PunchEPL: Glasner raises doubts over Nottingham Forest futureESPNClemson's Swinney irked by 'shameful' plane banner urging FSU to fire NorvellESPN DeportesCarrick minimiza riesgo de entrar en zona de descensoSky TG24Sciopero, Cgia: "Costo per il Paese vicino a 1 miliardo di euro"한겨레쿼드 “자의적 수출 규제·과잉생산”…중국 ‘공급망 교란’ 공동대응 나서InquirerIlocos Sur town promotes zero-waste practices in cemeteriesInquirer EntertainmentA tribute to Hollywood’s departed legends this All Saints’ DayZDF heuteEntdecken Sie das ZDF-NachrichtenstudioCNN TürkHatay'da ciple çarpışan motosikletli yaralandıThe South AfricanKaizer Chiefs star Mfundo Vilakazi admits he has changedSözcüTürklerin çalışmak için koşarak gittiği ülkede şaka yapmak yasaklandıCumhuriyetTV yayın akışı 1 Kasım Pazartesi! Bugün hangi kanalda ne var?
The Daily Newsstand · Free, Always
Sunday, November 1, 2026

‘Dikkat! Sosyalleşme kotanız dolmuştur’

Translate

Bütün hafta heyecanla beklediğiniz partide bir süre sonra evinizdeki koltukta uzanmanın hayalini kurmaya başlıyorsanız sosyal piliniz tükenmiş olabilir. Uzmanlara göre sosyal medya çağında tekrar şarj olmak da kolay değil.

Haberlerimizi Google’da Takip Edin

Gelişmelerden anında haberdar olun.

Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin

Haberin Devamı

Pandemiden sonra birçoğumuz kendimizi sokağa attık, sosyalleşmenin binbir yeni yolunu keşfettik. Sabah kahve partileri, gece koşu grupları... Sosyal medya çağında görmek ve görülmek de önemli olunca o parti senin, bu davet benim gezdik durduk. ‘Yalnızlık’ kelimesi sanki yasaklı listemizdeydi. Aslında haklıydık, Dünya Sağlık Örgütü yalnızlığın fiziksel sonuçlarının, erken ölüm riskini günde 15 sigara içmeye eşdeğer düzeyde artırdığına ilişkin raporlar yayımlıyordu...

Son zamanlardaysa çevremizde daha çok kişiden “Sosyalleşme enerjim bitti”, “Sosyal pilim tükendi” cümleleri duyuyoruz. Bir etkinliğe gittiğimizde insanlarla sohbet etmek sanki yoruyor, bir saat geçmeden evdeki koltuğun hayallerini kurmaya başlıyoruz. Konuyu uzmanlarla konuştuk; klinik psikolog/psikoterapist Dr. Feyza Bayraktar sosyal pilin nasıl tükendiğini anlattı, uzman psikolog Ayben Ertem’se enerjimizi geri getirmenin yollarını gösterdi.

Haberin Devamı

‘BİR SOSYAL ETKİLEŞİMDEN KEYİF ALMAK, YORMAYACAĞI ANLAMINA GELMİYOR’

Dr. Feyza Bayraktar (Klinik psikolog/Psikoterapist)

◊ “Sosyal pilim tükendi” derken neyi kastediyoruz?

Sosyal etkileşimleri sürdürmek için gereken zihinsel ve duygusal kapasitemizin o an azaldığını anlatıyoruz. Sosyal pil, psikolojide doğrudan ölçülen, sınırları belirlenmiş bilimsel bir kavram değil. Daha çok sosyal etkileşimlerin ardından yaşadığımız zihinsel yorgunluğu, duygusal zorlanmayı ve bir süre kendi başımıza kalma ihtiyacını tarif etmek için kullandığımız bir metafor. Çünkü sosyalleşmek, yalnızca biriyle konuşmak anlamına gelmiyor. Karşımızdaki kişiyi dinliyoruz, söylediklerini yorumluyoruz, yüz ifadelerini ve ses tonunu takip ediyoruz, kendi tepkilerimizi düzenliyoruz. Bazen nasıl algılandığımızı düşünüyor, bazen de ortamın beklentilerine uyum sağlamaya çalışıyoruz. Bütün bunlar dikkat, bilişsel kontrol ve duygu düzenleme süreçlerini içeriyor. Burada önemli bir ayrım var: Bir sosyal etkileşimden keyif almak, o etkileşimin bizi yormayacağı anlamına gelmiyor. Çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla harika bir akşam geçirip eve döndüğümüzde kimseyle konuşmak istemeyebiliriz. O anki sosyal kapasitemizin sınırına gelmiş olabiliriz.

