ESPNYankees hammer Red Sox again to cruise into ALDSThe Jerusalem PostAt least 24 injured in Bnei Brak nursing home fire, two in serious, unstable conditionESPN DeportesEN VIVO: Cubs y Padres bajan el telón del segundo día de Series de ComodínPunchFG builds new control centre to strengthen power gridInquirerLuistro: Trillanes will no longer be presented as witnessSözcüSlovenya Başbakanı İsrail'i aklamaya çalıştı! Dünyaya rezil olduColliderBlade Officially Returns Following Marvel’s Failed Rebootالنهاركيف ردّت بعثة إيران لدى الأمم المتّحدة على معلومات عن "طردها" من واشنطن؟سكاي نيوز عربية"النهاية تقترب".. تفاصيل انسحاب رونالدو من معسكر البرتغالCapital FMRuto mourns ‘dear friend’ Chivayo after Zimbabwe helicopter crashSBS 뉴스이 대통령 "북한, 신뢰 회복·단절된 대화 복원에 함께하길"The Indian ExpressIndia vs Sri Lanka Live Cricket Score, Asian Games 2026: IND eye final berth against Pakistan
The Daily Newsstand · Free, Always
Thursday, October 1, 2026

İşte hayatımız

Translate

Sonbaharla birlikte dolu dizgin etkinlik mevsimine daldık. Bir yanda sergiler, oyunlar, yeni filmler, konserler; açılan yeni kültür mekanları (CRR, Karaca Tiyatro, vb.)... Fon skandalındaki rezilliklerle, çalıp çırpmakla, devlet adına utançla; 88 gün boşu boşuna kuyuya tıkılan Deniz Göktaş’ın tahliyesine sevinmek arasında kahrolmak... Öte yanda, gerçek suçlulara cezasızlıkla hiç suçu olmayanlara reva görülen cezalar arasında gidip gelmek... Bu çelişkilerle parçalanmamaya çalışmak... İşte hayatımız.

KORKUDAN KORKMAMAK 

25 Eylül’de Dil Bayramı, Aziz Nesin’e adandı. Sevgi Özel’in önderliğinde Dil Derneği’nin Çankaya Belediyesi’yle düzenlediği Ankara’daki törenin ayrıntıları haberlerdeydi. Özgür Özel’e onur ödülünün verilmesiyle olayın dev bir şenliğe dönüştüğünü söyleyebilirim. Haberlerde pek rastlanmayan bizim panele dönüyorum:

Konumuz Aziz Nesin’in kitabından ilhamla “Korkudan Korkmak” başlığını taşıyordu. Yönettiğim panelde TYS Başkanı Adnan Özyalçıner, o çok değerli kitaptan seçtiği başlıklarla harika bir analiz yaptı. Mustafa Balbay bu iktidar döneminde yaşananlara yoğunlaştı. İnsan onurunun korkudan daha büyük, daha üstün olmasıyla mücadeleyi sürdürmenin önemini vurguladı. Uğur Mumcu’nun “Cesur bir kez ölür, korkak bin kez!” sözünü anımsattı. Onur ödülünü de Cumhuriyet gazetesi adına aldı. Üçümüzün birbirimizle paslaştığımız ve sözü, düşünceyi, vicdanı paylaştığımız bir paneldi.

AZİZ NESİN KORKAR MIYDI?

Aziz Nesin korkusuz değildi. Korkuya boyun eğmiyor, korkuya teslim olmuyordu. BUGÜN en çok ihtiyaç duyduğumuz ayrım da bu. Aziz Nesin bugün yaşasaydı korkar mıydı? Bilmiyorum. Ancak korkuya boyun eğmezdi. T

anıklık ettim: Aziz Nesin de korkuyordu. Vakıf için, vakfın çocukları için korkardı. Ancak, onu asıl korkutan, karanlığın topluma egemen olmasıydı. Aklın yerini bağnazlığın, düşüncenin yerini kör inancın, tartışmanın yerini şiddetin almasıydı.

