ESPNOhtani 'considerably' healthier, expected back in Dodgers' lineup WednesdayThe Jerusalem PostChina's US ambassador warns about 'red lines' ahead of Trump, Xi meetingESPN DeportesWNBA: ¿Quién puede detener a Kelsey Mitchell y Caitlin Clark?InquirerCalapan City launches citizen registry projectUOLLíder opositora é impedida de retornar à VenezuelaThe Hollywood ReporterFormer Miramax Exec Munika Lay Teams With Indie Producer Toni Wang to Launch Luna MediaRapplerAuditors flag gaps, missing docs in OVP’s P168-M disaster aidRMF24Stygmaty, śledztwa i cuda. Kim naprawdę był Ojciec Pio?CNN BrasilTRE-RJ libera candidatura de Rueda por unanimidade3DNewsВ Китае доля угольной энергетики впервые опустилась ниже 50 % по итогам первого полугодияMalay MailUpgraded Asean trade deal brought forward to end-2026, says Singapore DPMسكاي نيوز عربيةالرئيس الإيراني يصل إلى نيويورك
The Daily Newsstand · Free, Always
Wednesday, September 23, 2026

Türkiye’de sosyal politikaların aşınması - Halit Payza

Translate

Sosyal devlet kavramı, yurttaşlarına asgari bir yaşam standardı sağlamayı, gelir eşitsizliklerini azaltmayı ve eğitim, sağlık gibi temel hizmetlere herkesin ulaşabilmesini amaçlayan bir anlayışı ifade eder.

Anayasasının ikinci maddesinde Türkiye’nin bir sosyal hukuk devleti olduğu belirtilmektedir. Buna karşın yıllar içinde uygulanan neoliberal ekonomi politikaları ve sosyal güvenlik alanında yapılan değişiklikler, sosyal devlet anlayışının giderek zayıflamasına yol açmıştır.

EĞİTİMDEN SAĞLIĞA EŞİTSİZLİK 

Bu aşınmanın en fazla hissedildiği alanlardan biri eğitimdir. Özel okullara yönelik teşvikler bir yana, kamu okullarında yaşanan sorunlar eğitimde fırsat eşitliği tartışmasını daha da büyütmüştür. Gelir dağılımındaki adaletsizlik nedeniyle yüksek gelirli aileler çocukları için daha fazla eğitim olanağı sağlayabilirken dar gelirli ailelerin seçenekleri giderek azalmaktadır. Böylece eğitim, herkes için eşit bir kamu hizmeti olmaktan uzaklaşmakta, ailenin ekonomik durumuna göre farklı olanakların ortaya çıktığı bir alana dönüşmektedir.

Sağlık alanında da benzer bir durum söz konusudur. Şehir hastaneleri modeli ve genel sağlık sigortası uygulamasıyla birlikte sağlık hizmetlerinin finansmanı ve sunumu daha karmaşık bir yapıya dönüşmüştür. Yurttaşlar sağlık hizmetlerinden yararlanırken bazı durumlarda ek ödemelerle karşılaşabilmektedir. Sağlık hakkının niteliği açısından bakıldığında, burada yalnızca hastanelerin sayısını veya yapılan yatırımları değil, insanların bu hizmetlere ne ölçüde ve hangi koşullarda ulaşabildiğini de tartışmak gerekir.

EMEKLİLİK SİSTEMİ DE ETKİLENDİ 

Sosyal güvenlik ve emeklilik sistemi de bu dönüşümden önemli ölçüde etkilenmiştir. 2006 yılında yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile emeklilik koşullarında çeşitli değişiklikler yapılmış, emeklilik yaşı ve prim ödeme şartları kademeli olarak artırılmıştır.

Aylık bağlama oranının düşürülmesi de emekli aylıkları üzerinde etkili olmuştur. Çalışma yaşamı boyunca ödenen primlerin emekli aylığına yansıma oranının azalması, özellikle düşük ücretle çalışanlar açısından emeklilik dönemindeki gelirin yetersiz kalmasına neden olmuştur. Bugün birçok emekli geçinmekte zorlanıyor. Kira, gıda ve sağlık giderlerindeki artış, zaten sınırlı olan emekli gelirlerini daha da yetersiz hale getiriyor.

YARDIM DEĞİL, GÜVENCE VE HAK 

Sosyal devlet anlayışındaki gerilemenin bir başka sonucu da sosyal yardımların giderek daha fazla önem kazanmasıdır. Yurttaşın sosyal güvenliğini kalıcı biçimde sağlayan hak temelli politikaların yerine, ihtiyaç sahiplerine yapılan ayni ve nakdi yardımların ağırlık kazanması sosyal devlet anlayışı açısından ciddi bir tartışma yaratmaktadır. Sosyal yardımlar yoksulluğun temel nedenlerini ortadan kaldırmaz. Bu nedenle yoksulluğu yalnızca yardım politikalarıyla yönetmek yerine, insanları sürekli yardıma muhtaç hale getiren koşulların üzerinde durmak gerekir. Türkiye’nin toplumsal refahı ve sosyal barışı açısından sorun sosyal yardımların varlığı değil, insanların neden sürekli yardıma ihtiyaç duyduğudur.

Sosyal devlet, yurttaşın sürekli yardım istemek zorunda kaldığı bir sistem olmamalıdır. Yüksek enflasyon, yaşam pahalılığı ve iş güvencesizliği dar ve sabit gelirli kesimler açısından barınma, beslenme, eğitim ve sağlık giderleri her geçen gün daha ağır bir yük oluşturmaktadır. Sosyal devletin görevi, eşitsizlikleri kaldırmak, yurttaşların temel ihtiyaçlarını güvence altına almaktır.

View the original on Cumhuriyet

KioskNews shows a cleaned-up reading view extracted from the publisher’s page — the original always lives on their site, not ours.