PunchArmy arrests fake soldier accused of defrauding Gombe, Bauchi womenInquirerWater shortage grips Northern Samar capital as El Niño strengthensESPNWil Lutz drills walk-off field goal to defeat Seahawks in OTESPN DeportesDefensiva de Broncos llevan al equipo al triunfo en casaDaily MaverickUkraine hits Russian refinery as Zelensky says ‘we’re done’ with Trump’s energy truceThe Jerusalem PostMajority of Israelis back Haredi draft law, October 7 inquiry, IDI survey findsZDF heuteAktuelle Pressemitteilungen des ZDFGIGAZINENVIDIAが画像・動画・文章をまとめて理解するオープンウェイトAI「Nemotron 3.5 Super VL」を公開、処理コストを40分の1に削減する事例もNHK 社会東海道新幹線 地震防災システム作動で一時運転見合わせも再開New Straits TimesPH assemblymen slam Negri Sembilan government over assembly sitting postponementRapplerIsraeli firm used online ads to run vast spy operation, researchers sayCollider8 Sci-Fi Shows in Space That Are 10/10 Masterpieces
The Daily Newsstand · Free, Always
Friday, October 16, 2026

Unuttun mu bizi?

Translate

Sosyal medyada ağabeyim Zafer Arapkirli’ye denk geldim; BirGün ekranından yemin ediyordu: “Kamuoyunun bilgi alma hakkını sonuna kadar savunacağız. Biz and olsun ki bu ihtiyacı yerine getirmek için yağmurda, karda, tipide gerekirse mermi ateşi altında gazetecilik yapmaya devam edeceğiz!”

Yaptık, yapıyoruz, yapacağız elbette. Peki, yağmurumuza şemsiye, fırtınamıza palto, vurulmamıza pansuman kim olacak? Bunu düşünüyorum bir süredir.

Bir dostumla sohbet ediyordum. Fethullahçıların gazetecilere kurduğu kumpaslara karşı birçok eylemi organize etmiş, hukuksuzlukların hem memlekette hem de dünyada duyulmasını sağlayan isimlerdendi. O günlerle bugünü karşılaştırırken “en acısı kanıksamak” dedi. Haklıydı.

Ezelden beri hak mücadelesi veren gazetecilerden Hilmi Hacaloğlu’nu dinledim sonra: “Sabah Halk TV’nin önüne gittik. Milyonların izlediği TV kanalının önünde gazetecilerin dışında sadece üç yurttaş vardı. En çok izlenen kanalken böyle bir olayla karşılaştığında kimse yanında yoktu. Bu mesele basın özgürlüğünü yerle yeksan eden bir durum.”

Lafı dolandırmayacağım. Halk TV’ye kayyum atanması iktidarın ağır hukuksuzluğudur. Sorumlu, suçlu, sebep memleketi yönetenlerdir. Bununla birlikte, Nâzım’ın dizelerinde yazdığı gibi; bu zulümdeki cüreti de bu satırları okuyan sizden alıyorlar; ondandır ki “kabahatin çoğu senin, canım kardeşim”!

Öyle ya, bu gazeteyi okuyan siz, o televizyon kanalını izleyen siz, gözaltına alınan yazarı takip eden siz, sizin için bedel ödeyen gazeteciler için, yani haber alma hakkınız için gerçekten mücadele ediyor musunuz? Evet, suç değil hak bu.

İşte bu yüzden sorun lütfen kendinize: Kaç kez adliyede yanlarında durdunuz, kaç kez işsiz bir gazetecinin YouTube kanalına bağış yaptınız, kaç kez yasaklanmak istenen bir haberi daha fazla insana anlattınız?

Ve evet, biliyorum. Duyarsızlığa karşı halkı uyandırmayan, korku yerine cesareti bulaştırmayan, ağzını siyah bantla kapayarak eylem ortaya koyduğunu düşünen muhalefet partilerinin de meslek örgütlerinin de sivil toplum kuruluşlarının da günahı çok bu karanlıkta.

Hamaset yapmak istemedim. Gerçek sert ama bu. En ünlüsünden sıradan vatandaşına, yaşatılan kötülükler herkesi ilgilendiriyor. Kimse sanmasın ki hep tanımadığı insanlar bu çığlıkları atacak.

Uğur Mumcu, 25 Ağustos 1975 günü gazetemizde haklı olarak hatırlatmıştı: “Giresun’daki yoksul köylüler. Sizin için öldük. Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Doğu’daki topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki, Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da paramparça elleriyle, ak pamuk toplayan işçiler sizin için öldük. Vurulduk, asıldık, öldürüldük ey halkım unutma bizi!”

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.