hakem üzerine kurulu bir sistem. O hakem görünmez olunca ortaya galibi belli bir güç mücadelesi çıkmıyor. Herkesin onun adına konuştuğunu iddia ettiği ve kimsenin bunu doğrulayamadığı bir düzen ortaya çıkıyor. Bundan sonrasını kim belirleyecek sorusuna gelince, bence cevap Pezeşkiyan değil. Elinde araç yok. Silahlı kuvvetler, yargı, devlet yayıncılığı ve Besic onun kontrolünde değil. Seçimden gelen meşruiyeti var ama kaldıracı yok. Politikayı makamı elinde tutan değil, icrayı elinde tutan belirler. Bugünkü yapıda da bu, güvenlik kurumları demek.

-- Askerî tarafta Ahmed Vahidi, Millî Güvenlik Yüksek Konseyi’nde 9 Ağustos’tan beri Muhsin Rızai, siyasi tarafta Kalibaf ve şimdi Besic’te Taib var. Ama burada önemli bir nokta var. Bunlar tek bir blok değil. Nitekim Vahidi’nin temmuz saldırısından haberi olmadığı söyleniyor. Yani asıl ayrışma, Pezeşkiyan ile DMO arasında değil. Sistemin içinde savaştan çıkış arayanlar ile aramayanlar arasında. Ve bu çizgi, DMO’nun tam ortasından geçiyor. Denklemi çözecek iki ihtimal var. Ya Mücteba ortaya çıkıp hakemlik yapacak ya da ekonomik tablo kararı zorlayacak. Akaryakıt karnesi ve gıda enflasyonu bize ikinci saatin çalıştığını gösteriyor. Asıl soru şu: Bundan sonrasını kim belirleyecek değil, birileri belirleyebilecek mi?

Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri

Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.

View the original on Hürriyet

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.