Spor yazarları Türkiye-Fransa maçını değerlendirdi

İkinci yarıya daha iyi başlayan taraf, Bizim Çocuklar oldu. Özellikle Arda Güler'i durdurmakta çok zorlandı Fransızlar! Arda'nın kullandığı bir korner vardı ki, bir anda ceza sahasında İsmail golle burun buruna geldi. Kafa vuruşunu Maignan süper çıkardı. Fransızlar, baskımızı kırdıktan sonra kalemize yüklenmeye başladı. Uğurcan Çakır ile geriden paslaşarak oyun kurma sevdamız, kalemize gol olarak geri döndü. Olise, Dembele ve Mbappe ile baskı yapan Zidane'ın öğrencileri, Mbappe'yi gördü.
Fransız dünya yıldızı, köşeden topu ağlara gönderdi. Bu golden sonra Bizim Çocuklar risk alarak oynamaya başladı. Biz de çok pozisyon bulduk, Fransızlar da... Arda Güler ile Abdülkerim Bardakcı ile gole çok yaklaştık ama top bizi sevmedi. Geriye düştükten sonra tempoyu yükselten taraf biz olduk.
Fransa'ya karşı iyi futbol oynadık. Oyunun hiçbir bölümünde ezilmedik. Dik durduk, yürekli oynadık. A Ligi'nde ilk sınavımızda kaybettik ama oynadığımız savaşçı ve yürekli futbol ile İtalya maçı öncesinde çok olumlu sinyaller verdik. Mbappe sakatlanıp çıktıktan sonra Fransızların hücum gücü zayıfladı. Dün Fransızlar baskı yaptığında beşli savunmaya döndük.
Beklerimiz hücuma katıldı. Özellikle Ferdi'nin hücuma katkısı iyiydi. Oyun disiplininden kopmadan oynamak güzel. Fransa'nın o kadar geniş bir futbolcu havuzu var ki... Bu havuzundan üç farklı milli takım çıkarabilecek yıldızlara sahip bir Fransa'dan bahsediyoruz. Yeni hocaları Zinedine Zidane ile iyi başlangıç yapmak istiyorlardı. Evet kazandılar.
Başlangıçları iyi oldu belki. Ama öyle abartılacak, tahrip gücü yüksek bir oyunları da yoktu. Fransa'dan sadece ilk yarının son bölümünde baskı yedik. Maçın son anlarında ceza sahası dışında topa koluyla dokunan Uğurcan Çakır, VAR uyarısı ile kırmızı kart gördü. Tam da Uğurcan Çakır formda bir maç çıkarmışken, çok etkili kurtarışlar yapmışken. Bu hiç iyi olmadı. Çünkü İtalya maçı öncesinde Uğurcan Çakır cezalı duruma düştü.
Oyuna giren kaleci Altay da formda olduğunu yaptığı kurtarışlarla gösterdi. Bu oyunun hakkı en azından bir beraberlik olmalıydı. 10 kişi kaldıktan sonra bile Fransa kalesine gol için yüklendik. Fark yaratan isim dünyanın en iyilerinden biri olan Mbappe oldu. Bizim Çocukları ortaya koydukları cesur ve savaşçı futbol nedeniyle kutluyorum. Bazen kaybederken bile çok şey kazanırsın! Bunun meyvelerini İtalya maçında toplayacağız. A Ligi için ışık verdik, umut verdik. ATV'de müthiş bir futbol ziyafetine tanıklık ettik. Maçı anlatan Cüneyt Şen'i ve duayen yorumcu Ömer Üründül'ü de tebrik edelim. Hem maç anlatımı, hem de kaliteli yorumculuk böyle olur işte.
REHA KAPSAL-SEVİYENİN ÜSTÜNE ÇIKMALIYIZ!
Yeni bir heyecan, yeni bir meydan okuma... Bize yakışan yerde; Uluslar Ligi A Grubu'ndayız. 3 tane önemli futbol ülkesi ile oynayacağız. Kendi seviyemizi test etmek açısından çok önemli maçlar oynayacağız. Bir de hepsinin teknik adamları değişti. Dünya Kupası sonrası ilk başlangıcı kendi evimizde Zidane'lı Fransa ile yaptık. Oyunu diziliş olarak top takipteyken 5/2/3 gibi karşılayıp, bu baskı kırıldığında düşük blokta derinde 5/4/1 gibi rakibi karşıladık. Zeki'yi üçüncü stoper yapıp hibrit bir üçlü oluşturduk. Az da olsa kazandığımız toplarla hücuma çıktık.
Ferdi ile net bir fırsattan yararlanamadık. Ataklarda etkili olamadık çok fazla... Bunun nedeni bu kadar savunmayı kalenize yakın yerde kurduğunuzda santrfor olarak kullandığımız Barış'ın yanında oynayan Can ve Arda bu oyun anlayışı ile rakip yarı alanı ve kalesinden uzak kalıyor. Bu alanları hızı ile geçecek oyuncu profilleri değiller. İkisi de çok yetenekli. Zaten bu konu tartışmaya kapalı. Ama bu saha içi rakibi derinde bekleyerek oynanan oyun onlara göre değildi. Bunun sonucu ilk yarı ikisi de beklenilen performansın altında kaldı.
