Bile bile lades

Olacağı buydu. Sonunda beklenen oldu. Aralarında Tera Yatırım Menkul Değerler AŞ’nin de bulunduğu yedi portföy yönetim şirketinin yol açtığı nur topu gibi yatırım fonu krizimiz oluştu.
Daha 2022’de Mehmet Akdere ve Ahlatçı’nın yol açtığı vadeli işlemler krizinin yaraları sarılmamışken bu kez de yatırım fonu krizi ile karşı karşıya kaldık.
Bu fonları işleten yatırım ve menkul değerler şirketlerinin manipülatif ve riskli işlemlerini sadece izleyen ekonomi yönetimi ve SPK’nin adı şaibelere karışmış şirketlere nasıl izin verdiği de ayrı bir soru işareti.
Zira aralarında en büyük yatırım fon şirketlerinden Tera Yatırım ve Menkul Değerler AŞ’ye borsada halka açılma ve işlem yapma izni verildiği 2022 yılında “SPK’den tartışmalı onay/Bavullarla para taşıyana izin” başlıklı haberimizde gerekli uyarıyı yapmıştık. Bu uyarıdan önce en az 6-7 kez hakkında yakalama kararı bulunan Kasım Garipoğlu’nun GKFX adlı lisansız şirketinde kayıt dışı 14 milyon doları bavullarla gönderip yurtdışı foreks piyasalarında işlem yapan şirketlerinden biri de Tera Yatırım ve Menkul Değerler AŞ’ydi.
Tera Menkul Değerler’e SPK’nin nasıl izin verdiğini sorgulayan 26 Aralık 2022 günkü gazetemizde Miyase İlknur’un haberinde şunlara dikkat çekmiştik:
BAVULLAR DOLUSU PARA TAŞINDI
İngiltere merkezli International Finance House Ltd isimli şirketin Türkiye şubesi olarak faaliyet gösteren ve uluslararası metatrader platformu (Forex) üzerinden işlem yapan GKFX şirketine Kapalıçarşı’daki bazı şirketlerle birlikte Tera Menkul Değerler Şirketi AŞ’nin de bavullarla yaklaşık 350 milyon lira para göndermesi ve kaldıraçlı piyasalarda yatırılan paraları yine bavullarla teslim alması gerek iddianamede gerekse tanık ifadelerinde ayrıntılı olarak anlatılmasına karşın SPK tarafından bugüne kadar bir soruşturma açılmadı. Bu paraların kaynağına ilişkin Bakırköy Cumhuriyet Savcılığı da soruşturma yapmadı.
KARA PARA ŞÜPHESİ
GKFX şirketi müşterilerine ait olan 30 milyon doların profesyonel çalışanları tarafından çalındığı iddiasıyla müşteki olduğu davada paraları kaybolan ve aralarında Tera Menkul Değerler AŞ’nin de bulunduğu şirketlerin davacı olmaması da bavullarla gönderilen paraların kaynağı hakkında merak uyandırdı.
Kara para şüphelerini akla getiren bu işlem iddianamede şöyle geçiyor: “Müşteki dilekçesi incelendiğinde müşteki GKFX Financial Services Ltd isimli şirketin İngiltere merkezli International Finance House Ltd isimli şirketin Türkiye şubesi olduğu, GKFX Financial Services Ltd isimli şirketin finansal anlamda çalıştığı çok sayıda şahıs ya da şirketin olduğu, yürütülen soruşturmaya konu olan olayların müşteki şirketin ülkemizde ağırlıklı olarak çalıştığı AZCO, TERA (Tera Menkul Değerler), DOĞUŞ GOLD, REM (Venbey Yatırım Menkul Değerler AŞ), KUTUP (Haşimoğlu Döviz ve Altın AŞ), MG isimli kurumsal şirketlerle yapılan nakit para işlemlerinden kaynaklandığı, ilgili kurumsal şirketlerin müşteki şirket nezdinde Metatrader Platformu (Forex işlemleri yapılan yazılımsal altyapı) kullanıcı hesaplarının olduğu, bahse konu kurumsal şirketlerin Metatrader Platformu üzerinde işlem yapabilmek amacıyla müşteki şirkete elden nakit paralar getirdikleri, kurumsal şirketler tarafından müşteki şirkete getirilen nakit tutarların kurumsal şirketlerin Metatrader Platformu kullanıcı hesaplarına yansıltıldığı, kurumsal şirketlerin Metatrader Platformu kullanıcı hesabı üzerinden de Forex işlemler gerçekleştirdikleri anlaşılmıştır.
TERA isimli kurumsal müşteri tarafından müşteki şirket nezdindeki Metatrader platformunda 2020 yılı içerisinde 13 milyon 950 bin USD para yatırma, 10 milyon 650 bin USD para çekme işlem hareketlerinin olduğu, 2020 yılı sonu itibarıyla 3 milyon 300 bin USD bakiyesinin olduğu görülmüştür.”
Uzakdoğu piyasasında kaldıraçlı işlemler için yatırım yapan Tera Menkul Değerler’in banka kurma izni aldıktan sonra aynı yöntemi kullanmayacağına ilişkin BDDK ile SPK’nin nasıl bir garanti aldığı bilinmiyor.
BANKER FACİASININ BENZERİ
Ekonomi yönetimi ve SPK, göstere göstere gelen krizin ayak seslerini duymazlıktan geldi. Süreç zira bu Yatırım Fonları’nda düşük işlem hacimli hisselerde pozisyon aldığı ve bu hisse senetlerinin piyasa değerlerinin üzerinde fiyatlandırıldığı, manüpülatif şekilde yükseltildiği ama yeni yatırımcı gelmeyince önce füze hızıyla yükselen hisse senetleri aynı hızla aşağı çekildiği süreç sadece izlendi. Sonunda bu fonlardan “zararın neresinden dönsen kardır” diyerek hızla çıkmak isteyen yatırımcı sayısı çoğalınca likidite krizi yaşandı. Aynı 1980’lerdeki Banker Faciası’nın benzerini yaşıyoruz.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.