AKP ve CHP’nin tezkere aldatmacası

Mekke Ortak Savunma Anlaşması, 279 milletvekilin oyuyla kabul edildi. TBMM’de 592 milletvekili bulunduğuna göre, ittifak anlaşmasının yüksek oyla kabul edildiğini varsayamayız.
Mekke ittifakına karşı çıkan milletvekillerinin sayısı 119. Bu durumda 194 milletvekili oylamaya katılmamış oldu. Demek ki TBMM’nin üçte biri kadar milletvekilinin, Mekke ittifakı gibi önemli bir konuyu oylamaktan çok daha önemli işleri varmış!
İlginç bir durum da şu: Oylamaya katılmayanlar ile reddedenlerin sayısı, ittifakı onaylayanlardan daha fazla; 313’e 279. Elbette denilebilir ki “194 milletvekili oylamaya katılmadı çünkü gerek görmediler, oylamaya katılmayan muhalefet vekilleri salona girseydi, iktidar vekilleri de girerdi.” Olabilir, örneklerini yaşadık. Ancak 1 Mart tezkeresinde tersini de yaşadık.
CHP’nin tutumu
Katılmayanların 59’u AKP’den, 22’si MHP’den ve 4’ü HÜDA PAR’dan olmak üzere, toplam 85’i iktidar cephesinden. 109’u ise “muhalefet” partilerinden. Muhalefet kelimesini tırnak içine aldım çünkü kaçının muhalefet olduğundan emin değilim.
Baksanıza, CHP milletvekillerinin 25’i AKP ittifakını desteklerken 19’u oylamaya katılmadı. Dahası ittifakı onaylayan CHP’li sayısı, MHP’li sayısından da fazla. 24 MHP’li vekil Mekke ittifakını onaylarken 22 milletvekili oylamaya katılmadı.
Bunu butlan operasyonunun bir sonucu ve olası AKP-MHP-CHP “yeni anayasa ittifakının” işareti sayabilir miyiz?
KILIÇDAROĞLU’NUN FORMÜLÜ
Kemal Kılıçdaroğlu, Mekke Anlaşması metni TBMM’ye gelmeden önce karşı çıkıyordu, ittifakın sorunlu olduğunu savunuyordu. Ancak oylamaya doğru tutumu değişti. CHP yöneticileri adım adım “Yemen’e asker gönderilmesine karşıyız ama anlaşmayı onaylayacağız” dediler.
Nitekim Genel Kurul’da CHP’nin TBMM grubu adına konuşan Oğuz Kaan Salıcı, “Sonuna kadar muhalifiz ama Mekke Anlaşması’nın Türkiye için olumlu sonuçlar doğuracak bir güvenlik mimarisi anlaşması olduğunu düşünüyoruz” dedi.
Kemal Kılıçdaroğlu ise dönüşen tutumlarını şöyle formüle etti: “Hükümete değil, devlete destek veriyoruz.”
CHP’NİN SARILDIĞI GEREKÇE
Oğuz Kaan Salıcı, neden bu anlaşmaya evet diyeceklerini şöyle açıkladı: “Eğer bu bir asker gönderme anlaşması olsa bizim oyumuz ‘ret’ olurdu arkadaşlar, bu bir asker gönderme anlaşması değil.”
Oysa Yemen meselesi bu ittifakın öncelikli konusuydu ve anlaşma onaylanmadan, 5 Ekim’deki komite toplantısında, iktidar “Yemen’deki Husilere karşı Suudi Arabistan’a askeri destek vermeyi” zaten kabul etmişti!
Ancak butlan CHP yönetimi, konu bu değilmiş gibi yaparak ve seçmenlerini aldatarak iktidara borcunun bir taksidini bu oylamayla ödemiş oldu!
ANAYASA’NIN 92. MADDESİNDEKİ O AYRINTI
Sadece CHP değil, AKP de aynı aldatmacaya başvurdu: Mekke ittifakını onaylamak, asker göndermek anlamına gelmiyormuş, asker göndermek söz konusu olursa anayasanın 92. maddesine göre tezkere gerekirmiş! Duyan da anayasaya kayıtsız şartsız uyduklarını sanır!
Oysa hem AKP’liler hem CHP’liler, bu savunmalarıyla aslında anayasanın 92. maddesi üzerinden bir perdeleme yapmış oldular. Çünkü anayasanın 92. maddesine göre, evet, Türk askerinin yabancı ülkelere gönderilmesine TBMM karar veriyor ama “uluslararası anlaşma” gereği asker gönderilecekse TBMM’nin iznine gerek kalmıyor! Mekke ittifakı da bir uluslararası anlaşma, üstelik “ittifak üyesine yapılan saldırıya karşı, tüm üyelerin harekete geçmesini” içeren bir “ortak savunma anlaşması”.
Yani AKP ve CHP’nin “Bu asker gönderme anlaşması değil” demeleri bir aldatmacadır. Nitekim iktidar daha önceki birçok asker gönderme uygulamasında da TBMM’nin iznini aramamıştı.
Kısacası Türkiye’nin başını büyük belalara sokma potansiyeli taşıyan bir anlaşmayı tartışmayarak, üstünü karartarak, amaçlarını perdeleyerek TBMM’nin yarısından az milletvekilinin oyuyla kabul ettiler!
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.