Savunma tamam ama topu kazandığımızda bu hücum geçişini kimlerle yapacağız? Savunmayı hücumun bir parçası olarak kullanmak gerekir. İlk yarı biterken bir 30 ile 45 dakika var. Fransa çok net pozisyonlardan yararlanamadı. Bunu ikinci yarı için teknik heyetimizin iyi okuması gerekiyordu. İkinci yarı daha iyi başladık. Önde oynayarak topa sahip olduğumuz gibi baskılarımız da doğru idi. Bir de köşe vuruşundan İsmail ile net bir golden yararlanamadık. Uğurcan ve Abdülkerim yaptığı bireysel hatadan dolayı çok ucuz bir gol yedik.
Savunmada iyi kademeye giren millilerimiz Fransa'nın zayıf kanat bulup hücumla çökertmesine izin vermedi. İkinci yarıya daha özgüvenli bir oyunla girdik. İsmail'in kale önü yakaladığı fırsatın gol olmayışına üzüldük. Yüklendiğimiz dakikalardı. Uğurcan ile başlayan Abdülkerim ile devam eden geriden çıkış zorlaması gereksizdi. Mbappe affetmedi. Basit gol yedik. Direncimiz ve isteğimizin kırılmaması beraberlik golünü arayışımız yüksekti. Doğru ve başarılı oyunumuz devam etti.
Dağılmadık. Farkın büyümesine izin vermemenin ötesinde beraberliği kaçırdık. Milli takımımızın Dünya Kupası'ndan sonra böylesine pozitif oyunla dönmesi güven verdi. 45 yaşındaki Elit kategori hakemi Alman Felix Zwayer kariyeri, başarıları ve geçmişte yaşadığı handikaplarıyla bildiğimiz bir hakem. Sakin, kararlı, otoriter ve oyuncularla iletişimi iyiydi. Basit temasları oynattı, topu oyunda tuttu. 31'de Barış Alper kendini çok kolay bıraktı öyle penaltı olmaz. Devam kararı doğru.
Ülke futbolu, futbolcuları ve hakemlerimiz olarak basit temaslarda kolayı seçip mikroskobik faul aramak üretmek yerine savaşan temaslı çağdaş güncel oyuna dönmeliyiz. Yardımcıların açık ofsaytlarda beklemeden bayrak kaldırmaları çok doğruydu. 85'te kaleci Uğurcan ceza alanı dışında kol ile oynadığı gerekçesiyle VAR müdahalesi geldi, kırmızı gördü.
TURGAY DEMİR-MÜCADELE ETTİK AMA!
Deschamps döneminde yıldızlarıyla parlayan Fransa Milli Takımı, 14 yılın ardından Zinedine Zidane'la farklı bir kimliğe bürüneceğini daha ilk maçında gösterdi. Tüm oyuncular birbirlerine daha yakın oynuyor. Kanat oyuncuları sadece çizgide beklemiyor. Orta saha ile hücum arasındaki mesafe azalıyor. En önemlisi, Mbappé veya Dembélé'nin bir şeyler yaratmasını beklemek yerine, takımın kendisi pozisyon üretmeye çalışıyor. Böyle bir rakip karşısında ilk yarım saatte kesinlikle başa baş oynadık. İlk yarının son bölümünde ise Fransa aldı sazı eline ve üzerimizde büyük bir baskı kurdu. Cherki, Koné, Rabiot, Olise, Dembélé ve Mbappé... Her biri kendi yeteneklerini Zidane'ın oyun kurgusu içinde sergilemeye çalışırken takım oyununa da katkı verdi.
İkinci yarının başlarında oyuna yine iyi başladık. İsmail Yüksek'in altı pastan yaptığı kafa vuruşunda top ağlara gitmiş olsa, maçın başka bir hikâyesi olabilirdi. Olmadı. O pozisyonun ardından savunmamızdaki riskli paslaşmaların sonrasında Mbappé golü attı... Arda Güler'in üstün gayretiyle ön tarafta tutunmaya çalışıyorduk. Barış Alper, Oğuz Aydın ve Can Uzun biraz daha etkili olabilseler, amacımıza ulaşabilirdik. Karşımızda dünya şampiyonu bir takım vardı. Böyle bir rakipten puan almak için en azından bir gol atmak gerekir.
O golü bulamadık. Bulsak, belki de bu zor maçtan puanla ayrılabilirdik. Ama şunu da söyleyelim: Bu takım, dünyanın en güçlü ekiplerinden birine karşı son düdüğe kadar mücadele etti. Eksiklerimize, rakibin kalitesine rağmen vazgeçmedi. Ve Kocaeli'de tribünleri tıklım tıklım dolduran taraftarımız... Muhteşemdiniz! Her birinizin yüreğine sağlık.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.