Aziz Nesin korkunun karşısına sorumluluk duygusunu, aklı, tepki göstermeyi, paylaşmayı, mizahı, sözü, örgütlenmeyi ve dayanışmayı koyan insandı.

Aziz Nesin bugün de bize hâlâ “Korkmayın” demiyor: “Aklınızı ve vicdanınızı korkuya teslim etmeyin!” diyor.

“Otoritenin en korktuğu şeylerden biri kendisine gülünmesidir” diyor. “Elimizdeki en büyük silahlardan biri mizah” diyor. “Mizah korkunun panzehiridir” diyor.

“Korktuğunuz şeye gülebildiğiniz anda onun mutlak iktidarından bir parça eksiltirsiniz” diyor. Buradan Deniz Göktaş’a bir selam yollayayım!

Panel boyunca Nâzım Hikmet’in “Kuvayı Milliye Destanı”ndaki bir sorusu aklımı kurcalıyor: “Tavşan korktuğu için mi kaçar; yoksa kaçtığı için mi korkar?”

Korkunun günlük hayatımıza sızmasına izin vermeyin. Korkuyu kanıksamayın! Bunu deyip başka bir törene geçiyorum:

KUŞAKTAN KUŞAĞA ELEŞTİRİ 

Önceki akşam Tiyatro Eleştirmenler Birliği’nin (TEB) 33. Ödül Töreni, İBB’ye ait Beyoğlu Sineması’nda gerçekleşti. Sıcacık bir atmosferde doğaçlamanın yer aldığı, farklı kuşakları bir araya getiren, benim yaşımdakileri gençleştiren, gençleri olgunlaştıran bir kucaklaşmaydı bu tören.

Eleştiri olmadan hiçbir sanatın var olamayacağının tescillenmesiydi adeta. Bu bağlamda Dikmen Gürün’ün “Türk Tiyatrosunu Eleştirilerle Okumak” (Yapı Kredi Yayınları) kitabına sahneden teşekkür etmek çok anlamlıydı.

Onur ödülünü bin yıllık dostum, sevdiğim, saydığım, eserlerine hayran olduğum, tiyatro ustası, insanlık ustası Metin Deniz’e sunmak benim için büyük bir onurdu. Gerekçede tiyatroya bütüncül yaklaşımı, farklı sanat disiplinleriyle kurduğu bağlar, farklı kuşakların sanat anlayışını kucaklaması; tiyatronun sınırlarını zorlaması ve tiyatromuza tüm katkıları vurgulandı.

Burada tüm ödülleri sıralamaya yerim yok. (Bkz: Cumhuriyet kültür sayfası) Ancak En İyi Yönetmen Ödülü’nün Yaşar Kemal’in “Filler ve Karıncalar” oyunuyla (COS Tiyatrosu) Arzu Gamze Kılınç’a verilmesi benim için hiç sürpriz olmadı. Bakalım karıncalar birleşince filleri yenebilecek mi!

Her ödül alanın, gençliğin verdiği zekâ, atılım ve coşkuyla, düşünce ve ifade özgürlüğünü savunması, “içeridekilere” göz kırpması, gelecek adına beni fevkalade umutlandırdı!

Törenden çıkarken Yaşar Kemal kulağıma fısıldıyordu: “Zulmün artsın ki çabuk zeval bulasın. Anadolu’da zalimler için böyle derler.”

Bir yanımda Yaşar Kemal, bir yanımda Aziz Nesin. İşte şu son günler... Korkmadan konuşabileceğimiz, yazabileceğimiz, düşüncemizi paylaşabileceğimiz... Korkmadan yaşayabileceğimiz bir Türkiye Cumhuriyeti umudunu canlı tutmanın tek yolu, mücadeleyi sürdürmektir.

Teşekkürler sevgili Aziz Nesin. Teşekkürler Yaşar Kemal. Teşekkürler her yaştan genç sanatçılar. İyi ki varsınız.

View the original on Cumhuriyet →

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.