Cumhurbaşkanı Erdoğan: Uluslararası sistem iflas bayrağı çekti

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor” diye konuştu.


Haberlerimizi Google’da Takip Edin
Gelişmelerden anında haberdar olun.
Google’da tercih edilen
kaynak olarak ekleyin
Haberin Devamı
CUMHURBAŞKANI Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen ‘TRT World Forumu 2026 Programı’nda yaptığı konuşmada özetle şunları söyledi:
“Enerjiden ekonomiye, yapay zekadan ulaştırmaya, bölgesel krizlerden küresel sınamalara pek çok başlığın istişare edileceği bu platforma değerli fikirleriyle katkı sunacak herkese şimdiden teşekkür ediyorum. Türkiye’nin marka organizasyonlarından biri haline gelen TRT World Forum’u bu yılda başarıyla tertipleyerek bizleri bir araya getiren TRT yönetimine aynı şekilde tebriklerimi ve şükranlarımı iletiyorum.
KÜRESEL MEKANİZMALAR YETERSİZ
Güç rekabetinin giderek sertleştiği, kuralların yok sayıldığı, kural temelli sistemin çok ciddi manada aşındığı, değerlerin adeta toprak kaymasına uğradığı sancılı bir dönemden geçiyoruz. Küresel yönetişim mekanizmaları, karşı karşıya olduğumuz sorunların çözüme ulaştırılmasında yetersiz ve işlevsiz kalıyor. Uluslararası sistemin üzerine bina edildiği norm ve ilkelerin tamamı bugün ayaklar altına alınıyor. Eskinin ölmekte olduğu, yeninin ise henüz doğamadığı yapısal bir krizi hep beraber tecrübe ediyoruz. Akıl ve vicdan sahipleri olarak bu krizi adil ve hakkaniyetli çözümlerle sona erdirmenin hepimizin ortak mesuliyeti olduğuna inanıyorum.
Haberin Devamı
DÜNÜN REÇETELERİYLE ÇARE BULUNAMAZ
Kıymetli misafirler, yalnızca bizler değil, artık tüm dünya şu gerçeği görüyor ve anlıyor. Dünün reçeteleriyle bugünün sorunlarına çare bulunmaz. 81 yıl öncesinin güç ve imtiyaz sahipleri tarafından dizayn edilen mevcut uluslararası sistemin çıkmazlarını hepimiz yakından takip ediyoruz. En başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde cereyan eden hadiselere baktığımızda, sistemin iflas bayrağını çektiği görülüyor. Şu anda on milyonlarca insan savaşların, çatışmaların, istikrarsızlıkların, açlık ve yoksulluğun pençesinde hayata tutunmaya çalışıyor. Durum öyle bir hal aldı ki, zulüm ve kötülük sıradanlaşırken, barış ve sağduyu çağrısı yapanlar azınlıkta kaldı.
GAZZE’DE 75 BİN KİŞİ KATLEDİLDİ
Bakınız, hemen yanı başımızda Gazze’de modern zamanların en büyük soykırımı yaşandı. Ekim 2023’ten bu yana çoğu çocuk ve kadın olmak üzere Gazze’de 75 bin kişi İsrail saldırılarında acımasızca katledildi. 176 bin kişi yaralandı. Bu rakam, 1995’te yine tüm dünyanın gözleri önünde işlenen Srebrenitsa soykırımındaki şehit sayısının neredeyse 10 katına tekabül ediyor. Harabeye çevrilen Gazze’de bugün bile insanlar yıkık dökük evlerde, enkaz yığınları içinde hayata tutunma mücadelesi veriyor. Hastanelerde yakıt ve ekipman sıkıntısı çekiliyor.
Haberin Devamı