Haberin Devamı

◊ Yorgun hissetmekle sosyal enerjimizin tükenmesi arasındaki farklar nedir?

Genel yorgunlukta fiziksel ve zihinsel faaliyetlerin pek çoğuna karşı bir isteksizlik yaşayabiliriz. Sosyal yorgunluktaysa özellikle iletişim kurma, konuşmaları takip etme, başkalarının ihtiyaçlarına yanıt verme gibi süreçler zorlayıcı gelmeye başlar. Örneğin kişi yürüyüş yapmak ya da tek başına kitap okumak için kendinde enerji bulabilirken bir telefon görüşmesi yapmak istemeyebilir.

◊ Yabancılarla sosyalleşmek daha mı yorucu?

Tanımadığımız insanlarla birlikteyken sosyal kurallara, karşı tarafın beklentilerine ve nasıl algılandığımıza daha fazla dikkat edebiliriz. Tanıdığımız ve güvende hissettiğimiz insanlarlaysa çoğu zaman kendimizi daha az denetleme ihtiyacı hissederiz. Ama bazen hiç tanımadığımız insanların yanında kendimizi daha özgür hissederken ailemizle ya da yakın çevremizle bir aradayken daha fazla duygusal yük yaşayabiliriz. Bu yüzden sosyal yorgunluğu anlamak için “Kaç kişiyle görüştüm” sorusunun yanında “Bu insanların yanındayken ne kadar kendim olabildim” sorusunu da sormak gerekiyor.

Haberin Devamı

‘TELEFONLA GEÇİRİLEN HER ZAMAN ZİHİNSEL DİNLENME DEĞİL’

Ayben Ertem (Uzman psikolog)

◊ Sosyal pilimiz tükendiğinde onu tekrar nasıl doldurabiliriz?

Öncelikle dinlenmekle dikkatimizi başka bir uyaranla meşgul etmek arasındaki farkı anlamamız gerekiyor. Gün boyunca birçok insanla iletişim kurduktan sonra eve gelip telefonumuzu elimize aldığımızda fiziksel olarak dinleniyor olabiliriz. Ancak zihnimiz sosyal bilgileri işlemeye devam eder. Başkalarının yaşadıkları olayları izlerken farkında olmadan karşılaştırmalar yapabilir, duygusal tepkiler verebilir ve dikkatimizi yeni içeriklere yönlendirebiliriz. Telefonla geçirilen her zamanın zihinsel dinlenme olduğunu söyleyemeyiz.

Haberin Devamı

Sosyal yorgunluğu azaltmak için herkesin aynı yöntemi kullanması gerekmez. Bazı insanlar yalnız kalarak, bazıları yürüyüş yaparak, bazıları kitap okuyarak, müzik dinleyerek veya sevdikleri biriyle sakin bir sohbet ederek toparlanır. Burada önemli olan, kişinin kendi ihtiyacını fark etmesidir. Kendinize şu soruyu sorun: “Şu anda gerçekten dinleniyor muyum, yoksa yalnızca dikkatimi başka bir şeyle mi meşgul ediyorum?”

◊ Dışarı çıkmak istemediğimizde bu kez de sevdiklerimizi ihmal ettiğimizi, onları kırdığımızı düşünüyoruz...

Böyle durumlarda sağlıklı yaklaşım, ilişkiden uzaklaşmak değil, ihtiyacımızı açık ve şefkatli biçimde ifade edebilmektir. Örneğin “Sizinle vakit geçirmeyi çok seviyorum ama bugün gerçekten dinlenmeye ihtiyacım var. Önümüzdeki hafta görüşelim” diyebilmek hem kendi sınırlarımızı korumamızı hem de ilişkiyi sürdürmemizi sağlar. Ancak kişi giderek bütün ilişkilerinden uzaklaşıyor, eskiden keyif aldığı etkinliklere katılmak istemiyor ve yalnızlaşma yaşam kalitesini etkiliyorsa bunun altında depresyon, kaygı, tükenmişlik veya başka güçlükler olup olmadığını değerlendirmek gerekebilir.

View the original on Hürriyet Kelebek →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.