BATI ŞERİA DA HEDEF�
Gazze ile birlikte Batı Şeria da bu acımasızlığın hedefi haline gelmiştir. Filistinlileri asırlardır yaşadıkları vatan topraklarından zorla göç ettirmeyi amaçlayan yerleşimci terörü, modern dünyanın kayıtsız bakışları altında her gün daha da pervasız hale geliyor. İnanıyorum ki sizler de takip ettiniz. Önceki hafta aralarında milletvekilleri, akademisyenler ve siyasetçilerin de olduğu uluslararası bir heyetin Batı Şeria’ya girişine izin verilmedi. Yine 20 gün önce Amerika merkezli bir gazetenin foto muhabiri Batı Şeria’daki yerleşimci çete üyeleri tarafından darbedilerek ağır yaralandı. Sadece ekim ayında Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik 3 binden fazla saldırı ve ihlal kayıtlara geçti.”
Haberin Devamı
TRİBÜNDEN SEYREDİYORLAR
Peki, tüm bu olup biten karşısında bizim elimizi vicdanımıza koyup şunu sormamız gerekmiyor mu? Hangi gerekçe böyle bir insan kıyımını, işgali, gaspı meşrulaştırabilir? Çadır kentlere, hastanelere, okullara, masum çocukların yaşadığı evlere bomba atmanın, evleri zaten başlarına yıkılmış insanların üzerine ölüm yağdırmanın, insanları göçe zorlamanın ne tür gerekçeleri olabilir. Hepimiz biliyoruz ki ne bu cinnet halinin, ne de bu cinnet hali karşısında sergilenen acizliğin hiçbir haklı sebebi yoktur ve olamaz. Ortada Müslüman, Hıristiyan veya Musevi fark etmeksizin vicdan taşıyan herkesin itiraz etmesi gereken apaçık bir zulüm vardır. Ve bu zulüm bölgemizin tamamında öfkeyi ve nefreti körüklemektedir.
Haberin Devamı
KONUŞUYORLAR DAĞILIYORLAR
Burada şunu da üzülerek ifade etmek istiyorum: Görevi barışı, güvenliği, istikrarı sağlamak olan uluslararası yapılar, daha önce Ruanda’da, Srebrenitsa’da ve kana bulanan pek çok yerde olduğu gibi Gazze’de de yaşananları tribünden seyretmektedir. İnsanlık trajedilerini endişeyle izlemekten veya endişeyle karşılamaktan, bütün bunlardan başka hiçbir adım atmıyorlar. İranlıların o meşhur atasözünde denildiği gibi ‘oturuyorlar, konuşuyorlar ve dağılıyorlar.’ Bizim de imzalanmasına katkı verdiğimiz Gazze Barış Anlaşması ne yazık ki uygulanmıyor. Uluslararası ilişkilerin temeli olan ahde vefa ilkesi hayata geçirilmiyor. Bu şekilde hiçbir sorunun çözülemeyeceğini artık herkes anlamalıdır. Bu şekilde ancak kin ve nefret ikliminin büyüyeceğini herkes görmelidir.
Haberin Devamı
TÜRKİYE OLUNCA KÂĞITTAN KAPLANLAR
Şurası son derece dikkat çekici ve utanç vericidir: Gazze soykırımı sırasında 270’in üzerinde basın mensubu katledildi. Bunların çoğu işgal güçleri tarafından hedef gözetilerek kasten öldürüldü. Fakat, kimi sözde bağımsız kuruluşların hazırladığı basın özgürlüğü raporlarına göz attığımızda, İsrail’e hâlen iltimas geçildiğini görüyoruz. Türkiye söz konusu olduğunda aslan kesilenler, mesele soykırım şebekesi olunca bakıyorsunuz hemen kâğıttan kaplana dönüşüyor. Kimse alınmasın ama bu, çifte standardın en bayağı hâlidir. En az Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kadar, kendini basın özgürlüğü konusunda otorite sayan bu kuruluşların da güvenirliği sorgulanmalıdır.
ASLA GERİ ADIM ATMAYACAĞIZ
Burada şu gerçeği altını çizerek ifade etmek arzusundayım: Türkiye olarak daha adil ve özgür bir dünyanın inşası için sadece elimizi değil, bütün bedenimizi, kalbimizi, hatta yüreğimizi taşın altına koymuş durumdayız. Filistin’den Yemen’e, Sudan’dan Ukrayna’ya uzanan, hatta vuku bulan tüm bu savaşların, krizlerin, trajedilerin barışçıl yollarla çözüme ulaştırılması için elimizden geleni yapıyoruz. Birileri rahatsız olsa da, birileri kirli kampanyalarla şahsımızı ve ülkemizi yolundan çevirmeye çalışsa da, bundan asla geri adım atmayacağız. Ne pahasına olursa olsun, doğru bildiklerimizi cesaretle dillendirmeye, çözüm önerilerimizi açık yüreklilikle paylaşmaya, hakkı ve hakikati kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz.
ANLAMLI HEDİYE
İstanbul Kongre Merkezi’ndeki program, Suriye’nin Halep kentinde yaşanan katliamı sosyal medya aracılığıyla dünyaya duyuran 17 yaşındaki Bana Alabed ve ailesinin hikâyesi üzerinden, Türkiye’nin mazlum halklara verdiği desteği anlatan bir video gösterimiyle başladı. Sahneye çıkan Alabed, çocukların masumiyetini simgeleyen bir kelebeği Cumhurbaşkanı’na takdim etti. Alabed, 10 yıl önce Beştepe’de kendisini kabul eden Erdoğan’ın elini “10 yıl önceki gibi” diyerek öptü.

Cumhurbaşkanı Erdoğan TRT World’ün düzenlediği programa katılanlarla birlikte fotoğraf çektirdi.
Haber Bültenleri ve E-Posta Tercihleri
Türkiye ve dünyadaki en güncel gelişmelerden haberdar olmak için, bültenlerin gönderileceği e-posta adresini girin.
KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.